• Bu konu 7 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662107
    Anonim

      Bismillahirrahmanirrahim,

      Elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkibetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyidine Muhammediv ve alê êlihi vesahbihi ecmain,alê rasulüne salevât

      Aziz, sıddık kardeşlerim!

      Üstad hz.leri mektublarına hep böyle hitablarla başlıyor.
      Aziz sıddık kardeşlerim,
      Sarsılmaz kardeşlerim,
      Vazifeden yorulmaz kardeşlerim,
      Hizmet-i Kuraniye de arkadaşlarım,
      Bunlar hem mektubu yazdığı talebelerine hitabı..
      Onları övmesi olduğu gibi,
      Bizler gibi O’na talebe olma niyetinde olanlara,
      İmanı kazanma ve koruma yolunda olanlara
      bir yol gösterme hikmeti taşıyor.

      Kulluk vazifelerimize,
      Kardeşlik vazifelerimize,
      Hizmetimize sadık olmamızı
      Ne olursa olsun sarsılmadan devam etmemizi öğütüyor.
      İnşallah biz de bu kriterlere uyabilenlerden oluruz.

      Aziz, sıddık kardeşlerim!
      Latif ve manidar ve beşaretli iki hâdiseyi beyan ediyorum:
      Birincisi:
      Me’yusane bir hatıradan müjdeli bir ihtar:
      Bugünlerde hatırıma geldi ki:
      Hayat-ı içtimaiyeye giren hangi şeye temas etse,
      ekseriyetle günahlara maruz kalıyor.
      Her cihette günahlar serbestçe insanı sarıyorlar.

      İnsanın içinde bulunduğu ortamdan bir şekilde etkilenmesi
      Ve ortamın ona tesir etmesi etkilemesi sebebiyle
      Ve toplumda da imani, islami, dini değerlerin zayıflamış olması
      hatta bu konulardan uzak olan ve düşman bilen çok insan
      Ve durum olması sebepleriyle bir çok tuzaklarla,
      günahlarla karşı karşıya kalıyor.

      Her yerden üzerimize günahlar saldırıyor.
      Tesettürden uzak giyim tarzlarından tutunda,
      Reklam panolarındaki doğanın bize hediyesi,
      doğanın mucizesi vs gibi çokça yanlış terimler
      İmanımızı zedeleyen kelimelere kadar
      Bir sürü halle karşı karşıya kalıyoruz.

      Bu kadar günahlara karşı
      insanın hususî ibadet ve takvası nasıl mukabele edebilir?
      diye me’yusane düşündüm.

      Evet koca dünya bize günahlarla küfürlerle saldırıyor .
      Bu haldeki bir insanın kendi başına ibadetleriyle,
      bu kadar ağır savaşta sağlam kalması
      Bu hengamede imanını ibadetini inancını koruyabilmesi nasıl olur?
      diye sıkıntılı bir halde düşünürken ..

      Hayat-ı içtimaiyedeki Risale-i Nur talebelerinin vaziyetlerini tahattur ettim.
      Risale-i Nur şakirdleri hakkında necatlarına
      ve ehl-i saadet olduklarına dair kuvvetli işaret-i Kur’aniyeyi
      ve beşaret-i Aleviyeyi ve Gavsiyeyi düşündüm.

      Evet, Risale-i Nur dairesinde hizmet eden,
      Bu daireye giren bu hizmete dahil olan talebeler ile ilgili
      Kur’an-ı Kerim’den ve Gavs-ı Azam hz.lerinden müjdeler haberler var.

      Kalben dedim ki:
      “Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı
      bir dil ile nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?”
      günahlara karşı nasıl ayakta kalabilir nasıl kurtuluş bulur?
      Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:
      Risale-i Nur’un hakikî ve sadık şakirdlerinin mabeynlerindeki
      düstur-u esasiye olan iştirak-i a’mal-i uhreviye kanunuyla
      ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla
      herbir hâlis, hakikî şakird bir dil ile değil,
      belki kardeşleri adedince diller ile ibadet edip istiğfar ederek
      bin taraftan hücum eden günahlara, binler dil ile mukabele eder.

      Misal bir terzi düşünelim.
      Tek başına gidiyor kumaş alıyor kesiyor dikiyor satıyor.
      Ve ayakta kalmaya çalışıyor.
      Ama dükkan kirası, elektrik masrafı, makinelerin maliyetleri
      Kumaş maliyeti vs gibi bir sürü gideri var.
      Böyle böyle tek tek terziler kendi başlarına çalışmaya çalışarak
      Bu ekonomik ortamda sıkıntılar içinde nasıl ayakta kalır?
      Kazandıklarını nasıl muhafaza eder?

      Ama bu terziler bir araya gelse
      Bir şirket kursa,
      Sermayesini birleştirse,
      Ve hizmetlerini birleştirseler,
      Tek çatı altında birlik beraberlik dayanışma içinde çalışsalar
      O şirket hem enflasyona krize vs karşı çok daha sağlam olur ayakta kalır.
      Hem de seri üretime geçen şirketin geliri daha da artacağından,
      Ve her bir terzi kendi hizmeti katkısı nisbetinde
      O gelirden payına düşeni alacağından,
      Kendisi de daha çok kazanır ve ayakta kalır.

      Risale-i Nur hizmetinde şirket-i maneviye var.
      Risale-i Nur baştan sona iman hakikatlerini
      İmanı anlatan bir eser ve bu eserden istifade edip
      Bu eserleri yaşamaya yaşatmaya çalışanlarda
      Bu manevi şirkete dahil oluyorlar.

      Her birisinin tek başlarına hizmeti,
      İbadeti,
      Duası,
      Tevbesi
      Şirket hesabına da yazılıyor.
      Ve diğer kardeşlerinin hesaplarına da yazılıyor.

      Hasenatlar, güzellikler, dualar nurdur.
      Bir odada yanan bir lamba
      Odadaki eşya ne kadar çok olursa olsun
      Hepsini aydınlatabilir
      Bir sandalye fazla olsa
      Diğer sandalyenin aydınlanmasını etkilemez.

      Öylede bizim ibadetlerimizin şirket hesabına da yazılması
      Kardeşlerimize de yazılması
      Bizim hissemizi düşürmediği gibi
      Kardeşlerimizin ibadet ve güzelliklerinin,
      Tevbelerinin ve hizmetlerinin de şirket hesabına yazılmasıyla
      Bizim hissemiz daha da artar.

      hulasa durumu görebiliyor musun?
      Sen Türkiye’nin bir ucunda
      Ben başka ucunda
      Başka kardeşlerimiz dünyanın başka yerlerinde
      Ve bu dünyadan göçmüş kardeşlerimiz abilerimiz ablalarımız..
      Ve daha gelecek olanlar…
      Hepimiz bu şirkete katılmakla
      Ne kadar muazzam bir kazanca ortak oluyoruz.
      Rabbim bizi bu şirketi maneviyeden ayırmasın.

      Bazı melaikenin kırkbin dil ile zikrettikleri gibi;
      hâlis, hakikî, müttaki bir şakird dahi, kırkbin kardeşinin dilleriyle ibadet eder,
      necata müstehak ve inşâallah ehl-i saadet olur.
      Risale-i Nur dairesinde
      sadakat ve hizmet ve takva derecesiyle
      o ulvî ve küllî ubudiyete sahib olur.

      Evet şirkete ortak olabilmenin ve
      hissemizin ne kadar olacağının anlaşma şartları
      İhlaslı olmak,
      Hakiki olmak,
      Doğru yol üzere iman üzere bulunmak…

      Bu halleri muhafaza etmekle
      Hizmetimiz,
      Sadakatimiz,
      Takvamız ve
      Günahlardan kaçınma hassasiyetimiz derecesinde
      Bizlerde o muazzam şirkete dahil olup hissedar olabiliyoruz inşallah.

      Elbette bu büyük kazancı kaçırmamak için
      takvada, ihlasta, sadakatta çalışmak gerektir.

      Evet kim ister ki bu halden mahrum kalsın.
      Kim ister ki bu kazançtan mahrum kalsın.

      Allah kendisine hakiki kul, Efendimiz a.s.v a hakiki ümmet,
      Üstadımıza ve Nurlara hakiki talebe olmayı nasib etsin

      Sünnet-i seniyyeden, şirket-i maneviyeden hissemizi artırsın.

      Subhaneke la ilmelena illa maallemtena, inneke entel alimul hakim, ve ahiru davahum enilhamdulillahi rabbul alemin el fatiha ma es salavat

      21.30’da sohbet kanalında yapılan derstir.
      Muhabbet-i Bakiye
      #769984
      Anonim

        Selam alekum kardeslar rusyaya nurculara hurriyat varmi

        #769991
        Anonim
          allah c.c razi olsun cok güzel bir paylasim olmus. Rabbim cümlemizi sirketi maneviyeden ayirmasin.
          #771477
          Anonim
            Kalben dedim ki:
            “Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı
            bir dil ile nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?”
            günahlara karşı nasıl ayakta kalabilir nasıl kurtuluş bulur?

            Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:
            Risale-i Nur’un hakikî ve sadık şakirdlerinin mabeynlerindeki
            düstur-u esasiye olan iştirak-i a’mal-i uhreviye kanunuyla
            ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla
            herbir hâlis, hakikî şakird bir dil ile değil,
            belki kardeşleri adedince diller ile ibadet edip istiğfar ederek
            bin taraftan hücum eden günahlara, binler dil ile mukabele eder.

            Allah razı olsun İnşaaallah bizler de bu daireye girenlerden oluruz
            #771681
            Anonim

              şirket-i maneviye olmasa halimiz harab

              Allah razı olsun güzel paylaşım elinize emeğinize sağlık

              #709243
              Anonim

                Şirket-i manevîye-i Nuriyenin feyziyle,
                her bir şakirt
                derecesine göre
                umum kardeşlerinin mânevî kazançlarına ve duâlarına hissedar olur.

                Güya âdeta binler dille istiğfar eder, ibadet eder.

                (Şuâlar; s. 420)

                #803200
                Anonim

                  Allah razı olsun,inşallah bu şirkete ortak olur ve ölene kadar ayrılmayız,rabbim ayırmasın,amin…

                  #812531
                  Anonim

                    Bugünlerde hatırıma geldi ki, hayat-ı içtimaiyeye giren hangi şeye temas etse, ekseriyetle günahlara maruz kalıyor. Her cihette günahlar serbestçe insanı sarıyorlar. “Bu kadar günahlara karşı insanın hususi ibadet ve takvâsı nasıl mukabele edebilir?” diye meyusâne düşündüm.

                    Hayat-ı içtimaiyedeki Risâle-i Nur talebelerinin vaziyetlerini tahattur ettim. Risâle-i Nur şakirtleri hakkında necatlarına ve ehl-i saadet olduklarına dair kuvvetli işaret-i Kur’âniyeyi ve beşaret-i Aleviyeyi ve Gavsiyeyi düşündüm. Kalben dedim ki: “Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dille nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?” diye mütehayyir kaldım. Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:

                    Risâle-i Nur’un hakikî ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i âmâl-i uhreviye kanunuyla ve samîmî ve halis tesanüd sırrıyla herbir halis, hakikî şakirt, bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara, binler dille mukabele eder. Bazı melâikenin kırk bin dille zikrettikleri gibi, halis, hakikî, müttakî bir şakirt dahi kırk bin kardeşinin dilleriyle ibadet eder, necata müstehak ve inşaallah ehl-i saadet olur. Risâle-i Nur dairesinde sadakat ve hizmet ve takvâ ve içtinab-ı kebâir derecesiyle o ulvî ve küllî ubudiyete sahip olur. Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvâda, ihlâsta, sadakatte çalışmak gerektir.


                    Kastamonu Lâhikası, s. 67

                    #812542
                    Anonim

                      Rabbim bizleri sirketi maneviyeden ayirmasin, sirketteki hissemizide ziyade eylesin..

                    9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
                    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.