- Bu konu 7 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Mayıs 2010: 20:49 #662308
Anonim
Bu soruyu cevaplarken, işlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanların konumuz dışında olduğunu hemen belirtelim. Asıl mevzumuz, inandığı halde bu tür günahlara düşen ve onlardan pişmanlık duyanlardır.
Ehl-i sünnetin dışında kalan mutezile mezhebi ve haricilerin bir kısmı, “büyük günah işleyenlerin kafir olacağını veya imanla küfür ortasında kalacağını” söyler ve bunu şöyle izah etmeye çalışırlar: “büyük günahlardan birini işleyen bir mü’minin imanı gider. Çünkü Cenab-ı Hakk’a inanan ve cehennemi tasdik eden birinin büyük günah işlemesi mümkün değildir. Dünyada hapse düşme korkusuyla kendini kanun dışı yollardan koruyan birinin, ebedi bir cehennem azabını ve Cenab-ı Hakk’ın gadabını düşünmeyerek büyük günahları işlemesi, elbette onun imansızlığına delalet eder.”
İlk bakışta doğru gibi görünen bu hüküm, insanın yaradılışını bilmeyen sakat bir düşüncenin mahsulüdür. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, bu sorunun cevabını Lem’alar adlı eserinde şu şekilde vermektedir: “… İnsanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı (el altında bulunan hazır bir lezzeti), ileride gayet büyük bir mükafata tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden (sonradan gelecek, tehir edilmiş bir azaptan) ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor. Belki, inkar ediyorlar. Nefs dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlup oluyorlar.
Şu halde; kebairi (büyük günahları) işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle, akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.”
Evet, bediüzzaman hazretleri’nin ifade ettiği gibi, insanın yaradılışında cennetin akıl almaz lezzetlerini çok ötelerde görmesi ve bu yüzden onları ikinci plana atıp, hemen eli altındaki günah lezzetlerine meyletmesi gibi bir özellik vardır. Çok acıktığı için kendisini en yakın lokantaya atan bir adamın, ısmarladığı iki porsiyonluk döner 10-15 dakika gecikeceği için hemen eli altında bulunan kuru ekmeği kemirmeye başlaması ve midesinin yarısını onunla doldurması, bu sırdandır.
Yine Bediüzzaman’ın dediği gibi, insan bir ay sonra gireceği bir hücre hapsinden çok, hemen yemek üzere olduğu bir tokattan korkar. Yani bu hissiyata göre cehennem azabı, onun için çok uzaktır ve Allah da zaten affedicidir.
İşte insan, bu mülahazalarla ‘imanlı olmasına rağmen, günahlara meyleder ve nefsinin de desteklemesiyle içine düşebilir. Evet büyük günahları işlemek, imansızlıktan gelmez. Fakat o günahlar, tövbe ile hemen imha edilmezse, insanı imansızlığa götürebilir. Bu konuda yine bediüzzaman’ı dinleyelim:
“günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra, ta nur-u imanı (iman nurunu) çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre (Allah’ı inkara) gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırıyor…”
sorularla risale11 Temmuz 2010: 21:37 #772798Anonim
Büyük günahları işleyen kafir olur mu?
Bu soruyu cevaplarken, işlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanların konumuz dışında olduğunu hemen belirtelim. Asıl mevzumuz, inandığı halde bu tür günahlara düşen ve onlardan pişmanlık duyanlardır.Ehl-i sünnetin dışında kalan mutezile mezhebi ve haricilerin bir kısmı
, “büyük günah işleyenlerin kafir olacağını veya imanla küfür ortasında kalacağını” söyler ve bunu şöyle izah etmeye çalışırlar: “büyük günahlardan birini işleyen bir mü’minin imanı gider. Çünkü Cenab-ı Hakk’a inanan ve cehennemi tasdik eden birinin büyük günah işlemesi mümkün değildir. Dünyada hapse düşme korkusuyla kendini kanun dışı yollardan koruyan birinin, ebedi bir cehennem azabını ve Cenab-ı Hakk’ın gadabını düşünmeyerek büyük günahları işlemesi, elbette onun imansızlığına delalet eder.”İlk bakışta doğru gibi görünen bu hüküm, insanın yaradılışını bilmeyen sakat bir düşüncenin mahsulüdür. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, bu sorunun cevabını Lem’alar adlı eserinde şu şekilde vermektedir:
“… İnsanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı (el altında bulunan hazır bir lezzeti), ileride gayet büyük bir mükafata tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden (sonradan gelecek, tehir edilmiş bir azaptan) ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor. Belki, inkar ediyorlar. Nefs dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlup oluyorlar.Şu halde; kebairi (büyük günahları) işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle, akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.”
Evet, bediüzzaman hazretleri’nin ifade ettiği gibi, insanın yaradılışında cennetin akıl almaz lezzetlerini çok ötelerde görmesi ve bu yüzden onları ikinci plana atıp, hemen eli altındaki günah lezzetlerine meyletmesi gibi bir özellik vardır. Çok acıktığı için kendisini en yakın lokantaya atan bir adamın, ısmarladığı iki porsiyonluk döner 10-15 dakika gecikeceği için hemen eli altında bulunan kuru ekmeği kemirmeye başlaması ve midesinin yarısını onunla doldurması, bu sırdandır.Yine Bediüzzaman’ın dediği gibi, insan bir ay sonra gireceği bir hücre hapsinden çok, hemen yemek üzere olduğu bir tokattan korkar. Yani bu hissiyata göre cehennem azabı, onun için çok uzaktır ve Allah da zaten affedicidir.
İşte insan, bu mülahazalarla ‘imanlı olmasına rağmen, günahlara meyleder ve nefsinin de desteklemesiyle içine düşebilir. Evet büyük günahları işlemek, imansızlıktan gelmez. Fakat o günahlar, tövbe ile hemen imha edilmezse, insanı imansızlığa götürebilir. Bu konuda yine bediüzzaman’ı dinleyelim:
“günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra, ta nur-u imanı (iman nurunu) çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre (Allah’ı inkara) gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırıyor…”23 Temmuz 2010: 11:34 #773390Anonim
@La-Tahzen 200587 wrote:
Büyük günahları işleyen kafir olur mu?
Bu soruyu cevaplarken, işlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanların konumuz dışında olduğunu hemen belirtelim. Asıl mevzumuz, inandığı halde bu tür günahlara düşen ve onlardan pişmanlık duyanlardır.Ehl-i sünnetin dışında kalan mutezile mezhebi ve haricilerin bir kısmı
, “büyük günah işleyenlerin kafir olacağını veya imanla küfür ortasında kalacağını” söyler ve bunu şöyle izah etmeye çalışırlar: “büyük günahlardan birini işleyen bir mü’minin imanı gider. Çünkü Cenab-ı Hakk’a inanan ve cehennemi tasdik eden birinin büyük günah işlemesi mümkün değildir. Dünyada hapse düşme korkusuyla kendini kanun dışı yollardan koruyan birinin, ebedi bir cehennem azabını ve Cenab-ı Hakk’ın gadabını düşünmeyerek büyük günahları işlemesi, elbette onun imansızlığına delalet eder.”Bizim inancımıza göre;
Tövbe etmeden ölürlerse Müslüman mezarlıklarına gömülebilirler. (Halbuki Kafirler Müslüman mezarlıklarına gömülemeyeceği için onlara Kafir denemez.) Miras hakları da vardır. (Resulullah efendimizin sünnetinde bu vardır.) Fakat onlara Mü’min de denilemez. Onlar ikisinin ortasında bir yerdedirler. Sadece müslüman denilebilir.. (Daha önce Pişmanlıkla-İçtenlikle Tövbe etmezlerse!!)Muteziller ve Hasan basri hasretleri ise onların ebediyen Cehennemde kalacağına inanırlardı..Onların bu inancını doğuran ve destekleyen Kur’an ayetleri de vardır..
23 Temmuz 2010: 12:37 #773398Anonim
Allah razı olsun
27 Temmuz 2010: 13:02 #773550Anonim
Küfür ve dalâlet iki kısımdır. Bir kısmı, amelî ve fer’î olmakla beraber, İmân hükümlerini nefyetmek ve inkâr etmektir ki, bu tarz dalâlet kolaydır. Hakkı kabul etmemektir; bir terktir, bir ademdir, bir adem-i kabuldür. İşte bu kısımdır ki, risalelerde kolay gösterilmiş.
İkinci kısım ise, amelî ve fer’î olmayıp, belki itikadî ve fikrî bir hükümdür. Yalnız imanın nefyini değil, belki imanın zıddına gidip bir yol açmaktır. Bu ise bâtılı kabuldür, hakkın aksini ispattır. Bu kısım, imanın yalnız nefyi ve nakîzi değil, imanın zıddıdır. Adem-i kabul değil ki kolay olsun. Belki kabul-ü ademdir. Ve o ademi ispat etmekle kabul edilebilir.
kaidesiyle, ademin ispatı elbette kolay değildir.27 Temmuz 2010: 13:10 #773552Anonim
allahrazı olsun
güzel acıklamıssınız.
günahların en güzeli tevbe edilip dönülenidir.
günah işleyip tevbe etmek lazım dır ve bir daha o günahı işlememek lazım.
tevbe edilmezse haşa allah’tan kormuyor anlamı olur bu da şirk olabılır ve büyük sayılır ve affı da yoktur.
rabbim kendini tanımayanı neden tanısın ki:27 Temmuz 2010: 15:14 #773557Anonim
@La-Tahzen 200587 wrote:
Büyük günahları işleyen kafir olur mu?
Bu soruyu cevaplarken, işlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanların konumuz dışında olduğunu hemen belirtelim. Asıl mevzumuz, inandığı halde bu tür günahlara düşen ve onlardan pişmanlık duyanlardır.Selamın Aleyküm;
Önceki mesajıma bir ekleme yapmak istiyorum.
Yukarıda alıntı yaptığım kısımda bir hata olduğunu düşündüğüm için yukarıda ki mesajı yazdım. Özelikle de “Tövbe etmeden” kelimesinin altını çizdim. Bu inanç da tövbe kapısı kapatılmıyor ki. Kalpten Pişmanlık duyan ve tövbe eden herkez kurtulur inşaallah. Allah gafurdur.İkinci bir nokta da şu. Büyük Günahlar nedir ? Veda hutbesinde Hz. resul’ün asla yapmayacaksınız diyerek. söz istediği şeylerdir. Yani insan yapısından kaynaklanan ufak tefek yanlışlar değildir. Günahı kebir korkunc bir şeylerdir. :S Bizim inancımız Bu işlere düşen insan tövbe etmezse ebediyen cehennemde kalacak..Yani bu görüşün inancı bu şekilde.. Saygılar..
“Yazıklar olsun sana, Allah’ın dostu olanı öldürüyorsun da, ardından cennetini istiyorsun.” Hasan basri hazretleri..
Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:
– Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.
– Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.
– Zina etmeyeceksiniz.
– Hırsızlık yapmayacaksınız.
27 Temmuz 2010: 16:56 #773560Anonim
Büyük günahlar İslam alimlerine göre farklılıklar arzedebilmektedir. Burda şu noktaya dikkat lazım.
“Hz. Ömer ve İbn Abbas, “İstiğfarla büyük günah, ısrarla da küçük günah kalmaz” demişlerdir. Yani istiğfarla büyük günahlar affedilir. Fakat küçük günahlar ısrarla işlenmeye devam edilirse, onlar da büyük günah olur.” sorularlarisaleinur
Her günahımızı büyük görüp istiğfar edenlerden olalım inşaallah.
27 Temmuz 2010: 17:35 #773564Anonim
amin. İnşaallah.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.