• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #663215
    Anonim

      afis1.jpg

      Bu yazımızda ehlullahtan bir çoban ile, zalimlerden bir padişahın arasında geçen olaylar zincirini ele alacağız inşaAllah. Herkes, kendi kapasitesine göre bir ders ve ibret çıkarabilir. Zamanın birinde, dünyanın doğusunda bir kamil insan yaşarmış. Bu kamil insan, çok güzel çobanlık yaparmış. Ama çobanlığı kendi sürüsüne değil de, hep kardeşlerine yardım etmek için yaparmış. Çevrede dolaşan kurt ve ayıların, kardeşlerinin sürüsüne zarar vermemesi için elinden geleni yaparmış. Artık öyle bir hal almış ki, çoban bir o kardeşine bir bu kardeşine koşar, kardeşlerinin sürülerini can-siperane korurmuş.
      Tabi bu Allah erinin haberi o ülkenin padişahına kadar gitmiş ve padişah adamları aracılığıyla, bu zata ��gel benim sürülerimden birine göz kulak ol�� diye haber yollamış. Ancak bu zat padişahın teklifini geri çevirip, kabul etmemiş. Reddedilmeye alışkın olmayan padişah, bu Allah erine başlamış kin gütmeye.
      Bu Allah dostu çoban, düşünüp taşınmış ve elindeki imkanları zorlayarak, bir sürü edinmeye karar vermiş. İlk etapta birkaç tane koyun edinen bu zat, azimli; kararlı, sebatkar ve işbilen yönünü kullanıp sürüsünü gün geçtikçe çoğaltmış. Sürüsü çoğaldıkça şükreden ve şükrettikçe de sürüsü artar bir hale gelmiş. Sürüdeki koyunlar da, sanki bu Allah dostunu anlar gibi az yer ve az içerek çobanlarının yükünü hafifletirlermiş.
      Çobanın ihlası, sürüye de sirayet etmiş ve nasıl ki çoban sürüyü kurtlardan ve her çeşit taarruzlardan koruyorsa, sürüde de bu bilinç oluşmuş ve artık sürüdeki koyunlar da el birliği yaparak gelen taarruzlara karşı cephe almaya başlamışlar. Hatta öyle ki, sürüye saldıran kurtların çokluğundan bazen sürü zayiat veriyormuş. Ancak sürü de bu zatın bir Allah dostu olduğunu anladığı için, sürüdeki her bir koyun, saldıran kurtlara karşı diğer koyunun canını kurtarmak için kendi canını feda eder olmuş. Koyunların bu fedakarlığı, sürüde daha fazla zayiat verilmesini önlemiş. Hatta zaman zaman koyunların birlik olarak hareket etmesi kurtlara da ağır zayiatlar verdirmiş.
      Padişah çobandan nefret etmişti ya, işte padişahın bu kini zaman zaman sürünün başına musibetlerin gelmesine sebep oluyormuş. Padişah çobanın sürüsünden eline geçirdiğini, işkenceler ederek ya öldürüyor, ya sakat bırakıyor veya ele geçirdiği koyunu yıllarca ahırda tutmak suretiyle hem çobana ve hem de sürüye eziyet ediyormuş.
      Çobanın bu azimli ve ihlaslı çalışması neticesinde, namı artık yaşadığı o ülkede tek değil bütün dünyada duyulur hale gelmiş. Çobanın adı yayıldıkça, o kendi dünyasına kapanmış. Tabi padişah ta onu her yerde aratıyormuş. Çoban da bunu bildiği için, yerini en yakın üç-beş kişiden başkasına söylemezmiş. Padişah ta çobanın bu tedbirinden haberdar olduğu için, kendi özel kurt sürüsünden seçtiği kurtlarını çobanın sürüsüne katmak için başlamış fırsat kollamaya. Tabi padişah bu, tüm imkanlar elinde olduğu için bir yolunu bulup kendi kurtlarını allayıp pullamış ve onları koyun diye çobanın sürüsüne katmayı başarmış.
      Çoban da bu durumdan habersiz, sürüsünü gütmeye çalışır ve elinden geleni de yaparmış. Hatta sürüsüne bir zarar gelmesin diye, gecesini gündüzüne katmış. Gece gündüz demeden sürüsünün selameti için yaşayan çoban, zaman zaman sürüdeki bazı koyunların ��sürü kurallarını�� ihlal ettiğini seziyormuş ama padişahın kurtları da özel olarak seçildiği için, çobanın kendilerini ortaya çıkarmasına fırsat vermeden kurt yüzünün üstüne koyun maskesi çekilmiş halde padişah tarafından kamufle ediliyorlarmış.
      Çobanın sürüsü o kadar çoğalmış ki, artık ülkenin neredeyse her beldesinde, çoban namına hareket eden bir yardımcı çoban varmış ve bunlar da direk olarak bizim Allah dostu çobanın dediği şekilde sürülerini otlatıyorlarmış. ��Çoban sürüyü kurttan korur. Çoban kurt olursa, sürüyü kim korur�� diye bir darb-ı mesel vardır. Bir gün çobanın bir yardımcısı saf değiştirip, padişahın safına geçer ve çoban hakkında tüm bilinmeyen şeyleri padişaha bir güzel anlatır. Padişah ta, elde ettiği bu hazine değerindeki bilgileri hemen kendi özel adamlarına aktarır. Padişahın bu özel adamları aldıkları bilgiler ışığında hareket ederek, direk olarak çobanın yaşadığı yeri tespit ederler ve çobanla iki yardımcısını içerde kıstırırlar. Çoban, padişahın özel adamlarına karşı tek başına direnirken, yardımcıları da ülkenin diğer yerlerinde bulunan sürülerin bilgilerinin olduğu sandığı yok etmek için içerde ellerinden geleni yaparlar. Ancak takdir-i huda kuvve-i bazu ile sönmediği için, ezelde takdir edilen olur ve çoban padişahın has adamları tarafından öldürülürken, çobanın iki yardımcısı ve ülkenin diğer yerlerindeki sürülerin bilgilerinin olduğu sandığı da ele geçirir. Sürüsü için bir çobanın, canını verdiği tarihte nadir görülen bir olaydır.
      Artık yeni bir dönem başlar çobanın sürüleri için. Yardımcı çobanlar padişah tarafından binbir cefa ve eziyet çektirilerek işkence edilir ve daha sonra da zindana atılırlar. Bu arada padişahın adamları, çobanın yardımcıları ve sürülerini darmadağın etmiş ve ülkede çobanın birçok yardımcısı ile beraber, sürüden de binlercesi yakalanıp zindana ve dolayısıyla da ahıra kapatılırlar. Sürü birçok zayiat da verir. Öldürülen koyunlar, sürüden koparılanlar ve padişahın ülkesinden, başka ülkelere göç eden sürünün bir kısmı ve yardımcı çobanlar�Çobanın baş yardımcıları hep padişahın zindanlarına atılmış ama bu yardımcılar, dağılan sürüyü tekrar toplamak için gece gündüz ne yapabileceklerini düşünürler. Padişahın zindanından kıt kanaat dışarıya gönderilen haberlerle, sürü nispeten toparlanır. Ancak dışarıda sürüyü toparlamakla görevli tali çobanlar, bu işin ehli değillerdi ve çobanın asıl amacından uzaklaşıp tali amaçlarla sürüyü gütmeye başladılar. Kimi zeytin gözlü, gül-i rana dilber gibi süslenen dünyanın albenisine kapılıp gününü gün ederken, kimi de sürüye yenilerini katmaktan çok uzak, ellerindeki sürüyü de darmadağın eden bananecilik ve vurdumduymazlık hastalığına tutulmuşlardı. Hedef şaşmış, amaç unutulmuş ve araçlarla uğraşılır olmuştu. Ellerinde sürüden geriye kalanlara da, ne kadar süt verdiği kadarıyla değer veriliyordu. Sütü çekilmiş, göğüslerinde sütten eser kalmamış sürünün eskileri unutulmuş, çileyi çekenler göz ardı edilmiş ve padişaha özür mektubu yazan sürüden bazıları el üstünde tutulur olmuştu. Gaflet; töhmet, rehavet ve enaniyet ön plana çıkmıştı. Daha önce çobana laf atan, sürüye küfreden ve çobanın amacından uzak tali çobanlar, sürünün başına geçmiş sürüyü ne şekilde idare edeceklerini bilmeden, sadece ��sürünün çobanı olma arzusu�� ile hareket edenler ön plana çıkmışlardı.Sürü şaşkın, sürü unutulmuş, sürü perişan ve sürü ikilem arasında kalmıştı. Bu durum, sürüde kendilerini güdenlere karşı bir cephe almaya kadar gitti. Ama güdenler sağır, güdenler dilsiz ve güdenler kör olmuşlar, basiretleri kapanmıştı. Güdenler sürüyü hırpalıyor, hor görüyor ve değersiz bir çer-çöp gözüyle bakıyorlardı. Vah ki ne vah� Yedi düvele nam salmış çobanın durumu içler acısı bir hal almıştı. Güdenler sürüyü uçuruma doğru götürüyor ama, sürüye de ��kurtuluş yolunuz budur�� diyerek indi fetvalar veriyorlardı. Padişahın şerrinden sıçan gibi kaçan bazı güdücüler, bu yeni dönemde uçan pozisyonuna gelmişlerdi. Sürüye yem dağılımında yapılan adaletsiz durumlar ve el altından kendi ��özel�� sürüsüne yaptıkları ��özel yem��ler, sürüyü tahammülün son hadine getirmişlerdi. Çoban hayattayken, sürü az ama, ihlasla çalıştığı için etkisi çoktu. Şimdi ise, sürü çok ama ihlas olmayınca etkisi yok denecek kadar azdı. Sürünün büyük bir çoğunluğu, sıkıntılı dahi olsa, eski günlerini arar olmuştu. Sürü bunalımda, sürü buhran geçiriyor ve sürü bir yeni arayış içinde�Güdücüler de günlerini gün ederek, ��bugünü atlatmanın peşinde.�� Güdücüler, sürünün sorunlarını görmezden gelip üç-beş tali çobanın elinde oyuncak gibi kullanılır olmuştu. Sürü üzgün, sürü çaresiz ve sürü kendilerini görmeyen kör gözlere parmağını sokacak kadar nefret dolmuştu. Güdücüler şu gerçeği bilselerdi acaba kendilerini sürüye affetirirler miydi acaba?��Çoban sürüyü kurttan korur. Ya çoban kurt olursa, sürüyü kim korur.�� Son olarak, Resulullah s.a.v.�in şu Hadis-i Şerifini yazıp yazıyı takdirlerinize ve yorumlarınıza bırakıyorum.��hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüz sürüden mesulsünüz�� WESSELAM
      Hacı Abdullah

      Kaynak: İslami Haber

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.