• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662920
    Anonim

      Ey bir yerde duramayan, dinlenme nedir bilmeyen
      rüzgarımız! Güle bizden haber götür de de; “Gül bahçesinden kaçıp şekerle
      dost olan gül, nasıl oldu da yurdundan, anandan, babandan, kardeşlerinden
      arkadaşlarından ve sana gönül veren, senin için feryat edip duran bülbülden
      ayrıldın geldin, şekere karıştın, ‘gülbeşeker’ tatlısı oldun?”

      • Ey gül’. Neden şekere karıştın? Aslında sen, kendin
      şekersin, şeker gibi tatlısın, hoşsun. Şeker olduğun için, herkesten çok sen,
      şekere layıksın ama, neden gül bahçesine karşı vefasızlıkta bulundun? Şeker de,
      gül de hoş, fakat vefalı olmak her ikisinden de hoş, her ikisinden de tatlı.

      • Ey gül, madem ki bahçeden ayrıldın gittin, sana bir iki
      sözüm var: 0 güzel yanağını şekerin yanağına koy da şekerden tat al, şeker gibi
      ol, şekere de bahçeden alıp götürdüğün hoş kokunu ver! 0 da gül gibi olsun.
      Ayrılığı göze aldın ama, bu ayrılıkta kazancın da var: Sen şekerin içine
      girdiğin için gül olarak oradan oraya götürülmekten, yolculuğun cefasından,
      solup pörsümekten, yerlere atılmaktan, çiğnenmekten kurtuldun.

      • Şimdi ‘gülbeşeker’ tatlısı oldun ya, seni yiyenlere gönül
      gıdasısın, göz nurusun. Bu yüzden artık gülden gönlünü çek; o nerede, bu
      nerede?

      • Sen bahçede dikenle beraber oturuyorsun. Akıl gibi cana
      yakın idin, insana karıştın. Şekerle beraber iken şimdi insanla beraber oldun.
      Nur oldun. Haydi şimdi de şu günahlarla kirlenmiş yeryüzünden gökyüzüne yüksel
      menzil menzil, konak konak ta onunla manen buluşma yerine kadar yürü!… *

      • Ey gül! Sen şimdi dünyaya yukarıdan bakıyorsun da,
      dünyadaki acaip halleri gördüğün için dünyaya gülüyorsun. 0 yüzden elbiselerini
      yırtıyorsun. Ey kızıl kaftanlı, güçlü, kuvvetli yiğit er, ben senin hayranınım!

      • Güller “Kim manen Hakk’a uluşmak için merdiven
      isterse, belanın, ızdırabın bir merdiven olduğunu bilsin de, başına gelenlerden
      şikayet etmesin! Belalardan korkmasın, canını belalara atsın!” diye
      naralar atarak, uçuşup saçılarak gökyüzünden gül bahçelerine yağmada…

      • Kendine gel de, şu kaptan, gülsuyu çıkaran ustanın
      testisinden bir yolunu bulup ter gibi sız, o hapsedilmiş kaptan, bir rüh gibi
      kaç, kurtul.

      • Ne de tali’liymişsiniz, ne de bahtınız yarmış! Benziniz
      gül gibi kıpkırmızı. Biz de sizin gibiydik, rüh olduk, kurtulduk. Haydi siz de
      rüh olun, bu kirli yeryüzünden kurtulun.

      • Gülbeşekerden maksadımız, Hakk’ın lütfuyla bizim
      varlığımızdır. Varlığımız sanki demir kırıntısı, Hakk’ın lütfu ise mıknatıs!..

      • Akıl da aynadır. Demirden ayna yapan aynacı, onu
      parlatmak, ayna haline getirmek için ona çok eziyet etmededir de, bu yüzden
      olacak, ayna bizi istemiyor, bize gelmiyor, hep biz onu elimize alıyor, ona bakıyoruz.
      0 bize şunları söylüyor ama, kulaklanmız gaflet pamüğu ile tıkalı olduğu için
      duyamıyoruz: “Ey insanlar, ben sizi sizsiz isterim.”

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.