• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662931
    Anonim

      Her zerre, ezel güneşinin nuru içinde ilahî aşkla
      kendinden geçmiş, ayağını vurarak oynamaktadır

      “-Yalnız insanlar, hayvanlar ve bitkiler canlı
      değildir. Cansız sandığımız şeyler, taşlar, topraklar, kullandığımız,
      giydiğimiz elbise, içtiğimiz su, her şey, her şey canlıdır.
      Kur’an’da;”Yerde gökte ne varsa her şey O’nu tesbih etmektedir. Ama siz,
      onların tesbihlerini duymuyorsunuz.” diye buyurulmaktadır. Yeni buluşlar
      göstermiştir ki, bütün varlıkların atomları, bir proton etrafında baş döndürücü
      bir hızla dönüp durmadadır. Cansız olsalardı, bu dönüş, bu hareket olur mu idi?
      Nitekim eski hukema; “rüh-ı insanî”, “ruh-ı hayvanî”,
      “rüh-ı nebatî”, “ruh-ı cemadî” diye, her şeyin ruhu
      olduğunu sezmişlerdir. Mevlana da, asırlarca önce “zerre” diye tavsif
      ettiği atomların canlı olduklarına işaret etmektedir.”

      • Şu yükseklerde bulunan gök, iki kat olmuş kambur felek
      bile o ilahî şarapla mest olmuş da; “Şu kirli, şu kötülüklerle dolu
      dünyadan uzaklaşın, yücelin; buralara gelin!” diye çan çalarak insanları
      gök sofrasına davet etmektedir.

      • Bu aşk, mest olmuş da gelmiş; elest bağına girmiş, bir çok
      sıkıntılara katlanarak varlık üzümünü ayaklan altında ezip durmadadır.

      • Aşk mest olmasaydı, ilahî şarabı sevmeseydi, onun bu bağda
      ne işi vardı? Ne sebeple gelip de bu bağda üzüm ezme sıkıntısına katlanacaktı?

      • Zavallı sen de, ayak vurup duruyorsun ama, üzümü
      göremiyorsun! Halbuki, senin aşık ve sofu olan canın, varlık üzümünü ayakları
      altına almış, bir ar bile durmadan ezmekle meşguldür!

      • “0 dost, sanki bütün mihneti, bütün gamı, derdi bana
      veriyor!” diyorsun diyorsun ama, bağ senin olursa, o kimin üzümünü
      ezebilir ki? Yani, senin başına gelen bütün üzüntüler, belalar, üzüm gibi
      kaderin ayakları altında ezilerek benlikten kurtulmak ve mana şarabı olmaktır!

      • Ey canlar! Mademki o sevgilinin huzurundasınız, ayak
      vurun, oynayın! Belli olmaz; belki de mutluluk ayağı ayağınıza dokunur, seninle
      beraber oynamaya başlar!

      • Ey can! Bu aşk, yağmur gibidir; biz de yapraklar ve otlar
      gibiyiz! Olabil ki, bir gün yağmur çayır çimene, yaprağa, ota yağar da,
      onları yeşertir, geliştirir!

      #771793
      Anonim

        cok güzel..

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.