- Bu konu 1 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Ekim 2010: 15:16 #665218
Anonim
istikamet şehidi
Binbaşı Asım Önerdem
(1877-1935)
Bir sözünüzün doğruluğu için canınızı verirmiydiniz?
O vermişti: Binbaşı Asım Bey. Doğruyu söyleyip Üstadına zarar vermek ile yalan söylemek arasında muhayyer kalınca her ikisi de kendisine ölümden beter gelmiş olacak ki , ölmeyi diledi.
İstikamet sırrına erenlerdendi. Anlamıştı ki, istikamet, Risale-i Nur ların ruhu gibi , her yerindedir. oNLAR ONSUZ OLMAZ.
Haber , gözleri kalbleri mühürlenmiş olanlar nezdinde , ” Bir mürteci ifade verirken öldü” basitliğinde bir polis vak’asından ibaretti.
Oysa orada yer ile gök arasında ancak gören kalplerin şahit olabileceği muhteşem ve süratli bir muharebe yaşanmış, ” Ya Rab, canımı al!” yakarışı Arş-ı Azama yükselmiş , derhal makbul olup hükmü kaza edilmişti.
Bir istikamet ve sadakat destanıydı yazılan; fakat onu okuyacak göz nerede?
devam edecek…..2 Ekim 2010: 15:31 #778630Anonim
“Binbaşı Merhum Asım Bey isticvab edildi. Eğer doğru dese üstadına zarar gelir ve eğer yalan dese kırk senelik namuskarane ve müstakimane askerliğinin haysiyetine çok ağır gelir diye düşünüp,
“Ya Rab! , canımı al!” diyerek o dakikada teslim-i ruh eyledi, istikamet şehidi oldu.
Ve dünyada hiçbir kanunun hata diyemeyeceği bir muavenet-i hayriyeyi ve bir tasdiki hata tevehhüm edenlerin çirkin hatalarına kurban oldu.
Evet , Risale-i Nur’dan tam ders alan , bir su içer gibi , kolayca terhis tezkeresi telakki ettiği ecel şerbetini içer.
Eğer benden sonra dünyada kalan kardeşlerimin teellümlerini düşünmeseydim, ben de , alicenap kardeşim Asım Bey gibi
“Ya Rabb! canımı da al! diyecektim. Her ne ise……”devam edecek…..
8 Ekim 2010: 13:30 #779028Anonim
Binbaşı Asım Bey , askerlik hayatı boyunca yurdun çeşitli yerlerinde görev yapmış , bu arada daima ilim ve irfanın peşinde olmuştu. Burdur’da bulunduğu sırada da Bediüzzaman’ı tanıdı. Sene 1925:
“Pür -taksir olan bu fakir, bilafasıla otuz dört sene olan hayat-ı askeriyemde , mukteza-yı beşeriyet, az ve çok masiyet fırtına ve dalgalarına tutulmuş, vazife-i diniye-i uhreviye ve ubudiyet ciheti pek çok noksan kalmış ve hab-ı gaflet perdesine bürünmekle imrar-ı hayat etmiş olduğumu şimdi anlıyorum ve kusurlu geçmiş zamanlarıma pişman ve nadim olup, evvelki güldüklerime şimdi ağlıyorum.
Bu da , siz Üstadıma binlerce şükür, Cenab-ı Hak sizi bu fakire ihsan buyurdu.”
devam edecek…… -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.