• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661769
    Anonim

      Aşağıdaki yazıyı, “Bir milyon doları istemedi” haberini okuduğum zaman yazmıştım. Birkaç gün sonra, almama kararından döndü rivayetleri çıktı. Yazımı, faydası olur ümidiyle yine de yayınlatıyorum.
      Gazeteler yazdı, televizyonlar gösterdi, bir Rus matematikçi, yüz yıldan beri çözülemeyen bir problemi çözmeyi başarmış. Bunu çözecek kişiye bir milyon dolar ödül verilecekmiş. Onu istememiş, elinin tersiyle itmiş, ben mütevâzı bir kimseyim, geçinebiliyorum, paraya ve üne ihtiyacım yoktur, almam demiş. Adamcağız barakamsı salaş bir evcikte oturuyormuş.
      Bu adamın Müslüman biri olmasını ne kadar isterdim.
      Bilcümle paraya taparlar, maddeperestler, dünyacılar, lüks ve sefahat düşkünleri Rus matematikçinin bu jesti karşısında şaşırdılar, şaşaladılar, akılları başlarından gitti. Bir milyon dolar reddedilir mi hiç…
      Milyarda bir dünyada böyle şeyler oluyor. Meşhur dinsiz Jean Paul Sartre’a Nobel edebiyat ödülünü vermişlerdi. Hem ödülü kabul etmedi, hem de parayı almadıydı.
      Mecusî Gandi’ye bir milyon değil, bir milyar dolar vermek isteseydiler acaba kabul eder miydi?
      Mandela herhangi bir para ödülü alır mıydı? Ankara rejimi bir ara ona Atatürk ödülü vermek istemişti de kabul etmemişti.
      Vaktiyle Müslüman dünyasında da ehl-i dünyadan ödül ve alkış kabul etmeyen, para ve mal almayan büyükler vardı. Hüccetülislâm Zeynüddin İmamı Gazalî hazretleri, Halilürrahman’da Hz. İbrahim’in kabrinde Yüce Allah’a üç söz vermişti. Bunlardan biri sultanların (devlet reislerinin) huzuruna çıkmamaktı.
      Yakın tarihte Bediüzzaman ne ödül kabul ederdi, ne para alırdı. Peynir ekmek, kaynamış yumurta, biraz haşlanmış pirinç, çay onun için büyük ziyafetti.
      Merhum İskilipli Âtıf Efendi dünyaya ve dünyalılara dönük değildi. Şer’î gerçekleri yazdığı küçük kitabından dolayı bir sabah namazı vakti, ezanlar okunurken Ankara’da idam edilmişti. Parasız ve ödülsüzdü. Ona şehitlik mükâfatı nasib oldu. Arkada bıraktığı zevcesi Zâhide hanım ve kızı Melahat hanım parasız kaldılar, bu Ümmet onlara bakmadı, perişan oldular.
      Merhum Silistreli Süleyman Hilmi Efendi kimseden para ve ödül kabul etmezdi. Mütevâzı imkanlarını din-i mübin-i İslâm’a hizmet etmek için harcamıştır. Rejime taraftarlık etmiş olsaydı ehl-i dünya onu ihya ederdi.
      Rus matematikçinin yaptığı hepimize ibret olsun.
      Müslümanlar iyi bilsinler ki, din, iman, Kur’ân, Sünnet, Şeriat, mukaddesat hizmetleri parasız yapılır. Bu hizmetler karşılığında bırakın kafirlerden münafıklardan, fasık ve facirlerden, hattâ muhlis Müslümanlardan bile ödül ve para alınmaz.
      Allah yolunda, O’nun Resulü yolunda yapılan hizmetlerin ödülü, mükafatı Yüce Allah’a aittir. Müslüman bu mükafatın dünyada değil, ahirette verilmesini ister.
      Hz. Ömer Hz. Osman zamanlarında İslâm dünyası hızla genişliyor, nice ülkeler, beldeler, kıt’alar feth ediliyor, Medine-i Münevvere’ye bitmez tükenmez kervan kafileleriyle ganimet malları geliyormuş. Ashab-ı Güzin hazeratı bu durum karşısında ağlar, “Yoksa ödülümüz dünyada mı veriliyor, ahiretteki nasibimiz azalıyor mu?” diye gam ve kasavet çekerlermiş.
      Bu imtihan dünyasının kurallarından biri şudur: “Belanın en şiddetlisi Peygamberlere gelir. Sonra derece derece…” Gerçek ulema, gerçek fukaha, gerçek veliler, gerçek mürşidler, gerçek hizmetkarlar çok çileler çeker…
      Bir eli yağda, bir eli balda… Allah’ın ayetlerini ucuza satarak büyük bir servet devşirmiş… Milyonlarca dolar telif ücreti alarak kafa karıştırmış… Arsalar, araziler, gayr-i menkuller, altın gümüş, dolar euro lira… Böyle sahte hizmetkarlar olmaz olsun!..
      Bu yazımı yekun olarak kaç kişi okur bilmem. Okuyan birkaç gence tavsiyem şudur: İslâmî ve imanî hizmetler yapmak nasip olursa siz Peygamberin (Salat ve selam olsun ona), Ashabın (radiyallahu anhüm ecmaîn), Selef-i Sâlihînin, ulema-i ‘âmilînin, gerçek şeyhlerin, evliyaullahın, gerçek mürşidlerin, tek kelimeyle muhlislerin (ihlas sahibi olanların) safında olunuz. Sakın paragözlerin, paraya tapanların, dini imanı para olanların safında olmayınız. Böyleleri halkın bir kısmını kandırabilir ama Hâliq’i asla kandıramaz.
      Hadîs-i kudsîde Yüce Allah şöyle buyuruyor: “İhlas Benim sırlarımdan bir sırdır. Onu sevdiğim kulumun kalbine koyarım…”

      Mehmet Şevket Eygi – Milli Gazete
      29/03/2010

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.