• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662358
    Anonim

      İmam-ı A’zam hazretlerinin “rahmetullahi aleyh” en kıymetli talebelerinden İmam-ı Muhammed Şeybânî “rahmetullahi aleyh”, son derece âlim ve fazıl bir zat olmakla beraber, dünyalık bakımından da tam aksine fakir bir kimse idi. Bütün servet ve şehzadeliği bırakıp İmam-ı A’zam’a talebe olmayı tercih etmişti.

      Arkadaşı İmam-ı Ebu Yusuf “rahmetullahi aleyh” ise, ilmiyle beraber varlıklı ve zengin bir kimse idi. Bir gün İmam-ı Ebu Yusuf, İmam-ı Muhammed’i evine yemeğe davet etti. Evde aile efradına, bu gelen zatın faziletlerinden bahsedip âlim ve fazıl bir kimse olduğunu söylemişti. İmam-ı Muhammed eve geldi ve İmam-ı Ebu Yusuf ile birlikte yemeğe oturdular. İmam-ı Ebu Yusuf hazretlerinin oğlu, babasının medhettiği zatın nasıl yemek yediğini merak etti ve hizmet bahanesiyle arasıra yanlarına girip İmam-ı Muhammed’e dikkat etti. Baktı ki, babasının üstün faziletlerinden bahsettiği zat, önündeki yemekten avurdu patlarcasına yiyor ve tabaklarda yemek bırakmıyor. Bir ara babası dışarı çıktığında:
      “Baba, mübarek bir zat dediğin adam bu mu? Nasıl yemek yiyor öyle?” diye sordu.

      Her nasılsa İmam-ı Muhammed, bu konuşmayı içerde duymuştu. Buyurduki:
      “Evladım, Kûfe’de babanızın yemeğinden başka helâl yemek yok, gönül rahatlığı içinde yediğim için fazla yiyorum, yemek helalden olursa, ne kadar yersen ye” dedi.

      Alıntı..

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.