Her zerre, ezel güneşinin nuru içinde ilahî aşkla
kendinden geçmiş, ayağını vurarak oynamaktadır
“-Yalnız insanlar, hayvanlar ve bitkiler canlı
değildir. Cansız sandığımız şeyler, taşlar, topraklar, kullandığımız,
giydiğimiz elbise, içtiğimiz su, her şey, her şey canlıdır.
Kur’an’da;”Yerde gökte ne varsa her şey O’nu tesbih etmektedir. Ama siz,
onların tesbihlerini duymuyorsunuz.” diye buyurulmaktadır. Yeni buluşlar
göstermiştir ki, bütün varlıkların atomları, bir proton etrafında baş döndürücü
bir hızla dönüp durmadadır. Cansız olsalardı, bu dönüş, bu hareket olur mu idi?
Nitekim eski hukema; “rüh-ı insanî”, “ruh-ı hayvanî”,
“rüh-ı nebatî”, “ruh-ı cemadî” diye, her şeyin ruhu
olduğunu sezmişlerdir. Mevlana da, asırlarca önce “zerre” diye tavsif
ettiği atomların canlı olduklarına işaret etmektedir.”
• Şu yükseklerde bulunan gök, iki kat olmuş kambur felek
bile o ilahî şarapla mest olmuş da; “Şu kirli, şu kötülüklerle dolu
dünyadan uzaklaşın, yücelin; buralara gelin!” diye çan çalarak insanları
gök sofrasına davet etmektedir.
• Bu aşk, mest olmuş da gelmiş; elest bağına girmiş, bir çok
sıkıntılara katlanarak varlık üzümünü ayaklan altında ezip durmadadır.
• Aşk mest olmasaydı, ilahî şarabı sevmeseydi, onun bu bağda
ne işi vardı? Ne sebeple gelip de bu bağda üzüm ezme sıkıntısına katlanacaktı?
• Zavallı sen de, ayak vurup duruyorsun ama, üzümü
göremiyorsun! Halbuki, senin aşık ve sofu olan canın, varlık üzümünü ayakları
altına almış, bir ar bile durmadan ezmekle meşguldür!
• “0 dost, sanki bütün mihneti, bütün gamı, derdi bana
veriyor!” diyorsun diyorsun ama, bağ senin olursa, o kimin üzümünü
ezebilir ki? Yani, senin başına gelen bütün üzüntüler, belalar, üzüm gibi
kaderin ayakları altında ezilerek benlikten kurtulmak ve mana şarabı olmaktır!
• Ey canlar! Mademki o sevgilinin huzurundasınız, ayak
vurun, oynayın! Belli olmaz; belki de mutluluk ayağı ayağınıza dokunur, seninle
beraber oynamaya başlar!
• Ey can! Bu aşk, yağmur gibidir; biz de yapraklar ve otlar
gibiyiz! Olabil ki, bir gün yağmur çayır çimene, yaprağa, ota yağar da,
onları yeşertir, geliştirir!