Bizden Selam Götürün Mekke ile Medineye
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Gitmeye gücü yetenlerin Beytullah’ı haccetmesi (ziyârette bulunması), Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.” (Âl-i İmrân, 97)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
Bir kimse, yiyecek, içecek ve binecek masraflarına mâlik olup da Beytullâh’a gitmek mümkün iken haccetmezse, onun Yahudi veya Hıristiyan olarak ölmesine hiçbir mânî yoktur!” (Tirmizî, Hac, 3)
Rasûlullah (sav) başka bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuştur:
“Hacla umrenin arasını birleştirin. Zîrâ bunlar günâhı, tıpkı körüğün demirdeki pası temizlemesi gibi temizler.” (Nesâî, Menâsik, 6; İbn-i Mâce, Menâsik, 3)
İşte böyle bir mânevî arınmaya, yenilenmeye ve îman tâzelemeye vesîle olan ve hadîs-i şerîfte “hac ile arasının birleştirilmesi” tavsiye edilen “umre” ibâdeti de çok mühimdir.
Senede bir defâ olan ve muayyen günlerde îfâ edilen haccın dışında, yılın herhangi bir vaktinde ve istenildiği kadar yapılması mümkün olan “umre”, yüksek fazîletine binâen “küçük hac” olarak tâbir edilir. Bu ibâdetin fazîletini de iyi idrâk etmek lâzımdır. (Osman Nûri Topbaş, Hacc-ı Mebrûr ve Umre, Erkam Yay.)
Yağan Nur-i Hüdaya
Merve ile Safa ya
Muhammed Mustafa ya
Bizden selam götürün
Yalvarıp Rabbimize
Dualar edin bize
Muazzam Kabe mize
Bizden Selam götürün
Her yönelen Allaha
Çıkar nurlu sabaha
Al-i Rasülullaha
Bizden selam götürün
Girersiniz ihrama
El sürmeden harama
Sahabe-i Kirama
Bizden selam götürün
Lebbeyk deyip boyuna
Koşun zemzem suyuna
Beni Haşim soyuna
Bizden selam götürün
Mekke ile Medine
iki eşsiz hazine
Cihanyar-ı güzine
Bizden selam götürün
Kavrulan açık başa
Öpülen siyah taşa
Gözlerden akan yaşa
Bizden selam götürün
Yetişir Cemal gayri
Çok sözün yoktur hayrı
Hüccaca ayrı ayrı
Bizden selam götürün