• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #665146
    Anonim

      kadnlaryuvalarndakm.jpg
      İşlerini hemen hemen yoluna koymuştu. Kısa bir kahve molasının yerinde olacağını düşünüp mutfağa geçti. Kahveyi hazırlayıp en sevdiği koltuğa kuruldu. “Otururken, televizyona da bir göz atayım bari” diye geçirdi içinden.
      Kumandayı eline alıp kanallar arasında gezinti yaparken, bir haber programı ilgisini çekti:
      “Haydi, kızlar okula kampanyası geniş ölçüdeki katılımlarla devam ediyor sevgili seyirciler! Doğu ve Güneydoğu’da kızlarını okutmayan babalara sesleniyoruz. Lütfen kızlarınızın eğitim hakkını engellemeyin. Eğer imkânınız yeterli değilse, bu konuda devletimiz sizlere ve kızlarınıza yardımcı olacaktır.”
      Kahvesinden bir yudum alıp iç geçirdi Zülal. Sisler arasında saklayıp asla o güne taşımak istemediği anılarının canlanmasını engelleyememişti.
      Belki de hayatının en acı günüydü. On altı yaşında, imam-hatip lisesinin en çalışkan, en terbiyeli öğrencilerinden Zülal.
      “Okulda son günün; baban artık okutmayacak seni; evlendirecek. Senin ne istediğin önemli değil; baban istiyorsa, hele bir de amcanın oğlu talipse sana, seçeneğin yok.”
      Hiç o kadar gözyaşı dökmemişti. Ayrılırken, buğulu bakışlarını son kez yöneltmişti okuluna. Öğrencilerle coşmuş bahçe, bir abide gibi heybetli okul binası… Mimar olma hayallerini, yeşerdiği yere tekrar gömüp koşar adım uzaklaşmıştı.
      Kendinden yaşça hayli büyük eşi, kültürlü, anlayışlı bir adamdı. Zaten tek tesellisi de bu olmuştu Zülal’in. Onu, özellikle yaşı küçük olduğu için gelin olarak seçtiklerini öğrendiğinde, kayınvalidesinin kendisini neden sürekli yönetmeye çalıştığını da daha iyi anlamıştı.
      Sonra yıllar, çocuklar… Geç de olsa; “ben buyum, benim de bir şahsiyetim, bir özel hayatım var” diyebilmiş ve bunu yakın çevresine kabul ettirebilmişti. Dahası, okula gidemese de okulu eve getirmeyi başarmış, özellikle imanî eserlerle kendini yetiştirmişti Zülal.
      Kahvesinden bir yudum aldı; soğuduğunu fark etmedi bile.
      Yüzünde acı bir tebessüm belirdi. Yine de mutluydu. Çok şükür ki bu zihniyet değişiyordu artık.
      Zil sesiyle irkildi; telaşla, yaşaran gözlerini sildi.
      Kapıyı açar açmaz, kızı boynuna atıldı Zülal’in. Gözbebeği, canının içi, Zeliha’sı; mimar olma hayallerini yeniden yeşertip filizlendiren varlık, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu:
      —Bugün de içeri almadılar anne; bugünkü sınava da giremedim. Biz ne yaptık onlara, ne zarar verdik? Neden hep kafamızın dışıyla ilgileniyorlar? Neden, neden?
      Zülal, yutkundu. Ne söylese, teselli etmeyeceğini biliyordu. Çaresizlikle birkaç kelime döküldü ağzından:
      —Üzülme yavrum, her şey yoluna girer.
      Sahi, her şey yoluna ne zaman girerdi?
      Islak gözlerini elleriyle silip öptü Zeliha’yı:
      —Haydi, kızım sen biraz dinlen! Güzel bir çay demleyeyim ben de. Çaylarımızı içerken konuşup dertleşiriz.
      Hiçbir şey söylemeden, annesine sevgiyle tebessüm edip odasına yöneldi genç kız.
      Televizyondaki haber programında, sunucu bayan, konuşmasını sürdürüyordu:
      “Programın başında da belirttiğimiz gibi, ‘haydi kızlar okula’ kampanyasına katılımlarınızı bekliyoruz sevgili seyirciler! Doğu ve Güneydoğu’da kızlarını okutmayan babalara bir kez daha sesleniyoruz: Lütfen kızlarınızın eğitim hakkını engellemeyin. Eğer imkânınız yeterli değilse, devletimiz sizlere ve kızlarınıza yardımcı olacaktır! “

      #778516
      Anonim

        Ne kadar tutarsızca davranışları. Mevlam bizlere kızlarımızın da uygun şartlarda okula gidebilecekleri zamanları göstersin. Umudumuz bitmeyecek. Rabbim yapmış ve yapacak olduğumuz günahlardan bizleri korusun. Emeğinize sağlık.

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.