• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #660869
    Anonim

      Bana neden kızdıklarını bilmiyorum; ama benim nelere kızdığımı çok iyi biliyorum…
      – Gelene ağam gidene paşam diyenlere;
      – Güce ve paraya tapanlara;
      – Şöhret ve servet ikilisinden gayri değer tanımayanlara;
      – Bir mum yakacaklarına, sürekli karanlıktan şikâyet edenlere;
      – Normal zamanda esip savururken, iş zora girdiğinde ortada gözükmeyenlere;
      – Sürekli güçten yana eğilenlere;
      – Hayatta var olan güzellikleri ıskalayıp “Her yer karanlık” şarkıları söyleyenlere;
      – Sürekli olarak bardağın boş, ya da dolu tarafını gösterme kolaycılığına kaçıp analiz yapmaya üşenenlere;
      – Hiçbir birikimleri olmadığı halde, allame-i cihan takılanlara;
      – Eski gazetesinde “yandaş”, yeni gazetesinde “amansız muhalif” takılanlara;
      – Evde sert, toplumda “mülayim” görünenlere;
      – Yazılarında “kadına şiddet”i yerin dibine batırırken, özel hayatlarında karısına ve çocuklarına şiddet uygulayanlara;
      – Millete ahlâk dersi veren ahlâksızlara;
      – Spordan başka şeye kafası basmayanlara;
      – Gazetede sadece magazin sayfası okuyanlara;
      – Evlerinde doğru düzgün kitap bulundurmayanlara;
      – Başörtüsü yasağına verip veriştirdikleri halde şirketlerinde başörtülüye yer vermeyenlere ve bunu “durum gereği” gibi gösterenlere;
      – Lüks içinde yaşayanları eleştire eleştire lüks hayat yaşayanlara;
      – Başörtüsünü bir “statü göstergesi” ve “imtiyaz” gibi takanlara;
      – Açılıp saçılmayı “modernlik” sayanlara ve böyle takdim etmeye kalkışanlara;
      – Dini siyasete ve ticarete âlet edenlere;
      – Ülkemizde milyonlarca aç ve evsiz-barksız Müslüman yaşarken, onuncu kez umreye ve bir yolunu bulup bilmem kaçıncı kez hacca gidenlere…
      – Gecelerini gece kulüplerinde heba edenlere;
      – Gazetecilerin yoğun olarak bulunduğu eğlence mekânlarına gidip fotoğraf çekilirken yüzlerini kapatmaya çalışanlara;
      – Devleti hortumladıktan sonra, “vatan-millet” nutku atanlara;
      – Hangi partiden ihale almışlarsa, o partinin borazanını öttürenlere;
      – Kendi fikrini söylemek yerine, başkasının fikrini çürütmeye çalışanlara;
      – Her fırsatta “Laik Türkiye”, ya da “Müslüman Türkiye” diye geveleyenlere;
      – Arabalarının arka camına “Atam izindeyiz”, veya “Huzur İslâmda” gibi çıkartmalar yapıştıranlara;
      – Herkese “dayı”, “amca”, “abla”, “baba” diye hitap edenlere;
      – Beşe mal ettiğini yirmibeşe satanlara;
      – Hesap vermeye sıra gelince “Atatürkçüyüm”, yahut “Müslümanım” diyerek hesap vermekten kaçınanlara;
      – Olur olmaz yerlere bayrak asıp bayrağın simgesel özelliğini hafifletenlere;
      – Her olgunun altında “irtica” arayanlara;
      – Milletin vermediğini almak için cuntalar kurup darbe planları yapanlara;
      – İnançlarının mahiyetini anlama sadedinde tek kitap bile okumayanlara;
      – “İlahi Kitap” diye yücelttiği Kur’an-ı Kerim’in ne dediğini ömür boyu merak etmeyenlere;
      – Trafikte zikzak yaparak yüzlerce kişinin hakkını gasp edenlere;
      – Sinyal vermeyi “acemilik” gibi görenlere;
      – “Memlekette iş yok” diye dolanırken bulduğu işleri beğenmeyenlere;
      – Çalıştığı her anın ücretini aldığı halde, “Memlekete şu kadar yıl hizmetim var” diyerek “ücret”le “hizmet”i karıştıranlara;
      – Herkesin gördüğü ürününü bağıra-çığıra satmaya çalışanlara;
      – Rüşvetten yakına yakına rüşvet verenlere… Sonra da “Memlekette rüşvetsiz iş görülmüyor ki, ne yapayım” diye kendini savunanlara;
      – Çöpe atılması gereken şeyleri sokağa atanlara;
      – Pahalılık nutku ata ata, malını on misli fiyata satanlara;
      – Kendinden ve kendi menfaatinden başka bir şeyi umursamayanlara;
      – Kendi ayakları üzerinde durmak varken, sürekli birilerine dayanarak yaşayanlara;
      – Doktor görünce hastalıklarını, avukat görünce mahkemelerini hatırlayanlara;
      – Hakketmediğini almaya çalışanlara;
      – Hem “bozuk düzen”den yakınıp hem de düzeni bozmaya çalışanlara;
      – “Lider iyi çevresi kötü” diyerek “lider”e toz kondurmayanlara;
      – Her sınır ötesi harekattan sonra “sildik-süpürdük” diye haber yapanlara;
      – Cuntalar bir biri arkasından sökün ettikçe, “Sivil darbeden ne haber” diye sırıtanlara, sivillerin seçimle gelip seçimle gittiğine aldırmayanlara;
      – Yeraltından ve denizden askeri mühimmat çıktıkça, her şey normalmiş gibi davrananlara;
      Çok kızıyorum!

      Yavuz Bahadıroğlu – Vakit
      17/02/2010

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.