- Bu konu 6 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
6 Mart 2010: 08:57 #661283
Anonim
tartışmalarda,muzakerelerde hakperest ve objektif olmalıyız,insaf
muhabbet,uhuvvet,ihlas dusturlarına uygun olarak cemaatleri , kişileri ,meslek, meşrep, mizaç sahiplerini değerlendirmeliyiz…
bizler eksiği,hatası günahı ve yapamadıklarımızla birlikte nur cemaatine dahil insanlarız…hangi grup,meslek,meşrep,mizaç,kanaat ve görüşte
olursak olalım, Kuran ve Risale-i Nurun bize kazandırdığı
iman,marifetullah ve muhabbetullahdan lemean eden ihlas, sadakat , uhuvvet ,muhabbet prensipleriyle hareket ederiz , etmeye
çalışırız….Allahı gerçek anlamda seven hakiki bir mümin ,Allahı
yürekten sevenleri ve Allahın da sevdiği ihlaslı mumin kulları sever, muhabbet eder en azından saygı gösterir…
Risale-i Nur dairesi zaman içerisinde çok genişlemişdir..değişik
meslek meşrep ve mizaç sahipleri bu davanın içerisinde yer
almıştır..istakbalde dünya çapında genişleyeceğini kıtalar bazında
insanların akıl ve kalblerini fethedeceğini Rabbimizden ümit
ediyoruz…hassas ve sıkıntılı anlarda,musibetlerde,islam
düşmanlarının islam alemine tasallut ve tecavüz anlarında
muhabbet,uhuvvet ve tesanüdümüzü azami derece inkişaf etirmemiz
Peygamberimizin (A.S.M) ve Üstadımızın bizlere en önemli
vasiyetidir..ve de en önemli vazifemizdir..ayrılık,ihtilaf
noktaları yerine nazarımızı ittihad ve ittifak noktalarına
yoğunlaştırmamız ve nurun esaslarını okumak malumat edinmekle birlikte , anlamamız ,malumatı marifete ,hikmete,hidayete ve muhabbete inkilap ettirmemiz ve yaşamamız gerekmektedir..merhum Zübeyr Abimizin teşhis ettiği üzere en büyük hastalıklar ,sıkıntılar okumamaktan,okuduğunu tam olarak
anlamamaktan ,derinlere nüfuz edememekten,sathi nazardan,ülfetten,gaflettten ve nefse muhabbetten kaynaklanmaktadır. Malumatı
artırmak marifetullah değildir..
Merhum Hulusi ağabeyimiznde işaret ettiği üzere; malumat ,ihlas, muhabbet ve uhuvvet
olmadan marifetullaha dönüşmez….adavet edecek ve kızacaksak önce
nefsimize, şeytanımıza kızmalıyız ve kendi günah ,kusur ve
hatalarımızı sorgulamalıyız..acaba musibet ve zor anlarda
sabrediyormuyuz,müsbet hareket ediyormuyuz,tebliğ görevini ne ölçüde
gerçekleştiriyoruz..ve en önemlisi insana yatırım, imana yatırım
yapıyormuyuz,insanları eğitiyor, nasihat ediyormuyuz…yapamıyorsak
bari yapanlara engel olmayalım..onlara dua
edelim..hataları,noksanları varsa yine dua edelim..hüsn-ü zan da bir
nevi o hatalı olduğunu sandığımız kardeşler ve gruplar için dua
hükmündedir..
..elbette arzu edilmeyen istenilmeyen
hatalar kusurlar olabilir..neticeye bakacağız,hikmet ve hayırlı yönüyle değerlendireceğiz hizmetleri… insanlar
sonuçta Risale-i Nurla tanışıyorlar ve sahip çıkıyorlar….zahire bakmak çoğu zaman insanı yanıltır..Hızır
A.S. yaptıklarına zahirde bakarsanız yanılırsınız..özellikle ahir zamanın fitnelerinde okunması anlaşılması ve hakikatlarının yaşanması tavsiye edilen Kehf suresinde Hızır A.S. ile Musa A.S. arasındaki kıssayı mutlaka okumanızı tavsiye derim…Risale-i Nur ism-i Hakimin tecellisi ile çok hikmetli bir surette insanların akıllarını kalplerini fethediyor elhamdulillah..hizmetlerde
neticeye ve niyete bakacağız..hiç birimiz vicdan ve niyet
sorgulayısı değiliz…
neticede hizmetler muvahecesinde bir cemaatin yapamadığını diğer
cemaat gerçekleştiriyor, birbirinin eksiğini tamamlıyor..aslında en kısa sürede bu eksikleri kendi içerisinde tamamlasa cemaatin şahs- ı manevisi çok büyük bir güç kazanacak, osmanlı akıncılarını yeniçerilerin takviye etmesi gibi dünya çapında nurani hizmetlerde fütuhata vesile olacaktır..hizmetlerde tekelcilik asla hayırlı sonuçlar getirmemiştir..nazarları
nefislerden cemaate ve hayırlı işlere yöneltmek, hizmet edenleri de
Allah için sevmek ,hatalar kusurlar varsa giderilmesi için rabbimize dua etmek, bizlere yakışan en iyi davranıştır.
ismail yakup6 Mart 2010: 10:16 #767682Anonim
Malumatı artırmak marifetullah değildir..
Merhum Hulusi ağabeyimizin de işaret ettiği üzere; malumat; ihlas, muhabbet ve uhuvvet olmadan marifetullaha dönüşmez….
yapamıyorsak bari yapanlara engel olmayalım..onlara dua edelim..hataları,noksanları varsa yine dua edelim..
hüsn-ü zan da bir nevi o hatalı olduğunu sandığımız kardeşler ve gruplar için dua hükmündedir..neticede hizmetler muvahecesinde bir cemaatin yapamadığını diğer cemaat gerçekleştiriyor, birbirinin eksiğini tamamlıyor..
hizmetlerde tekelcilik asla hayırlı sonuçlar getirmemiştir..
nazarları, nefislerden cemaate ve hayırlı işlere yöneltmek, hizmet edenleri de Allah için sevmek, hatalar kusurlar varsa giderilmesi için rabbimize dua etmek, bizlere yakışan en iyi davranıştır.………..Allah razı olsun ..
6 Mart 2010: 14:41 #767700Anonim
Allah cc. razı olsun.
6 Mart 2010: 22:07 #767712Anonim
allah razı olsun
6 Mart 2010: 22:22 #767717Anonim
”Malumatı
artırmak marifetullah değildir..Merhum Hulusi ağabeyimiznde işaret ettiği üzere; malumat ,ihlas, muhabbet ve uhuvvet
olmadan marifetullaha dönüşmez..!”
!
ALLAH(C.C.) Razı Olsun.
8 Mart 2010: 11:52 #767810Anonim
Allah cümlemizden razı olsun…
8 Temmuz 2010: 12:11 #772639Anonim
güncelleme
26 Mart 2011: 08:15 #787935Anonim
Bismillahirrahmanirrahim
cemaatler(meşreb ve meslekler) arası ihlas düsturları’ndan DOKUZ EMıRDıR
Amma ehl-i hidayet ve diyanet; ve ehl-i ilim ve tarîkat, hak ve hakikata istinad ettikleri için ve herbiri bizzât tarîk-ı hakta yalnız Rabbisini düşünüp, tevfikine itimad ederek gittiklerinden, manen o meslekten gelen izzetleri var. Za’f hissettiği vakit; insanların yerine Rabbisine müracaat eder, meded ondan ister. Meşreblerin ihtilafıyla, zahir meşrebine muhalif olana karşı muavenet ihtiyacını tam hissetmiyor, ittifaka ihtiyacını göremiyor. Belki hodgâmlık ve enaniyet varsa, kendini haklı ve muhalifini haksız tevehhüm ederek; ittifak ve muhabbet yerine, ihtilaf ve rekabet ortaya girer. ıhlası kaçırır, vazifesi zîr ü zeber olur.
ışte bu müdhiş sebebin verdiği vahim neticeleri görmemenin yegâne çaresi, “dokuz emirdir.”
1 – Müsbet hareket etmektir ki; yani kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adaveti ve başkalarının tenkisi, onun fikrine ve ilmine müdahale etmesin; onlarla meşgul olmasın.
2 – Belki daire-i ıslâmiyet içinde hangi meşrebde olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek…
3 – Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise: “Mesleğim haktır yahud daha güzeldir” diyebilir. Yoksa başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden, “Hak yalnız benim mesleğimdir” veyahut “Güzel benim meşrebimdir” diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek.
4 – Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i ılahînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle…
5 – Hem ehl-i dalalet ve haksızlık -tesanüd sebebiyle- cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı manevînin dehasıyla hücumu zamanında; o şahs-ı manevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlub düştüğünü anlayıp ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı manevî çıkarıp o müdhiş şahs-ı manevî-i dalalete karşı, hakkaniyeti muhafaza ettirmek.
6 – Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için…
7 – Nefsini ve enaniyetini
8 – Ve yanlış düşündüğü izzetini
9 – Ve ehemmiyetsiz rekabetkârane hissiyatını terketmekle ihlası kazanır, vazifesini hakkıyla îfa eder.
(20. lem a) -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.