• Bu konu 6 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #664458
    Anonim
      Sual: Zaman ahir zamandır, gittikçe fenalaşacak.

      Cevap: Neden dünya herkese terakkî dünyası olsun da,
      yalnız bizim için tedennî dünyası olsun?
      Öyle mi?
      İşte ben de sizinle konuşmayacağım,
      şu tarafa dönüyorum,
      müstakbeldeki insanlarla konuşacağım:

      Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş
      ve sakitane Nurun sözünü dinleyen
      ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile
      bizi temaşa eden
      Said’ler, Hamza’lar, Ömer’ler, Osman’lar, Tahir’ler, Yûsuf’lar, Ahmed’ler, vesaireler!..
      Sizlere hitap ediyorum.

      Başlarınızı kaldırınız,
      “Sadakte” deyiniz.
      Ve böyle demek sizlere borç olsun.

      Şu muasırlarım, varsın beni dinlemesinler.
      Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan
      telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum.
      Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim;
      sizler cennetâsâ bir baharda geleceksiniz.

      Şimdi ekilen nur tohumları,
      zemininizde çiçek açacaktır.
      Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki:
      Mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit,
      mezarımıza uğrayınız;
      o bahar hediyelerinden birkaç tanesini
      medresemin mezar taşı denilen
      ve kemiklerimizi misafir eden
      ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız.
      Kapıcıya tenbih edeceğiz;
      bizi çağırınız.
      Mezarımızdan “Henien Lekum” sadasını işiteceksiniz…

      Şu zamanın memesinden bizimle süt emmeyen
      ve gözleri arkada maziye bakan
      ve tasavvuratları kendileri gibi hakîkatsiz ve ayrılmış olan
      bu çocuklar,
      varsınlar Şu kitabın hakaikını hayal tevehhüm etsinler.
      Zîra, ben biliyorum ki;
      Şu kitabın mesaili, hakîkat olarak sizde tahakkuk edecektir.

      Ey muhataplarım!
      Ben çok bağırıyorum.
      Zîra, asr-ı salis-i aşrın,
      yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,
      sûreten medenî
      ve dinde lakayd
      ve fikren mazinin en derin derelerinde olanları
      camie davet ediyorum.
      İşte ey iki hayatın rûhu hükmünde olan İslamiyeti bırakan
      iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar!
      Gelen neslin kapısında durmayınız.
      Mezar sizi bekliyor;

      #778324
      Anonim

        Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki:
        Mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit,
        mezarımıza uğrayınız;
        o bahar hediyelerinden birkaç tanesini
        medresemin mezar taşı denilen
        ve kemiklerimizi misafir eden
        ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız.
        Kapıcıya tenbih edeceğiz;
        bizi çağırınız.
        Mezarımızdan “Henien Lekum” sadasını işiteceksiniz…



        Mezar tasina, Kalenin basina takilacak olan bahar hediyelerinden kasit nedir? siz nasil anladiniz?

        #778325
        Anonim

          :045::045::045: :030: Rabbim layık eylesin tek duamız bu…

          #778327
          Anonim

            Vefat etmiş bir kişiye hediye olarak okunan Kuran , Kuranın tefsiri Risalei nurlar ve duaların hediye edilebilceğini düşünüyorum.Bahar hediyesi derkende yeni nesil imanlı nur talebelerini kast ediyor diye anladım bu kasır fehmimle.

            #778330
            Anonim

              @sonbaharcı 214898 wrote:

              Vefat etmiş bir kişiye hediye olarak okunan Kuran ve Kuranın tefsiri Risalei nurlar ve duaların hediye edilebilceğini düşünüyorum.Bahar hediyesi derkende yeni nesil imanlı nur talebelerini kast ediyor diye anladım bu kasır fehmimle.

              Bizim hizmetimizin ücreti olarak diyor ama,

              baskalarinin imanini kurtarma adina cehennemde yanmaya razi olan birinin, bu yonde talebi kendi vefatindan sonra onun ruhuna okunan Kuranmidir (sadece)?
              Nedir bu bahar hediyesi?

              #778333
              Anonim

                Üstad Risalei nurlarla tohumu ekti o tohumlar fillizlenip yeni imanlı bir nesil oluşturacak inşaallah.

                #778335
                Anonim

                  @Fezapilotu 214893 wrote:

                  Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki:
                  Mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit,
                  mezarımıza uğrayınız;
                  o bahar hediyelerinden birkaç tanesini
                  medresemin mezar taşı denilen
                  ve kemiklerimizi misafir eden
                  ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız.
                  Kapıcıya tenbih edeceğiz;
                  bizi çağırınız.
                  Mezarımızdan “Henien Lekum” sadasını işiteceksiniz…



                  Mezar tasina, Kalenin basina takilacak olan bahar hediyelerinden kasit nedir? siz nasil anladiniz?

                  Üstad her zaman geleceğe ümitle bakmıştır. Hatta bi zat üstadın bu tavrına karşılık İfrat ediyorsun, hayali hakîkat gösteriyorsun. Bizi de techîl ile tahkîr ediyorsun. Zaman ahir zamandır, gittikçe fenalaşacak” sorusuna karşılık bu cvbı veriyor.

                  Üstad’ın geleceğe yönelik bize müjdeleri var. bunlardan bazıları :
                  “Akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı akliye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur’an hükmedecek.”

                  “İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak. Ve hâkim, hakaik-i Kur’an’iye ve imaniye olacak”

                  “Onlar, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Allah ise, nurunu tamamlayacaktır. Kafirler hoşlanmasalar da” (Saff, .

                  Üstad kendisinin kışta geldiğinden bahsediyor. Siz cennet-asa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır diyor.
                  benim anladığım bahar hediyelerinden kasıt Kur’an hakikatlarının hem şahsi, hem içtimai vs.. hayatımızda hakim olduğu bir devir… zor zamanlarda yapılan hizmetlerin meyvelerinin alınmaya başlandığı, Üstadın ifadesiyle hizmetlerin ücretinin alınacağı en gür sadanın İslam’ın sadası olacağı zamandan bahsediliyor. Bütün hayatını iman hizmeti yolunda adayan bir insan için en büyük hediye insanların imanla şereflenmesidir.

                  “Sonra, ben, cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de fedâ ettim. Gözümde ne Cennet sevdâsı var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin îmânı nâmına bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmânını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya râzıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistân olur.”

                  #778347
                  Anonim

                    @Fezapilotu 214902 wrote:

                    Bizim hizmetimizin ücreti olarak diyor ama,

                    baskalarinin imanini kurtarma adina cehennemde yanmaya razi olan birinin, bu yonde talebi kendi vefatindan sonra onun ruhuna okunan Kuranmidir (sadece)?
                    Nedir bu bahar hediyesi?


                    Ben buradan anlayabildiğim kadarını ifade etmek istiyorum:
                    Üstad hazretlerinin yaşadığı dönemde islamın kaleleri tek tek yıkılmış, milletin imanı sarsılmış, elinden alınmış,İslam çiçeklerinin tek tek soldurulmuştur.Ortam olarak kışı anımsatmaktadır.islam toprakları paramparça olmuş ve herkes bir daha toparlanılamayacağını düşünmüştür.Şeyh Sanem Tepesinde Üstad gelecekle ilgili ümit dolu planlar yaparken Rus polisi kendisine “heyhat, şaşarım senin ümidine İslam parça parça olmuş” diyordu. Üstadın verdiği cevap ise : “Ben de şaşarım senin aklına. Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır.”diyerek İslâmın baharını müjdeliyordu. nasıl ki bahar gelmeden önce, baharın belirtileri gelir iste üstadımızda o baharın geleceğinin en büyük belirtisidir.O nur tohumlarını ekmiş karda bir kardelen gibi açmış ve filizlerinin nur çiçeklerinin gelecekteki zeminde açacağını bildirmiş ve ümitsizliğe düşmemiştir. herkesin o zor durumda olduğu bahara ihtiyaç duyduğu anlada üstad hizmet baharıyla karşılarına çıkıyor.Ve tek başına irşat ordusu gibi çalışıyor onu zindanlara atıyorlar, zehirlemeye çalışıyorlar çetin şartlarda bile milletin imanını kurtarmaktan baka bir şey düşünmüyor bunu en güzel şu sözleri ifade eder:“Bana, `Sen şuna buna niçin sataştın?’ diyorlar. Farkında değilim; karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor, içinde evladım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, îmanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!.. “

                    son olarak ta bahar hediyeleri risale-i nurun farklı dillere çevrilmesi ve onun dünya üzerinde yaygınlaştırılarak okutulması olabiler diye düşünüyorum…

                  8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.