- Bu konu 13 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
4 Ağustos 2010: 12:28 #663843
Anonim
Risale-i Nur’da geçenlerde mütalaa yapmıstım neresi olduğunu hatırlıyamadım….Allah’ın bize şevkatli olduğunu izah ediyordu….Ama Allah bizden namaz gibi bircok nev-i ibadet bekliyor…ama birde şevkatli dyordu..bunu izah edebilir misiniz:032:5 Ağustos 2010: 14:56 #774242Anonim
Yardim Edecek varmi acaba
:5 Ağustos 2010: 15:03 #774243Anonim
Selamın Aleyküm Kardaş;
Aşkla bakmanın diğer manası hayranlıkla bakmaktır. Bu yüzden Biz kullar Yüce Allah’a aşk ile bakarız.
Yüce Allah ise Rahmandır ve Rahimdir. Bu yüzden o kainatta tüm yaratılmışlara Merhametle ve şefkatle bakar. Ahrette ise Rahimdir yanlızca Mü’minlere merhametle bakar.
Saygılar..5 Ağustos 2010: 17:01 #774248Anonim
Abi yanlıs anlamıs olabilirsin…Allah razi olsun ama şevkat karşılıksız sevmek demektir…ama ask ise bir karşılık bekler…anne mesela bize karsı sevkatlidir…öylede risale- nurun bir yerinde Allah bize karsı şevkatlidir yazıyor…nasıl diye soruyorum abi??????
5 Ağustos 2010: 18:17 #774252Anonim
@Nur_Yazar 204413 wrote:
şevkat karşılıksız sevmek demektir…ama ask ise bir karşılık bekler…
Sn. Nur_Yazar Eğer gerçekten böyleyse, Yani şefkat karşılıksız sevmek demekse. Aşk ise karşılık bekliyorsa. Demek ki yanlış anlama yok. Çünkü bizlere bu canı ve saymakla bitiremeyeceğimiz nimetleri karşılık bekleyerek vermemiş ki. Onun hiç bir şeye ihtiyacı yok. O zaten her şeyin sahibi. Ol dese ne istese olur. Bizim ibadetlerimiz kendimiz için. Kendi kurtuluşumuz için. Va’d ve Va’id böyle yerine gelecek. Yani zaten öyle olacağı için değil. Biz kazanacağımız yada kaybedeceğimiz için.
Ama şunu yanlış anlamış olabilirim. Risalelerden soruyorsan ve yorum istiyorsan diğer arkadaşlar daha iyi bilir. O zaman Kusura bakma.
Hayırlı akşamlar. saygılar.5 Ağustos 2010: 18:28 #774255Anonim
Ayrıca bakmak kelimesi ile ilgili bir ekleme;
Bakmak görmek demek değildir. Biz yaratılmışlar bakabiliriz ama bakmamız demek görmemiz demek değildir. Misal biz Allah (c.c.) ın ayetlerini görürüz ona iman eder itaat ederiz.
Fakat Allah (c.c.) BASİR dir. (Yani her şeyi en iyi görendir.)
saygılar.5 Ağustos 2010: 18:37 #774257Anonim
mektubat/ 17.mektup ve 8. mektup kardeş altta da link var vaktin varsa bi bak..
5 Ağustos 2010: 19:35 #774052Anonim
@Nur_Yazar 204413 wrote:
Abi yanlıs anlamıs olabilirsin…Allah razi olsun ama şevkat karşılıksız sevmek demektir…ama ask ise bir karşılık bekler…anne mesela bize karsı sevkatlidir…öylede risale- nurun bir yerinde Allah bize karsı şevkatlidir yazıyor…nasıl diye soruyorum abi??????
Rahmân, “bütün canlılara merhamet ederek onların rızıklarını veren ve her türlü ihtiyaçlarını gören,” mânâsına gelir.
Ondördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı’nda Bismillahirrahmanirrahim’in sırlarında bu sorunun cevabı da var inşaallah.
“Kâinat sîmasında, arz sîmasında ve insan sîmasında birbiri içinde birbirinin nümunesini gösteren üç sikke-i rububiyet var.
Biri: Kâinatın heyet-i mecmuasındaki teavün, tesanüd, teanuk, tecavübden tezahür eden sikke-i kübra-i uluhiyettir ki, “Bismillah” ona bakıyor.
İkincisi: Küre-i arz sîmasında nebatat ve hayvanatın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüb, intizam, insicam, lütuf ve merhametten tezahür eden Sikke-i Kübra-i Rahmaniyettir ki, “Bismillahirrahman” ona bakıyor.”
Yine Risale-i Nur’da “Rahman Rezzak manasınadır” ifadesi mevcuttur.
Yukarıdaki ifadedelerden de anlaşılacağı gibi Rahman isminin tecelli merkezi dünyamızdır diyebiliriz ve varlıkların terbiye, idare ve rızıklandırılması gibi anlamlara geldiğinden daha çok bu ismin tecelli merkezinde hayat vardır. Hayat sahibi her varlığın terbiyesi, idaresi, rızıklandırılması gibi faaliyetlerin hepsi Rahman isminin bir tecellisidir.
Ve yine insan bu hayat sahiplerinin içinde en şereflisidir. Diğer varlıklar ve o varlıklar içinde hayat sahipleri bir anlamda insana hizmet etmektedir. Ve Rahman siminin tecellisinde ayrım söz konusu değildir. İnsanların en itaatkarı da, en asisi de bu ismin tecellisinden azami derecede istifade etmektedir. Mesela Ebu Cehil gibi insaniyettten sükut etmiş, ömrü Allah’a isyanla geçmiş biri güneşten, geceden, gündüzden, rızıktan, dünyanın türlü türlü güzelliklerinden vs. mahruım kalmamıştır. Yani Allah asi olana da, itaatkar olana da karşılıksız mevcudatı onlara hizmetkar kılmıştır.
Tabi Allahın insana dünyada tek tecelli eden ismi Rahman ismi değildir. Zira insan Allah’ın tüm isimlerine bir fihriste hükmündedir. Az veya çok bütün isimler insanda ve hayatta tecelli eder kısacası.
Ondördüncü Lem’a’nın İkinci Makamını okumanızı tavsiye ederim.
5 Ağustos 2010: 20:14 #774267Anonim
@Nur_Yazar 204413 wrote:
şevkat karşılıksız sevmek demektir…ama ask ise bir karşılık bekler…QUOTE]
bi yanlış anlama daha “hakikki aşk karşılık beklemeden duyulan aşktır” diğer türlü arzudur odur budur’
5 Ağustos 2010: 20:23 #774268Anonim
@bo$ver 204459 wrote:
bi yanlış anlama daha “hakikki aşk karşılık beklemeden duyulan aşktır” diğer türlü arzudur odur budur’
Aşk’ı sevgiliye duyulan hayranlık olarak tanımlarsak bu yanlış anlama ortadan kalkar 🙂 Çünkü bu durumda Yüce Allah’a hayran olmak bize düşer..
5 Ağustos 2010: 20:25 #774269Anonim
Sorunuzu cevaplamak için öncelikle ask’in ve sefkatin tanimini yapmak gerekir. Bu kavramlari üstad 8.mektupta cok muthis dile getirmis, buyrun beraber okuyalim:
“Hazret-i Yakub Aleyhisselâm’ın Yusuf Aleyhisselâm’a karşı şedid (şiddetli) ve parlak hissiyatı, muhabbet ve aşk değildir; belki şefkattir. Çünki şefkat, aşk ve muhabbetten çok keskin ve parlak ve ulvî ve nezihtir (yüce ve temizdir) ve makam-ı nübüvvete (peygamberlik makamına) lâyıktır.
Fakat muhabbet ve aşk, mecazî mahbublara (dünyevî sevgililere) ve mahluklara karşı derece-i şiddette olsa, o makam-ı muallâ-yı nübüvvete lâyık düşmüyor. Demek Kur’an-ı Hakîm’in parlak bir i’caz (mucizelik) ile, parlak bir surette gösterdiği ve ism-i Rahîm’in vusulüne (ulaşmaya) vesile olan hissiyat-ı Yakubiye, yüksek bir derece-i şefkattir. İsm-i Vedud’e vesile-i vusul olan aşk ise; Züleyha’nın Yusuf Aleyhisselâm’a karşı olan muhabbet mes’elesindedir.
Demek Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan, Hazret-i Yakub Aleyhisselâm’ın hissiyatını, ne derece Züleyha’nın hissiyatından yüksek göstermişse; şefkat dahi o derece aşktan daha yüksek görünüyor…
Hem şefkat pek geniştir. Bir zât, şefkat ettiği evlâdı münasebetiyle bütün yavrulara, hattâ zîruhlara (canlılara) şefkatini ihata eder (kuşattırır) ve Rahîm isminin ihatasına bir nevi âyinedarlık gösterir.
Halbuki aşk, mahbubuna (sevdiğine) hasr-ı nazar (odaklanıp) edip, herşey’i mahbubuna feda eder; yahut mahbubunu i’lâ ve sena etmek (yüceltip övmek) için, başkalarını tenzil (kıymetten düşürüp) ve manen zemmeder (kötüler) ve hürmetlerini kırar.
Meselâ biri demiş: “Güneş mahbubumun hüsnünü (güzelliğini) görüp utanıyor, görmemek için bulut perdesini başına çekiyor.” Hey âşık efendi! Ne hakkın var, sekiz ism-i a’zamın bir sahife-i nuranîsi olan Güneş’i böyle utandırıyorsun?
Hem şefkat hâlistir (safidir), mukabele (karşılık) istemiyor; safi ve ivazsızdır (karşılıksızdır). Hattâ en âdi (basit) mertebede olan hayvanatın yavrularına karşı fedakârane ivazsız şefkatleri buna delildir. Halbuki aşk ücret ister ve mukabele taleb eder. Aşkın ağlamaları, bir nevi talebdir, bir ücret istemektir.”
5 Ağustos 2010: 20:26 #774270Anonim
@Abidin 204463 wrote:
Aşk’ı sevgiliye duyulan hayranlık olarak tanımlarsak bu yanlış anlama ortadan kalkar 🙂 Çünkü bu durumda Yüce Allah’a hayran olmak bize düşer..
hayranlık? yok aşk hayranlıktan öte bi haldir..tutku gibi candan geçmektir…o nedenle keşke mevlaya aşkla bağlaabilsek…
ve de tarihe bakarsanızız bütün aşklar mevlada son buluyor..”hakiki aşklar”:)
bu arada imza benden kalmaz güzel:)
5 Ağustos 2010: 20:33 #774271Anonim
@Fezapilotu 204464 wrote:
Hem şefkat pek geniştir. Bir zât, şefkat ettiği evlâdı münasebetiyle bütün yavrulara, hattâ zîruhlara (canlılara) şefkatini ihata eder (kuşattırır) ve Rahîm isminin ihatasına bir nevi âyinedarlık gösterir.
Halbuki aşk, mahbubuna (sevdiğine) hasr-ı nazar (odaklanıp) edip, herşey’i mahbubuna feda eder; yahut mahbubunu i’lâ ve sena etmek (yüceltip övmek) için, başkalarını tenzil (kıymetten düşürüp) ve manen zemmeder (kötüler) ve hürmetlerini kırar.
Hem şefkat hâlistir (safidir), mukabele (karşılık) istemiyor; safi ve ivazsızdır (karşılıksızdır). Hattâ en âdi (basit) mertebede olan hayvanatın yavrularına karşı fedakârane ivazsız şefkatleri buna delildir. Halbuki aşk ücret ister ve mukabele taleb eder. Aşkın ağlamaları, bir nevi talebdir, bir ücret istemektir.”
Üstadınıza tamamen katılıyorum. Bazı anlayamadığım arapça kelimeler olsa da. Tam olarak demek istediklerim bunlardı. 😀 Hayret ben daha önce risaleleri hiç okumadım :S
5 Ağustos 2010: 20:47 #774272Anonim
şevkat de çok yüce bi duygudur ama “aşk” kafam karıştı:)
6 Ağustos 2010: 07:37 #774285Anonim
Hepinizden ALLAH razi olsun cvabımı aldım 🙂
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.