• Bu konu 5 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Yazar
    Yazılar
  • #663405
    Anonim

      Sözler, Sayfa 150

      Yeryüzü ve gökyüzünün altı günde yaratılması ne demektir?

      On Dördüncü Söz

      b667.gif
      b668.gif-1-

      Kur’ân-ı Hakîmin ve Kur’ân’ın müfessir-i hakikisi olan hadîsin bir kısım yüksek ve ulvî hakàikına çıkmak için teslim ve inkıyâdı noksan olan kalblere yardım edecek basamaklar hükmünde, o hakikatlerin bir kısım nazîrelerine işaret edeceğiz; ve hâtimesinde bir ders-i ibret ve bir sırr-ı inâyet beyân edilecek. O hakikatlerden haşir ve Kıyâmetin nazîreleri Onuncu Sözde, bilhassa Dokuzuncu Hakikatinde zikredildiği için, tekrara lüzum yoktur. Yalnız, sâir hakikatlerden numune olarak Beş Mesele zikrederiz.

      BİRİNCİSİ: Meselâ, b669.gif-2- “Altı günde gökleri ve yerleri yarattık” demek olan, hem belki bin ve elli bin sene gibi uzun zamandan ibâret olan eyyâm-ı Kur’âniye ile, insan dünyası ve hayvan âlemi altı günde yaşayacağına işaret eden hakikat-i ulviyesine kanaat getirmek için, birer gün hükmünde olan herbir asırda, herbir senede, herbir günde Fâtır-ı Zülcelâlin halk ettiği seyyâl âlemleri, seyyar kâinatları, geçici dünyaları nazar-ı şuhuda gösteriyoruz. Evet, güyâ insanlar gibi, dünyalar dahi birer misafirdir. Her mevsimde, Zât-ı Zülcelâlin emriyle, âlem dolar, boşalır.
      İKİNCİSİ: Meselâ,
      b670.gif-3-

      1 Elif lâm râ. Bu öyle bir kitaptır ki, her işi hikmetle yapan ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Allah tarafından âyetleri sağlam şekilde tanzim edilmiş, sonra tafsilâtıyla açıklanmıştır. (Hûd Sûresi: 1)

      2 A’râf Sûresi: 54.

      3 Yaş ve kuru ne varsa apaçık bir kitapta yazılmıştır. (En’âm Sûresi: 59.)

      Biz herşeyi Levh-i Mafhuzda tek tek yazdık. (Yâsin Sûresi: 12.)
      Ne göklerde ve ne de yerde zerre kadar birşey Ondan uzak kalamaz; bundan küçük veya büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır. (Sebe’ Sûresi: 3.)

      gibi âyetlerin ifade ettikleri ki, “Bütün eşya, bütün ahvâliyle, vücuda gelmeden ve geldikten sonra ve gittikten sonra yazılıdır ve yazılır ve yazılıyor” demek olan hakikat-i âliyesine kanaat getirmek için Nakkaş-ı Zülcelâl, rûy-i zeminin sayfasında, her mevsimde, bâhusus baharda, değiştirdiği nihayetsiz muntazam mahlûkatın fihriste-i vücudlarını, tarihçe-i hayatlarını, desâtir-i hareketlerini çekirdeklerinde, tohumlarında, köklerinde, mânevî bir sûrette derc ve muhâfaza ettiğini ve zevâlden sonra semerelerinde, aynen, kalem-i kaderiyle mânevî bir tarzda, basit tohumcuklarında yazdığını, hattâ her geçici baharda, yaş kuru ne varsa, mahdut zerrecikler ve kemikler hükmünde olan tohumlarda, ölmüş odunlarda, kemâl-i intizam ile muhâfaza ettiğini nazar-ı şuhuda gösteriyoruz. Güyâ herbir bahar, birtek çiçek gibi, gayet muntazam ve mevzun olarak zeminin yüzüne bir Cemîl ve Celîl’in eliyle takılıp koparılıyor, konup kaldırılıyor. Hakikat böyle iken, beşerin en acîb bir dalâleti budur ki, kader kaleminin sayfası olan Levh-i Mahfuzun yalnız bir cilve-i aksi olarak, fihriste-i san’at-ı Rabbâniye olup, ehl-i gafletin lisânında tabiat denilen bu kitâbet-i fıtriyeyi, bu nakş-ı san’atı, bu münfail mistâr-ı hikmeti, tabiat-ı müessire diyerek masdar ve fâil telâkkî etmesidir. b671.gif-1- Hakikat nerede, ehl-i gafletin telâkkîleri nerede?
      ÜÇÜNCÜSÜ: Meselâ, hamele-i Arş ve yer ve göklerin melâike-i müekkelleri ve sâir bir kısım melekler hakkında muhbir-i sâdıkın tasvir ettiği, meselâ kırk binler başlı, herbir başda kırk binler lisân ve her lisânda kırk binler tarzda tesbihât ettiklerini ve intizam ve külliyet ve vüs’at-i ubûdiyetlerini ifade eden hakikate çıkmak için, şuna dikkat et ki: Zât-ı Zülcelâl,
      b672.gif-2- gibi âyetlerle tasrih ediyor ki, mevcudâtın en büyüğü ve küllîsi dahi, kendi külliyetine göre ve azametine münâsip bir tarzda tesbihât ettiğini gösteriyor; ve öyle de görünüyor.

      1 Yer nerde, Süreyyâ nerde?

      2 Yedi gökle yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder. (İsrâ Sûresi: 44.)


      Biz dağları onun [Dâvud’un] emrine verdik ki, onunla beraber tesbih eder. (Sad Sûresi: 18.)
      Biz emâneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik. (Ahzâb Sûresi: 72.)
      #772768
      Anonim

        Eclairs kardeşim şimdi nasıl olmuş:)yorumunu bekliyorum ona göre statik ayarlamalar yapacağım inşallah:)

        #772770
        Anonim

          @Turab 200535 wrote:

          Eclairs kardeşim şimdi nasıl olmuş:)yorumunu bekliyorum ona göre statik ayarlamalar yapacağım inşallah:)

          cok guzel olmus kardesim, Allah razi olsun, lakin ben renklere asigim:)
          bu yuzden biraz daha fazla renk gormek isterim 🙂

          #772772
          Anonim

            :005:tamam inşallah şimdi de renk sorunu yaşıyoruz demek… eyvallah:)

            #772773
            Anonim

              @Turab 200541 wrote:

              :005:tamam inşallah şimdi de renk sorunu yaşıyoruz demek… eyvallah:)

              Renkler sorun degildir Turab abim,

              renkler bazen bize karanlik yonunu gosteren dunyaya , tutanmamizi saglayan , saglam kanatlardir,

              Renkler bir umut isigidir .

              Siz biraz renklendirme yaparsaniz, Umitvar olunuz ki, bu yaziniz daha cok kisi tarafindan okunacaktir 🙂

              ve sizde her defasinda o kadar cok hasena defterinizi kabartacaksiniz

              Renkler sayesinde …. 🙂

              #772777
              Anonim

                inşallah Allah razı olsun:)

                #772780
                Anonim

                  allahrazı olsun

                7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.