• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662872
    Anonim

      Bismillâhirrahmânirrahîm,

      Elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât

      Bugünlerde, tefsirin ve Onuncu Sözün tevafukatına baktım.
      Kendi kendime dedim ki: Bu ziyade tafsilât israftır.
      Ehemmiyetli meseleler çoktur, vakit zayi olmasın.

      Dikkatimizi çekmiştir ki külliyatın çok yerlerinde.
      Benzer meseleler hatta bazen aynı cümlelerle tekrar edilir.
      Haşir mevzusu, tevhid-i ilahi, nübüvvet gibi
      Ve daha farklı bir çok mesele farklı yerlerde tekrar tekrar anlatılır.

      Bunu gören Üstad hazretlerinin, yukarıdaki gibi bir soru geliyor aklına.

      Bu ziyade tafsilât israftır.
      Ehemmiyetli meseleler çoktur, vakit zayi olmasın.
      Birden ihtar edildi ki:
      O tevafuk altında çok ehemmiyetli bir mesele vardır.

      Tevafuk, rast gelme, içinde kendi kendine olması
      mümkün görünmeyecek kadar net şekilde
      bir irade olduğu görülen olaylar durumlar.

      Hem madem tevafukta bir inâyet-i hâssa
      ve iltifat-ı rahmanî Risale-i Nur’a karşı tezahür etmiş,
      o iltifata karşı hiss-i şükran ve memnuniyet ve müteşekkirâne sevinç
      ne kadar ifratkârâne de olsa israf olamaz.

      Evet, Risale-i Nur’daki bu tekrarın
      aslında gereksiz bir durum olmadığını
      Tersine özel bir ikram, bir inayet olduğunu görüyoruz..
      Üstad hazretleri çok yerlerde kendiside ifade etmiştir ki
      Bu eserler kendi iradesi ile bilgisi ile
      öğrendikleri ile yazılmamış.
      Yazılması sırasında yanında olan talebeleri de
      durumu bu şekilde anlatıyorlar.

      Üstad hazretleri abdest alır, ayağa kalkar, kıbleye döner,
      başlarmış anlatmaya …
      Bu halleri ve daha farklı bir çok durum,
      bu eserlerin başka bir irade ile yazıldığını gösteriyor.

      Madem işin içinde bir başka irade var,
      O irade, her nasıl yazdırdıysa, nasıl anlattıysa,
      O şekilde kalması uygundur.
      Madem tekrar etmiş konular, bunda dahi bir inayet vardır.
      Ve bu durumun fark edilmesinin ardından,
      bu hediyeye ne kadar teşekkür edilse azdır diyor.
      Ve yine ihtar edildi diyor, bu şekilde bir uyarı geldiğini ifade ediyor.

      Olabilir ki, şuanda bile bu anlatımlar abartılı gelebilir.
      İnsan durumları, olanları gördüğü gibi algılamaya,
      ve kendi kıstasları ile yorumlaya meyilli..
      Biz yaşamadıysak, biz görmediysek olamaz gibi geliyor, abartılı gibi geliyor
      Bu kuşkuyu şöyle gidermeye çalışalım ve sonra okumaya devam edelim inşallah..

      Her birimiz muhakkak yaşamışızdır ki,
      Ne zaman ibadette hassasiyet göstersek
      şahsi okumalarımıza, çalışmalarımıza, zikirlerimize ağırlık versek
      farklı bir manevi hale gireriz, daha huzurlu oluruz.
      ve olayları çok daha farklı değerlendirmeye başlarız.

      Bir çiçek bir yağmur damlası bir ayet
      Aslında ne kadar çok anlam taşıyor, az biraz görmeye başlarız.

      Üstad hazretleri seksen küsür sene ömrünü
      hep bu halde geçirmiş.
      Kendisini haramdan, günahtan uzak tutmuş.
      Ona bu şekilde iltifatlar olası,
      “İhtarlar gelmesi”, “kalbine denmesi”
      kadar doğal başka bir şey olamaz sanırım.

      Bu ihtar mücmelini iki cihetle izah edeceğim.
      Birincisi:
      her şeyde -ne kadar cüz’î de olsa- bir kast ve iradenin cilvesi bulunmasıdır;
      tesadüf, hakikî olarak olmamasıdır.
      Evet, kesretin en çok dağınık ve en ziyade tesadüfe verilen
      kelimattaki hurufatın vaziyetleridir.
      Hususan kitabette, madem hiç münasebeti olmayan
      ve ihtiyar-ı beşerî karışmayan hurufatın vaziyetlerinde bir tenasüp,
      bir nizam bulunuyor; elbette bir irade-i gaybiye tahtında vaziyetler veriliyor.
      Hiç birşey daire-i ilim ve kudretinden hariç olmadığı gibi,
      daire-i irade ve meşietinden dahi hariç değildir ki,
      böyle cüz’î ve dağınık şeylerde dahi bir tenasüp gözetiliyor ve tanzim ediliyor.
      Ve o tanzim içinde ve irade-i âmme cilvesinde, bir inâyet-i hassa suretinde,
      Risale-i Nur’a bir imtiyaz nev’inde hususî bir teveccüh ve iltifat görülmüş.
      Ben, bu derin meseleyi görmek için İşârâtü’l-İ’câz tefsirinin tevafukatına dikkat ettim;
      kat’î bir kanaatle o sırrı bildim ve hissettim.

      Kelimelerde, cümlelerde, konularda bu şekilde bir tekrarın olması,
      kişisel iradenin fevkinde yazılan bu eserlerde
      bir ikram-ı ilahi olduğunu gösteren bir işaret olduğu
      ve bunun Risale-i Nur’a gösterilen bir teveccüh ve iltifat olduğu ifade ediliyor.

      Çok kusurlu ve aciz kul olduğunu her fırsatta yineleyen
      Üstad hazretleri bunca iltifatın, bunca ikramın kendisine değil,
      dine savaş açanlarla savaşacak olan Risale-i Nur’a yapıldığını görüyor ve gösteriyor.

      İman hakikatlerinin bu kadar sert düşmanlarına,
      Bu kadar büyük ve acımasız saldırılara karşı
      tek ve sarsılmaz kitabımız Kur’an-ı Kerim’i,
      O’nu bize yaşayarak anlatan, gösteren Habib-i Zişan Efendimiz’i a.s.m
      savunacak olan, şaşırmış, karışmış akıllara
      net ifadelerle yeniden açıklayacak olan
      O düşmanlarla aynı, hatta daha üstün silahı kullanmalı.

      Akla, mantığa savaş açılmış.
      Felsefeden, fenden saldırılar yapılmış.
      O zaman kuvvetlendirilecek olan ordu, bu alanda olmalı,
      Savaşacak asker bu alanda gelişmeli.
      Bunu da o gün, bugün yapan ve yapmaya devam edecek olan
      Risale-i Nur’dur.

      Bu ehemmiyetli vazifesine karşı da
      Hem vazifesindeki başarısına bir ödül,
      Hem bir kuvvet, hem bir onay olması cihetleri ile
      İlahi iradenin bu eserlere yerleştirdiği ikramlara karşı
      ne kadar teşekkür edilse, teşekkürde ifrata kaçılsa
      mazur görülür, ve görülmelidir de ..

      Cenab-ı Hak, dinini sahibsiz bırakmadı, bırakmayacakta ..
      Her dönemde, dönemin düşmanına uygun silahlarla
      Dinini korudu elhamdulillah
      Şimdi de Risale-i Nur’la koruyor..

      Nasibimiz ziyade olsun inşallah ..

      Subhâneke lâ ılmelene illema allemtene inneke entel alîmul hakîm ve ahiru de’vehüm enilhamdülillahi rabbil âlemin, el fatiha

      22.00’da sohbet kanalında yapılan derstir.
      Muhabbet-i Bakiye
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.