• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #662979
    Anonim

      Kardeşler belki bir çoğunuz bu yazıyı daha önce okumuşsunuzdur lakin benim gibi daha önce karşılaşmamış kişiler olabileceğini düşünerek okuduğum yazıyı paylaşmak istedim..

      Türkiye’de Domuz Çiftlikleri, Kesimhaneleri ve Kullanma Yerleri

      Haç’a ve domuza karşı cihad şuuru ile bin yıl dünya hakimiyetini elinde tutan şanlı bir ceddin torunları olarak, her zerresi şehit kanları ile satın alınmış bu topraklarda, domuz çiftliklerinden bahsetmekten utanç duyuyorum. Ancak, suratlarımıza bir şamar etkisi yapabilir ümidi ile gerçekleri yazmayı bir vazife addediyorum.

      Gerçi Reşit Haylamaz isimli kardeşimiz uzun, titiz ve gayretli çalışmaları sonucunda “Türkiye’de Domuz Gerçeği” ismi ile 260 sayfalık bir kitap hazırlamış ve konu ile ilgili gerçekleri en çarpıcı bir şekilde dile getirmiş. 1996 yılında da yayınlayarak çok önemli bir hizmeti ifa etmiştir. Esasında mükellef, bütün din kardeşlerimin bu kitabı okuyup okutmasında çok büyük faydalar mülahaza ediyorum.

      Bugün ülkemizde ne acıdır ki 80’nin üzerinde domuz çiftliği faaliyet göstermektedir. Ülke coğrafyasında dağılımı ise şöyle: Eskişehir, Çorum, Kastamonu, Manisa, Isparta, Kayseri, Mersin, Bilecik, Erzincan, Adana, Denizli, Bursa (Karacabey,Ertuğrul köy, Hançerli Köy, Çınarlı Köy) Burdur, Gökçeada, ızmir (Menemen, Kısıklı Köyü) Balıkesir, Afyon(Emirdağ), Kütahya, ıstanbul (Arnavutköy, Ayazağa, Acımaşlı köyü, Habibler, Kemerburgaz, Beykoz, Terkos, Cendere, Halkalı, Polonezköy, Zeytinburnu, Çorlu) vs.
      Bu çiftliklerin sahiplerinin ve çalışanlarının çoğu ne yazık ki kendisini müslüman olarak kabul etmektedir.

      Bu çiftliklerde yılda 1 milyonun üzerinde (yanlış duymadınız) domuz, kesimhanelere gitmektedir. Kesimhanelere gelince,bir çoğu sucuk,salam, sosis imalat hanelerinin bünyesinde bulunmakta bir kısmı kaçak kesimhanelerde, çok azı da Belediyelerin kontrolunda olan kesimhanelerde kesiliyor. ıstanbul’da Sütlüce Belediyesinin kesim hanesi en meşhurlarındandır.

      Kesimhanelerde kesilen domuzlar daha sonra nerelere gidiyor? Etler ve yağlar sucuk, salam, sosis fabrikalarına,otellere, tatil köylerine, büyük, küçük marketlere, büfelere, iç yağları sabun fabrikalarına, ilaç fabrikalarına, kozmetik imalatına, bazı margarincilere; kıllar fırça imalatçılarına; işkembe, bağırsak, ciğer gibi sakadatları kozmetik ve ilaç sanayiine, göz ve bazı iç organları hastahanelere; bazı artıklar yem sanayiine; deriler dericilere dağıtılmaktadır.

      İşte böyle yılda 1 milyondan fazla kesimi yapılan domuzun her eczası hayatımızın çeşitli kademesinde farkına varmadan, bilgimizin dışında karşımıza çıkabilecek durumdadır. Ve bunu kontrol edecek, müslüman halka bildierecek hiçbir resmi ve sivil merci bulunmamaktadır. Sucuk, salam, sosis ürünlerinde etiketlerinde kullanılan katkı ve yardımcı maddelerin hangi hayvan cinsine ait olduğu yazılması kanuni bir zorunluluk olmasına rağmen, etiketleride bu bilgileri bulmak mümkün olmamakta. Hatta sosisler etiketsiz bile satılabilmektedir.

      Sosis, salam, sucuk imalathanelerine gelince; bunu kontrol etmek hemen hemen hiç mümkün değildir. Çünkü bunu aleni yapan çok az firma var. Çoğu bu işi bile bile ve gizli yapıyor.

      Yukarıda bahsettiğim kitabda; ıstanbul içinde bazı imalathaneleri kardeşimiz tesbit etmiş, çoğuna gitmiş ve gözlemlerini yazmış. Buradan bazı alıntılar yapmak istiyorum;

      şişli’de Foti-Onur-Fomar
      Ayazağa’da Çerkezo-Sifko imalathaneleri
      Ayazağa’da Adela
      Çatalcada Trakya Et ve Süt A.ş.
      Gourmet
      Arnavutköy yakınlarında Karlıbayır mevkiinde Marmara salam imalathanesi
      Pepço,şütte,Artem,ıdeal,Özarzum imalathaneleri

      Bu imalathaneler gibi ülkemizde 100’ün üzerinde imalathane var. Bu imalathanelerde markalı, markasız, etiketli, etiketsiz, domuz eti ve yağı katılmış çeşitli salam, sosis, sucuk ve jambon üretilmekte ve maalesef bunlar müslüman halka yedirilmektedir. Sadece ıstanbul’a günlük giren domuz eti miktar 30-40 ton civarındadır. Bu etlerden yapılan ürünleri gayri müslümler değil, bilerek veya bilmeyerek müslüman inancına sahip vatandaşlar tüketmektedir.

      Kitabın yazarının bir imalathanede karşılaştığı şişli Belediyesine mensub görevlilerle yaptığı bir söyleşiyi aktarmak istiyorum:

      Yazar -Nasıl buldunuz?
      Görevli-Sağlık açısından gerekli şartları yerine getirmişler.
      Yazar -Üretimde domuz kullanılmasına ne diyorsunuz?
      Görevli-O mesele bizi ilgilendirmiyor. Görevimizin dışında.

      Hayır efendim, müslüman tebanın reyleri ile işbaşına gelen belediyelerin ve onların görevlilerinin domuz katılmış sucuk, salam, sosis, jambon üretimi yaparak, etiketinde dahi belirtmeye lüzüm görmeden, müslüman tabaaya haberi olamadan yedirmeye kalkma olayı, mutlaka görevinin içinde olmalıdır. Bütün dünyada böyledir. ınsanları alenen ve sürekli olarak aldatma ne zamandan beri görev dışı kabul ediliyor?

      Müslüman olarak biz demeliyiz ki “ Arkadaş ! Yiyen yesin, besleyen beslesin, satan satsın, ama ben yemek istemiyorum. ırademin dışında, bilgimin dışında, beni aldatarak kimse bana dinimde haram kılınan gıda maddesini yedirme hakkına sahip değildir.”

      Reylerimizle ve vergilerimizle iktidarlarını sürdüren, dolgun maaşlarla geçimlerini sağlıyan resmi görevlilerin, bu en tabbi hakkımızı korumaya ve bize sağlamaya mecburdurlar. Hak verilmez, alınır. Almasını bilmek esastır. Tüketiciler olarak bu hakkımızı almak istiyorsak, önce “bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” kavlince bilgimizi ve şuurumuzu artırmak zorundayız. Alışveriş yaptığımız, market, bakkal ve büfe sahiplarini ikaz edeceğiz. Bir yandan bilmediğimiz, tanımadığımız gıda maddelerini satın almaya paydos diyeceğiz. Ambalajların üzerindeki etiketleri dikkatlice okuyacağız. Bu aldatmaların olduğu bir ortamda etiketleri okumak da yeterli olmayacaktır. En iyisi imalatçılar, irili ufaklı marketçiler, bakkallar, büfeciler, lokantacılar ve resmi görevliler ikaz oluncaya kadar bu tür ürünleri boykot etmek en tesirli silahımız olacaktır.

      Yazımızı, bir Hadis-i şerif’le noktalayalım:
      Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ettiğine göre; Resul-û Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
      “Allah yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam ellerini göklere uzatarak “Ya Rabb, ya Rabb!” diye yalvarıyor. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böylesinin duası nasıl makbul olur?( Müslim)
      Bizler de çevremizde faaliyet gösteren marketleri, lokantaları, pastaneleri uyarmalıyız.

      gıdaraporu.com
      #771892
      Anonim

        Müslüman olarak biz demeliyiz ki “ Arkadaş ! Yiyen yesin, besleyen beslesin, satan satsın, ama ben yemek istemiyorum. ırademin dışında, bilgimin dışında, beni aldatarak kimse bana dinimde haram kılınan gıda maddesini yedirme hakkına sahip değildir.”

        Allah razı olsun kardeş.Bende duymuştum bunları hatta bizim buralarda yabani domuz oluyormuş onları bile avlayıp otellere satıyorlarmış.Tek yabancılar mı kalıyor bu otellerde müslüman turistlerde var.Sınırsız yemek veren bu oteller işte böyle ucuz buldukları etleri insanlara veriyorlarmış.Sanırım önce bizim soruşturup bilinçli olmamız gerekiyor.

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.