- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
31 Temmuz 2010: 11:58 #663719
Anonim
Risâle-i Nur Nedir?tebessüm ne sağlıklı şey, surat asmak ne büyük hastalık.
Eski Harb-ı Umûmiden evvel ve evâilinde, bir vâkıâ-ı sâdıkada görüyorum ki, Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağının altındayım. Birden o dağ müthiş infilak etti. Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum vâlidem yanımdadır.
Dedim: “Ana korkma; Cenâb-i Hakkın emridir. O Râhim’dir ve Hâkim’dir.”
Birden, o halette iken baktım ki, mühim bir zât bana âmirâne diyor ki: “Î’câz-ı Kur’ân’ı beyan et.”
Uyandım, anladım ki bir büyük infilak olacak. O infilak ve inkılâptan sonra, Kur’an etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur’an kendi kendini müdâfaa edecek. Ve Kur’an’a hücum edilecek; î’câzı, onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu î’câzın bir nevini şu zamanda
izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak. Ve namzet olduğumu anladım.
(Barla Lâhikası, s.9.)
Risâle-i Nur, istikbâli de aydınlatan bir Kur’ân tefsiridirRisâle-i Nur doğrudan doğruya Kur’ân’ın bâhir bir bürhânı ve kuvvetli bir tefsiri ve parlak bir lem’a-i i’câz-ı mânevîsi ve o bahrin bir reşhası ve o güneşin bir şuâı ve mâden-i ilm-i hakîkatten mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i mâneviyesidir.
(Şuâlar, s. 577)Lillâhilhamd, Risâle-i Nur, bu asn, belki gelen istikbâli tenvir edebilir bir mu’cize-i Kur’âniye olduğunu çok tecrübeler ve vâkıalar ile körlere de göstermiş.
(Kastamonu Lâhikası, s. 6.)Risâle-i Nur tarîkat değil, doğrudan doğruya Kur’ân’ın feyzinden mülhem bir hakîkattir
Risâle-i Nur, tarîkat değil, hakîkattir; âyât-ı Kur’âniyeden tereşşuh eden bir nurdur. Ne Şarkın ulûmundan ve ne de Garbın fünunundan alınmış değil, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın bu zamana mahsus bir i’câz-ı mânevîsidir; menfaat-i şahsiye yoktur.
(Kastamonu Lâhikası, s.150.)Risâle-i Nur sâir telifât gibi, ulûm. ve fünûndan ve başka kitaplardan alınmamış. Kur’ân’dan başka me’hazı yok, Kur’ân’dan başka üstâdı yok, Kür’ân’dan başka mercîi yoktur. Telif olduğu vakit hiçbir kitap müellifın yanında bulunmuyordu. Doğrudan doğruya Kur’ân’ın feyzinden mülhemdir ve semâ-i Kur’ânîden ve âyâtının nücûmundan, yıldızlarından iniyor, nüzûl ediyor.
(Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, s. 79.)Risâle-i Nur, şu zamanın ihtiyaçlarına uygun bir ilâçtır
Hem, yazılan eserler, risâleler (ekseriyet-i mutlakası) hariçten hiçbir sebep gelmeyerek, rûhumdan tevellüd eden bir hâcete binâen âni ve def’î olarak ihsan edilmiş. Sonra bâzı dostlarıma gösterdiğim vakit, demişler: “Şu zamanın yaralarına devâdır.” İntişar ettikten sonra ekser kardeşlerimden .anladım ki, tam şu zamandaki ihtiyaca muvâfık ve derde lâyık bir ilâç hükmüne geçiyor.
(Mektûbât, s. 363.)Esrâr-ı Kur’âniyeye âit yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münâsip bir ilâç, bir merhem ve zulümâtın tehâcümâtına mâruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu îtikâdındayım. Bilirsiniz ki; eğer dalâlet cehâletten gelse, izâlesi kolaydır. Fakat, dalâlet fenden ve ilimden gelse, izâlesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan, ancak binden biri irşad ile yola gelebilirdi. Çünkü öyleler kendilerini beğeniyorlar, hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenâb-ı Hak şu zamanda, i’câz-ı Kur’ân’ın mânevî lemeâtından olan mâlûm Sözler’i, şu dalâlet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini; vermiş tasavvurundayım.
(Mektûbât, s. 27.)Risâle-i Nur Kur’ân’ın tesiri büyük hakîki bir tefsiridir
Kur’ân-ı Hakîmin sırr-ı i’câzıyla hakîki bir tefsiri olan Risâle-i Nur, bu dünyada bir mânevî Cehennemi, dalâlette gösterdiği gibi, îmanda dahi bu dünyada mânevî bir Cennet bulunduğunu ispat ediyor ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde mânevî elîm elemleri gösterip, hasenât ve güzel hasletlerde ve hakâik-i şeriatın amelinde Cennet lezâizi gibi mânevî lezzetler bulunduğunu ispat ediyor. Sefâhet ehlini ve dalâlete düşenleri o cihetle (aklı başında olanlarını) kurtarıyor.(Ayetü’l-Kübrâ, s.192)
31 Temmuz 2010: 16:08 #773865Anonim
Huzur bulur bugün seninle âlem,
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risalet-ün-Nur
Sürur bulur bugün seninle âdem
Ey bir rahmet-i âlem Risale-i Nur!Bu hasta gönüller çoktan perişan,
Varsa sende eğer Lokman’dan nişan,
Bir şifa sun, gel ey mahbub-u zîşan
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risale-i Nur!Gelmez mi sonu bu uzun hecenin
Geçmez mi gamı bu yaslı gecenin,
Zârı arttı, sabrı bitti nicenin,
Ey cilve-i rahmet-i âlem Risale-i Nur!Meylimiz yok yalancı bir dünyaya,
Son verdik biz bid’alara, riyaya
Kapılmayız öyle kuru hülyaya
Ey bir hakikat-ı Rahmet-i âlem Risale-i Nur!Geçmişiz hep medihlerden senadan,
Yüz çevirdik servetlerden gınadan,
Nur isteriz geçmeden bu fenadan,
Ey bu asırda rahmet-i âlem Risale-i Nur!Âşıkların arşa çıkan feryâdı,
Ağlatıyor o pâk ruhlu ecdâdı,
Allah için eyle bize imdâdı,
Ey muhtaçlara rahmet-i âlem Risale-i Nur!Şifa bulsun şimdi biraz yaramız,
Revaç bulsun, geçmez olan paramız,
Saç nurunu, aka dönsün karamız
Ey ziyâ-yı rahmet-i âlem Risale-i Nur!HASAN FEYZİ -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.