• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661553
    Anonim

      Selam vermek bir duadır

      “Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.” [Nisa suresi: 86.ayet]

      Selam; karşıdaki insanın Allah’ın rahmetinden feyizlenmesi için bir mü’minin, diğer mü’min kardeşine yapmış olduğu bir duadır. Bu sebeple dinimizde selam vermek çok büyük sünnetlerdendir. Kur’an-ı Kerim’de de bu konuyla alakalı birçok ayet vardır. Mü’minler cennete girerken onların selamlarla karşılacakları belirtilmiş, Allah’ın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e birçok yerde selam verdiği anlaşılmıştır.

      “Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara deki: Size selam olsun” (El-En’am, 6/54.)

      “Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjde getirdiler ve “sana selam olsun” dediler.” (Hûd, 11/69)

      Ahiret hayatında da selamlaşmanın aynı kelimelerle yapılacağı belirtilir. “Melekler: “Sabrettiğinize karşılık size selam olsunnokta.gif.” derler.” “İman edip de iyi işler yapanlar, Rablerinin izni ile içinde sonsuza kadar kalacakları altından ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri söz “selam”dır. (İbrahim, 14/23; bk. Yunus, 10/10)

      “Onlar meleklerin “size selam olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin” diyerek, tertemiz bir şekilde canlarını aldıkları kimselerdir.” (en-Nahl, 16/32)

      “…Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selam verin. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size ayetleri böyle açıklar.” (Nur suresi: 61)

      ‘Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere izin almadan, selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu, sizin için daha iyidir.’ (Nur suresi: 27)

      Selamın İslam toplumunda yaygınlaştırılmasını emreden Allah elçisi, bir hadisinde bunun toplumsal sonucunu şöyle açıklamıştır:

      “Ruhumu kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki, siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir ameli size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız.”

      hadis-i şerifine binaen selam verme dinimizde büyük bir önem arzetmiştir.

      Dinimize göre selam vermek “Selamün Aleyküm” veya “Selamün Aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü” demektir. Hanefi mezhebine göre selam vermek büyük bir sünnet olup, selam almak vaciptir. Bir kişi bir zümreye selam vermişse; o zümreden bir kişi selama icabet ederse herkesin üzerinden vacip hükmü kalkmış olur. Ama kimse selamı almaz ise herkes yükümlü olmuş olur.

      Günümüzde kullanılan “hayırlı sabahlar”, “hayırlı akşamlar”, “iyi günler”, “iyi akşamlar”, “günaydın” veya “tünaydın” gibi deyimler, selam verilenler üzerinde huzur, güven ve esenlik meydana getirebilirse de “İslam’a ait selam”ın yerini tutmadığında açıklık vardır. Belki bu deyimler asıl selamlaşmadan sonra dua ve temenni niteliğinde söylenebilir.

      Selamlaşma dil ile olmalıdır. Bu konuda Tirmizi’nin bir rivayetinde Hadis-i Şerifte:

      ‘Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin, çünkü Yahudilerin selamı parmaklarla işarettir, Hristiyanların selamı da avuçlarla işarettir.’denmiştir.

      Selam vermek toplumuzda olduğu gibi sadece bir yere girerken değil, aynı zamanda bir yerden çıkarken de yapılması gereken bir harekettir. Bir yere girerken verilen selamla çıkarken verilen selam arasındaki fark bir Hadis-i Şerif’te bakın nasıl belirtilmiş:

      ‘Biriniz bir meclise gelince selam versin. Kalkmak isteyince de selam versin. Birinci selam ikinciden evla değildir. (ikisi de aynı derecede ehemmiyetlidir.) (Tirmizi)

      Boş bir yere, eve veya camiye girdiğimizde bile selam vermek sünnettir. Umulur ki; orada bulunan melekler veya mü’min cinler bulunur da; selama cevap verirler.Selam bir duadır; böylece hiç bilmediğimiz ve görmediğimiz ama varlıklarına inandığımız meleklerin ve cinlerin dualarını üzerimize almış oluruz.

      Selamların en güzeli Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (sallalahü aleyhi ve sellem)’in üzerine olsun.

      Allah; birbirimize verdiğimiz selamları kendi katında makbul olan dualardan eylesin.

      Amin.

      #768387
      Anonim

        Ülke içinde birlik beraberliğimizi pekiştiren güzel âdetlerimizden biri selam vermek ise, ikincisi de el uzatıp tebessümle musafaha etme sünnetimizdir.

        Gerçekten de selamdan sonra tebessümle tokalaşma sünneti, gönüllerde köklü saygı, sevgi duygusu meydana getirir, taraflar bu davranışlarıyla karşılıklı hürmet ve muhabbetlerini tazelemiş, birbirlerine daha da yakınlaşmış olurlar. Şurası da unutulmamalı ki, tebessümle tokalaşmanın sağladığı fayda, sadece dünyevi sevgi ile sınırlı da kalmıyor, tarafların günahlarının dökülmesine sebep olacak uhrevi kazançlarına da işaret edilerek buyuruluyor ki:

        -Bir Müslüman karşılaştığı kardeşine önce selam verip sonra da el tutuşup tokalaşırsa, ağaçtaki sararmış yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür, küçük günahlarından arınmış olarak ayrılırlar birbirlerinden.

        Demek ki, bizi birbirimize bağlayan sünnet âdetlerimizin dünyaya ait faydalarından başka, ebedi hayatımıza kadar uzanan uhrevi kazançları da söz konusudur.

        Nitekim sevgi saygıyı yenileyen tokalaşmayı Ebu Zer Hazretleri’ne de sormuşlar:

        -Resulüllah gelince onunla musafaha eder miydiniz? demişler. Cevabı manidar olmuş:

        -Musafaha etmeden yanında oturduğumu hatırlamıyorum!

        Denebilir ki, muhatabımızla selamlaşıp musafaha etmek dünyevi bir âdet, sosyal bir davranışken, Müslüman bunları Resulüllah’ın sevgi saygıyı yenileme sünneti diyerek yaparsa, âdeti ibadet halini alır, hem dünyevî dostluğunu pekiştirip gönül kazanmış, hem de uhrevi sünneti yerine getirip sevap elde etmiş olur.

        Bundan dolayı tokalaşmayı tavsiye eden Efendimiz buyurmuş ki:

        -Karşılaştığınız kardeşlerinizle musafaha edin ki, kalbinizdeki saygı sevgi hisleri yenilenmiş olsun.

        Gazali Hazretleri, sahabenin konuya verdikleri önemi şu sözlerle ifade eder:

        -Sahabeler boş zamanlarında hemen yola iner, karşılaştığı kardeşlerine selam verip musafaha ederek sevgilerini yenileyip sevaplarını çoğalttıklarını düşünürlerdi.

        Sevgi sesi olan selamı duymayacak kadar uzakta olanlar dahi düşünülmüş, elle işaret ederek selam vermenin de sünnete uygun olduğuna dikkat çekilmiştir.

        Nitekim İmam-ı Birgivi Hazretleri Hadis-i Erbain şerhinde bu konuya şöyle açıklık getirmiştir:

        -Uzakta olanlara el işaretiyle selam vermek bidat değil sünnettir. Yeter ki uzaktan elle selam işareti verilirken dille de selam cümlesi söylensin, selam duası unutulmasın.

        Nitekim Resul-ü Ekrem Efendimiz de mescidde uzaktaki kadın cemaate elle selam işareti vermiş, diliyle de selamını söyleyerek duasını ihmal etmemiştir.

        Bundan da anlaşılıyor ki, selamda sesini duymayacak kadar uzakta olanları görmezlikten gelip de selamsız geçme yerine, elle işaret edip dikkatlerini çektikten sonra, dille de selam verilerek sevgi yenilemesi ihmal edilmemelidir.

        Selam çeşitleri konusunda deniliyor ki:

        -Hıristiyanların selamı eli dudak üzerine yapıştırmakla, mecusilerin selamı aşağılara kadar eğilmekle, Arapların selamı ‘Allah ömürler versin’ demekle, Müslümanların selamı ise:

        -Esselamü aleyküm ve rahmetullahi.. duasıyla olmaktadır..

        Burada bir ayrıntıya da dikkat çekerek konuyu bağlayalım isterseniz.

        Selam verdikten sonra tokalaşırken yanak yanağa öpüşme âdeti, yabancılara mahsus şaibeli bir davranış olarak yorumlanmakta, İslam kültüründe uygulamaya layık faydalı bir alışkanlık olarak görülmemektedir. Bu farkın da farkında olunmasında fayda vardır.

        #768395
        Anonim
          Selam Vermek Sünnet, Selamı Almak Farzdır!..

          Sual: Selam veren alandan daha çok sevab alır deniyor. Selam vermek sünnet almak farz olduğuna göre selam veren nasıl çok sevab alıyor?

          CEVAP: Bu bir istisnadır. Selam veren, karşıdaki Müslümana farz sevabı işletiyor. Bir sevaba sebep olana da aynı sevab verilir.

          Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

          (Hayra delalet edene [yol gösterene, o hayra sebep olana]forumvatantc.gif o hayrı işleyen kadar sevab verilir.)

          Selam veren sünnet sevabı aldığı gibi, karşısındakine de farz işlettiği için onun kadar sevab da alıyor.
          Böylece o daha çok sevab kazanıyor.

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.