• Bu konu 2 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661985
    Anonim

      Bismillâhirrahmânirrahîm,

      Elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât

      23.SÖZ
      besmele_i_serif.gif
      sozler_376_1.gif

      Andolsun ki, Biz insanı en güzel bir surette yarattık.
      Daha sonra onu aşağıların aşağısına attık. Ancak iman edenler ve salih amel işleyenler müstesna.
      (Tin Suresi: 4-6)

      İmanın binler mehâsininden yalnız beşini, Beş Nokta içinde beyan
      ederiz.

      BİRİNCİ NOKTA
      İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar,
      Cennete lâyık bir kıymet alır.
      Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer,
      Cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer.

      Nur, zulmetin zıddı…
      Cehalet zulmettir, ilim nur..
      Küfür zulmettir, iman nur..
      Zulmet nasıl ortalığı kaplayınca hiçbir şey görünmez.
      Nur yayıldığı vakit her şey aydınlanır ve her şey görülmeye başlar.
      Zulmet bilmemekle başlar belki.
      Tanımamakla, öğrenmemekle, anlamamakla…

      Sağlığın ne olduğunu bilmeyen insan,
      Onu korumaya da çalışmaz.
      Hastalıklara düçar olur, ömrünü karartır.
      İmanı bilmeyen insan da, onu korumaya çalışmaz.
      Ve hem dünyasını hem ahiretini karartır.

      İnsan en ala surette ve şekilde yaratılmış.
      İçine envai çeşit istidad yerleştirilmiş.
      Envai çeşit cihaz verilmiş.
      Bunların ne olduğunu bilmediği zaman
      Hiçbirisini kullanamaz, hiçbirisinden istifade edemez.
      Ve hepsini boşa sarf eder.
      Paranın ne olduğunu, nasıl kullanıldığını bilmeyen
      Bir insana trilyon verseniz
      Elindeki para ne kadar kıymetli olsa da
      Doğru kullanamayacağı için onu çarçur eder boşa savurur.

      İnsan ancak nur-ı iman ile kendisine verilen cihazatın,
      İstidatatın ne olduğunu görebilir,
      Ve bunları olması gerektiği gibi kullanabilir.
      Ve ancak o zaman cennete layık bir kıymet kazanabilir.
      Ancak o nur ile çevresini görebilir.
      Her yere nakşedilmiş isimleri okuyabilir.

      İman nuru kaybolduğunda
      Boşa sarf edilen bir ömre karşılık,
      Cehenneme ehil olacak bir vaziyete bürünür.

      Çünkü, iman, insanı Sâni-i Zülcelâline nisbet ediyor.
      İman bir intisaptır.

      İntisab, bağlanma
      Bir odanın içini ampullerle doldursak
      O ampuller elektrik kaynağına bağlanmadığı sürece
      bir işe yaramadığı ve vazifelerini yerine getiremediği gibi
      İnsan da iman ile Rabbine bağlanamadığı zaman
      Kendisine verilen vazifeleri yerine getiremez.
      Üzerindeki cihazları hakkıyla kullanamaz.
      Ve hiçbir kıymeti, değeri kalmaz.

      Öyle ise, insan, iman ile insanda tezahür eden san’at-ı İlâhiye
      ve nukuş-u esmâ-i Rabbâniye itibarıyla bir kıymet alır.
      Küfür o nisbeti kat’ eder.
      O kat’dan, san’at-ı Rabbâniye gizlenir.
      Kıymeti dahi yalnız madde itibarıyla olur.
      Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat
      bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir.

      Bir yağlıboya tablo olsa karşımızda.
      O tabloyu izleyen insan eğer resim sanatını bilmiyorsa
      Tabloda sergilenen sanatı göremiyorsa
      O kişi için tablo sadece bir parça boyadan ibaret bir hal alır .
      Değeri onun için üç beş kuruş olur.
      Ama müzayedelerden açık artırmalardan biliyoruz ki
      Öyle tablolar var ki milyarlar fiyatlara satılıyor.

      Peki ben bir resim yapıp satmaya kalksam
      Kim ne kadar para verecek?
      Boya aynı boya
      Tuval aynı tuval
      Ama ben de sanat yok.
      O tabloya o milyarlar pahayı veren kullanılan
      malzeme değil, sergilenen sanattır.

      İnsan Sani-i Zülcelalin en nadide sanatlarını sergilediği
      bir varlık, sergilenen bir sanattır.
      İnsan Sani-i Zülcelalin
      eğer kendisine değer kazandıracak olan bu sanattan
      habersiz olursa üzerinde sergilenen sanatları göremez
      ve gösteremezse kıymeti ancak maddi değeri kadar olur ki
      madde hem bozulmaya dağılmaya kaybolmaya müsaid
      Eskiyor ve muvakkat…
      Hem fanidir, ömrü bitecek…

      Bu sırrı bir temsille beyan edeceğiz.
      Meselâ, insanların san’atları içinde,
      nasıl ki maddenin kıymetiyle san’atın kıymeti ayrı ayrıdır.
      Bazan müsavi, bazan madde daha kıymettar;
      bazan oluyor ki, beş kuruşluk demir gibi bir maddede beş liralık bir san’at bulunuyor.
      Belki, bazan, antika olan bir san’at bir milyon kıymeti aldığı halde,
      maddesi beş kuruşa da değmiyor.
      İşte, öyle antika bir san’at, antikacıların çarşısına gidilse,
      ârika-pîşe ve pek eski, hünerver san’atkârına nisbet ederek,
      o san’atkârı yad etmekle ve o san’atla teşhir edilse, bir milyon fiyatla satılır.
      Eğer kaba demirciler çarşısına gidilse, beş kuruşluk bir demir bahasına alınabilir.
      İşte, insan, Cenâb-ı Hakkın böyle antika bir san’atıdır.
      Ve en nazik ve nazenin bir mu’cize-i kudretidir ki,
      insanı bütün esmâsının cilvesine mazhar ve nakışlarına medar
      ve kâinata bir misal-i musağğar suretinde yaratmıştır.
      Eğer nur-u iman, içine girse, üstündeki bütün mânidar nakışlar, o ışıkla okunur.
      O mü’min, şuurla okur ve o intisapla okutur.
      Yani, “Sâni-i Zülcelâlin masnuuyum, mahlûkuyum, rahmet ve keremine mazharım”
      gibi mânâlarla, insandaki san’at-ı Rabbâniye tezahür eder.
      Demek, Sâniine intisaptan ibaret olan iman, insandaki bütün âsâr-ı san’atı izhar eder.
      İnsanın kıymeti, o san’at-ı Rabbâniyeye göre olur; ve âyine-i Samedâniye itibarıyladır.
      O halde, şu ehemmiyetsiz olan insan,
      şu itibarla bütün mahlûkat üstünde bir muhatab-ı İlâhî
      ve Cennete lâyık bir misafir-i Rabbânî olur.

      Birisiyle konuşmak istesek
      Seçeceğimiz insanın bizimle eşdeğer seviyelerde olmasını isteriz.
      Aynı dili konuşmayı söylediklerimizi anlayacak birisi olmasını isteriz.
      İnsan ve Allah
      Haşa kıyasın mümünatı yok…
      Ama Rabbimiz bizi kendisine muhatab seçmiş.
      Siz benimle muhatab olabilirsiniz diyor.
      Bize bu değeri veren imanımızdır.
      İmanımızla rabbimizin üzerimize yazdığı,
      Tezahür ettirdiği isimleri okunmaya başlıyor.
      Ve bize kazandırdığı kıymet ile bizi bütün mahlukatın üzerine çıkarıyor.

      Efendimiz a.s.m
      Allah ile perdesiz direkt konuşan tek kamil insan…
      Ve bizim için de o yol açık bırakılmış.
      Cemalullahı görme, onun selamını işitme şansı verilmiş.
      Değerlendirebilenlerden oluruz inşallah…

      Subhâneke lâ ılmelene illema allemtene inneke entel alîmul hakîm ve ahiru de’vehüm enilhamdülillahi rabbil âlemin, el fatiha

      21.30’da sohbet kanalında işlenen derstir.
      Muhabbet-i Bakiye
      #803669
      Anonim

        Teşekkür ederiz çok güzel bir açıklama olmuş, ALLAH (C.C.) Razı olsun…

        #819014
        Anonim

          bu dersin devamı varmı .İkinci ve üçüncü noktalrını da bu şekilde yayınlayabilirmisiniz.

          #819021
          Anonim

            Teşekkür ederim paylaşımınız için..

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.