• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662936
    Anonim

      Dünyanın işi ne olursa olsun, o nerede? Senin işin nerede?
      îki cihan güzellerle dolu olsa, o güzeller nerede, senin kurnaz güzelin nerede?

      Farz et ki, dünyayı kıtlık kaplamış, ne yemek var, ne ekmek.
      Ey gizli, ey aşıkar Sultan! Senin zahîre ölçeğin, ambarın nerede?

      Farzet ki, dünya dikenlerle, akreplerle, yılanlarla dolmuş.
      Ey canın neşesi, sevinci; senin bağın, çiçeklerle, güllerle dolu gül bahçen
      nerede?

      Farzet ki, cömertlik ölmüş, hasislik herkesi öldürmüş. Ey
      bizim gözümüz, ey bizim gönlümüz! Senin lütfun, ihsanın, giydiğin süslü
      elbiseler nerede?

      Farzet ki, ayla, güneş, ikisi de yola düşmüş, gitmişler,
      görünmez olmuşlar; o kulağa, göze yardımcı olan güzelliğin, nurun
      nerede?

      Farzet ki, müşteriye inci satacak sarraf kalmamış, sen nasıl
      olur da ihsanlarda bulunmazsın? Senin inciler yağdıran bulutun nerede?

      Farzet ki, dünyada senin sırlarını söyleyecek ağız, dil
      kalmadı. Peki senin sırlarının coşması, köpürmesi nerede?

      Sen kendine gel de hepsinden vazgeç! Biz senin güzelliğinin,
      buluşmanın mestiyiz. Geç oldu, erken gel, senin meyhanen nerede?

      Bir yabancı gelmiş. Ezelî şarapla mest olanların yolunu
      kesmede. Niçin şehnelik, polislik etmiyorsun? Senin yiğitliğin, onu bunu
      yaralaman, kurduğun darağacı nerede kaldı?

      Ey sözler söyleyen, harfler saçan, sus artık! Mezarlıkta
      yatan, konuşmayan, susanlar gibi kulak kesil; halka tercümanlık etme! Kendi
      halin, senin hal yönünden, hal dile ile söyleyen sözlerin nerede?

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.