- Bu konu 5 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
27 Ağustos 2010: 22:40 #664281
Anonim
“Çünki sen çendan, nefsin ve suretin itibariyle hiç hükmündesin. Fakat vazife ve mertebe noktasında, sen şu haşmetli kâinatın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcudatın belâgatlı bir lisan-ı nâtıkı ve şu kitab-ı âlemin anlayışlı bir mütalaacısı ve şu tesbih eden mahlukatın hayretli bir nâzırı ve şu ibadet eden masnuatın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin.”
yukarıda nefs ve suret itibariyle hiç hükmünde olmak ifadesini açabilir misiniz?31 Ağustos 2010: 07:21 #775863Anonim
@yansıma 208159 wrote:
“Çünki sen çendan, nefsin ve suretin itibariyle hiç hükmündesin. Fakat vazife ve mertebe noktasında, sen şu haşmetli kâinatın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcudatın belâgatlı bir lisan-ı nâtıkı ve şu kitab-ı âlemin anlayışlı bir mütalaacısı ve şu tesbih eden mahlukatın hayretli bir nâzırı ve şu ibadet eden masnuatın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin.”
yukarıda nefs ve suret itibariyle hiç hükmünde olmak ifadesini açabilir misiniz?
bunun bikaç anlamı olabilir..mesela suret itibariyle değerlendirelim…öncelikle uzayın ne kadar boyut kapladığı hala bilinmiyor,yaşadığımız dünya dahi şu kozmo alemde nokta kadar yer kaplıyor..ufak bir tefekkür için video burada..Dailymotion – Kainattaki yerimiz-mikrodan kozmoya-XXyy – Haber Kanalı insanın bu kainattaki değeri suret itibariyle nasıldır takdirinize bırakıyorum..ikinci açıdan nefs itibariyle olaya bakalım…nefs sürekli kötülüğü emreder.Bu ise bozmak yıkmak nevindendir ve ademe(yokluğa) gider,oysa tüm hayr mahz yapmak tamir etmektedir..Risalei nurun öncelikle hüzbüşşeytan ve ayetel kübra gibi pek çok yerinde isbat edildiği için burada bu kadar açıklama kafi…tüm hayr varlıktadır,yoklukta ademde hayr yoktur ve hiç hükmündedir…Acizane risaleinurdan aldığım ders böyle..kolay gelsin iyi okumalar…
31 Ağustos 2010: 07:25 #775859Anonim
hiç değil resmen koskoca bir hiçç hükmünde:(ama allah bizi muhatap alıyor kendine ne büyük şeref…elh
31 Ağustos 2010: 09:11 #775875Anonim
Ustad Bediüzzaman; besmele bahsinde
“..Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır…”
“..Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır…”
“…Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder…”
“…zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar…”
“…Herbir bostan “Bismillâh” der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.
Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.
Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer. “Allah namına, Rahmân namına” der; herşey ona muhassar olur…”
şu kısacık bir dersde mevcudatın suret itibariyle ne kadar aciz olduğunu ancak vazife itibariyle ne kadar kudretli olduğunu anlıyabilmekteyiz..
Âl-i İmran Sûresi 14
Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın katındadır. [13,29; 38,25. 40.49]Evet, fitnenin ustadı şeytandır. Nefs-i emmaremiz ise şeytanın dersini dinler bir özelliktedir. Bilmeliyiz ki, bizdeki nefs-i emmare her an şeytanın dersini dinler ve kabul eder. Nefis, kabulünü hissi tarafdarlık olarak gösterir. Eğer iman ve şuur zayıf ise; kalb nefse mağlub olur, en birinci yardımcısı olan aklı, nefse kaptırır. Akıl ise kim güçlü ise ona tâbî çalışır. Nefs güçlü ise nefse tâbî çalışır; kalb güçlü ise kalbe tâbî olarak çalışır. Eğer dalalete ve şerre çalışırsa :”..Ekseriyet-i mutlaka ile dalâlet ve şer, menfidir ve tahriptir ve ademîdir ve bozmaktır..”
Adem ise: Adem demek yokluk demektir, insan manasında değildir, bu kelime ayın ile yazıldığında yokluk manasına gelir..
31 Ağustos 2010: 09:14 #775876Anonim
@fahris 208630 wrote:
Ustad Bediüzzaman; besmele bahsinde
“..Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır…”
“..Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır…”
“…Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder…”
“…zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar…”
“…Herbir bostan “Bismillâh” der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.
Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.
Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer. “Allah namına, Rahmân namına” der; herşey ona muhassar olur…”
şu kısacık bir dersde mevcudatın suret itibariyle ne kadar aciz olduğunu ancak vazife itibariyle ne kadar kudretli olduğunu anlıyabilmekteyiz..
Âl-i İmran Sûresi 14
Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın katındadır. [13,29; 38,25. 40.49]Evet, fitnenin ustadı şeytandır. Nefs-i emmaremiz ise şeytanın dersini dinler bir özelliktedir. Bilmeliyiz ki, bizdeki nefs-i emmare her an şeytanın dersini dinler ve kabul eder. Nefis, kabulünü hissi tarafdarlık olarak gösterir. Eğer iman ve şuur zayıf ise; kalb nefse mağlub olur, en birinci yardımcısı olan aklı, nefse kaptırır. Akıl ise kim güçlü ise ona tâbî çalışır. Nefs güçlü ise nefse tâbî çalışır; kalb güçlü ise kalbe tâbî olarak çalışır. Eğer dalalete ve şerre çalışırsa :”..Ekseriyet-i mutlaka ile dalâlet ve şer, menfidir ve tahriptir ve ademîdir ve bozmaktır..”
Adem ise: Adem demek yokluk demektir, insan manasında değildir, bu kelime ayın ile yazıldığında yokluk manasına gelir..
intisap sırrı…Allah razı olsun
3 Eylül 2010: 20:41 #776328Anonim
açıklayıcı cevaplarınız için çok teşekkür ederim Allah razı olsun
durumu fiil ve infial ciheti ile de değerlendirmek doğru olur mu?
3 Eylül 2010: 21:33 #776333Anonim
@yansıma 209622 wrote:
açıklayıcı cevaplarınız için çok teşekkür ederim Allah razı olsun
durumu fiil ve infial ciheti ile de değerlendirmek doğru olur mu?
öyle de olur,fahris kardeşimiz o açıdan değerlendirmiş,bir adem tek başına bir kabile reisinin ismini almadan çölde gidebilir mi,ufacık tohumlar koca ağaçları taşıyabilir mi,ufak bir sinek nemrut gibi bir cabbarı öldürebilir mi..
ben fiil olarak bu şekilde anlıyorum
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.