- Bu konu 9 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
22 Ekim 2010: 20:19 #665691
Anonim
Said Nursi ye göre ademden bu yana 7000 yıl geçmiş. Günümüz bilgileri bunu dogrulamıyor Said Nursi bu 7000 yılından fetret dönemini çıkarınca 6666 sayısını buluyor.Bununda kuranın ayetlerinin toplamına denk geldigini iddia ediyor. fetret dönemi:iki peygamber dönemi arası geçen zaman Hz.İsa ile Hz. Muhammed dönemi arası Peygamberin dogumunu alırsak 571 hicretini alırsak 622 yıl ediyor. 6666 + 571 nasıl 7000 ediyor . ya da benim bilmedigim başka bir hesaplama mı var bilgisi ola n yazarsa merakımı gidermiş olacagım. şimdiden teşekkürler
23 Ekim 2010: 08:37 #780056Anonim
Orjinal metni alabilir miyiz kardeş ?
23 Ekim 2010: 15:23 #780081Anonim
Memnuniyetle Barla Lahikası 28.mektup 8.mesele /3 Bütün enbiyanın usul-ü dinleri ve esas-ı şeriatları, hülâsa-i kitapları Kur’ân’da bulunduğuna, ehl-i tahkik ve ehl-i hakikat ittifak etmişler. Bu sırra binaen fetret-i mutlakanın zamanı ihraç edildikten sonra, rivayet-i meşhureyle zaman-ı Âdem’den tâ kıyâmete kadar, eyyam-ı şer’iye ile tâbir edilen yedi bin seneden, fetret-i mutlakanın zamanı tarh edildikten sonra altı bin altı yüz altmış altı sene kadar, din-i İslâmın sırrını neşreden hakikat-i Kur’âniye, küre-i arzda ayrı ayrı perdeler altında neşr-i envar edeceğine, âyâtın adedi işaret ediyor demektir.”(1) İnsanlığın ömrü, hadislerin ifadesi ile yedi bin yıldır. Yani Hazreti Adem (as) ile kıyamet arası yedi bin yıl olarak ifade ediliyor. Bu yedi bin yıldan fetret dönemi, yani din ve peygamberin gönderilmediği dönem çıkarıldığı zaman, Kur’an ayetlerinin toplam rakamına denk geliyor. Yani Kur’an’da kemalini bulan iman esaslarının yeryüzünde hükmettiği ve hükmedeceği müddet ile, Kur’an ayetlerinin toplam rakamı tevafuk ediyor.
26 Ekim 2010: 15:59 #780229Anonim
Evvelen şunu bilmekte fayda var..Kainatta yaşayan tek varlık insan değil,Dünyada olduğu gibi başka alemlerde de Cenab-ı Hakkın mahlukatı var,oraya müsait sakinleri var..Kuran sadece belli bir zamana veya belli bir kesime hitap etmez..
Bilindiği gibi dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle gece gündüz, güneşin etrafında dönmesiyle de 1 sene oluyor.Şemsüş şumus denilen güneşlerin güneşi(vega yıldızı) yörüngesinde dönmesiyle de kendi mahsus hareketiyle bir nevi başka türlü bir seneyi gösterebilir. Kuran ezeli hitabıyla o günleri ve seneleri kastedebilir..Bu tabiri sadece kendi gün ve senelerimize uygulayamayız..Kur’ân’daki ölçülere uyan günler; gökyüzünde her cismin kendi etrafında dönmesiyle gün, bağlı olduğu sistem etrafında dönmesiyle de yine ona ait sene oluşur. Meselâ Sirius yıldızının bir günü ise bin senedir..Hakeza 4 saatten 50bin seneye kadar değişir…
kuranın ezeli hitabını sadece kendi gün hesaplarımıza uyarlamak yanlış olur..kendi acizane düşüncelerim..
26 Ekim 2010: 21:11 #780236Anonim
Değerli Kardeşimiz;
“Bütün enbiyanın usul-ü dinleri ve esas-ı şeriatları, hülâsa-i kitapları Kur’ân’da bulunduğuna, ehl-i tahkik ve ehl-i hakikat ittifak etmişler. Bu sırra binaen fetret-i mutlakanın zamanı ihraç edildikten sonra, rivayet-i meşhureyle zaman-ı Âdem’den tâ kıyâmete kadar, eyyam-ı şer’iye ile tâbir edilen yedi bin seneden, fetret-i mutlakanın zamanı tarh edildikten sonra altı bin altı yüz altmış altı sene kadar, din-i İslâmın sırrını neşreden hakikat-i Kur’âniye, küre-i arzda ayrı ayrı perdeler altında neşr-i envar edeceğine, âyâtın adedi işaret ediyor demektir.”(1)
Peygamberimiz “Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.” buyuruyor. Diğer bir hadisinde ise “Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek.” buyurmuş. Günün dörtte ya da beşte biri olan ikindiden akşama kadar ki vakti 1500 yıl kabul ettiğimizde, insanlığın ömrünün 6000 – 7500 yıl arasında olduğu ortaya çıkar. Diğer bir meşhur hadis rivayetinde ise bu açıkça ortaya konmuştur: “Adem’den kıyamete kadar insanlığın ömrü yedi bin senedir.” Görüldüğü gibi bu iki hadis birbirini doğrulamakta ve tamamlamaktadır.
İnsanlığın ömrü hadislerin ifadesi ile yedi bin yıldır. Yani Hazreti Adem (as) ile kıyamet arası yedi bin yıl olarak ifade ediliyor. Bu yedi bin yıldan fetret dönemi yani din ve peygamberin gönderilmediği dönem çıkarıldığı zaman Kur’an ayetlerinin toplam rakamına denk geliyor. Yani Kur’an da kemalini bulan iman esaslarının yeryüzünde hükmettiği ve hükmedeceği müddet ile Kur’an ayetlerinin toplam rakamı tevafuk ediyor demektir. Fetret dönemi özellikle Hazreti İsa (as) ile Hazreti Peygamber Efendimiz (asv) arasındaki boşluk için ifade edilir. Bunun ne kadar olduğu da net değildir.
Diğer taraftan yedi bin seneden çıkartıldığı kabul edilen sürenin çıkması halinde otuz dört sene değil, üç yüz otuz dört sene kalıyor. Yani 7000 seneden 6666 çıkartıldığı zaman geriye otuz dört değil, üç yüz otuz dört sene kalıyor. Bu rakam da fetret devri olarak kabul edilebilir.(1) bk. Barla Lâhikası, (250. Mektup)
Selam ve dua ile…27 Ekim 2010: 10:06 #780243Anonim
[QUOTE=enesbinmuaz;219336
Diğer taraftan yedi bin seneden çıkartıldığı kabul edilen sürenin çıkması halinde otuz dört sene değil, üç yüz otuz dört sene kalıyor. Yani 7000 seneden 6666 çıkartıldığı zaman geriye otuz dört değil, üç yüz otuz dört sene kalıyor. Bu rakam da fetret devri olarak kabul edilebilir.(1) bk. Barla Lâhikası, (250. Mektup)
Selam ve dua ile…sayın enes ,
Bende 34 sene demiyorum zaten,dünyanın ömrünü (ademden bu yana)7000 yıl oldugunu iddia edebilirsiniz.
Ama siz bu iddanızı bilime asla dayandıramazsınız.7000 – 6666 = 334
Fetret dönemi :İki peygamber arası Hz. Muhammed ile Hz.İsa arası yaklaşık 600 yıl geçmiştir.
Bu iki peygamber arası 600 degil de 334 yıl mı oldugunu iddia ediyorsunuz
kusura bakmayın ama gerçekten yazınızı anlayamıyorum.Sayın Elmaskalem,
sirus yıldızının bir günü 50 binyıldır sözü tamamen uydurmadır .Bir günü 49 yıldır.(kuran mucizeleri .com ya da vikipedi ye bk.)
Şemsüş şumus denilen güneşlerin güneşi diye bahsettiginiz güneşin astronomi biliminde bir anlamı var mı?bilmiyorum.27 Ekim 2010: 14:42 #780261Anonim
Bütün enbiyanın usul-ü dinleri ve esas-ı şeriatları, hülâsa-i kitapları Kur’ân’da bulunduğuna, ehl-i tahkik ve ehl-i hakikat ittifak etmişler. Bu sırra binaen fetret-i mutlakanın zamanı ihraç edildikten sonra, rivayet-i meşhureyle zaman-ı Âdem’den tâ kıyâmete kadar, eyyam-ı şer’iye ile tâbir edilen yedi bin seneden, fetret-i mutlakanın zamanı tarh edildikten sonra altı bin altı yüz altmış altı sene kadar, din-i İslâmın sırrını neşreden hakikat-i Kur’âniye, küre-i arzda ayrı ayrı perdeler altında neşr-i envar edeceğine, âyâtın adedi işaret ediyor demektir.Barla Lâhikası
Peygamberimiz(sas), “Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.” mealinde buyurduğu hadis. Diğer yanda; “Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek.” mealindeki hadis dikkate alarak bakalım. Günün dörtte ya da beşte biri olan ikindiden akşama kadar ki vakti 1500 yıl kabul ettiğimizde, insanlığın ömrünün 6000 – 7500 yıl arasında olduğu ortaya çıkar. Diğer bir meşhur hadis rivayetinde ise bu açıkça ortaya konmuştur: “Adem’den kıyamete kadar insanlığın ömrü yedi bin senedir.” Görüldüğü gibi bu iki hadis birbirini doğrulamakta ve tamamlamaktadır. (bkz. Kenzu’l-Ummal, h.no: 16459; Tezkiretu’l-Mevduat, I/223.; Sahavî, el-Makasıdu’l-hasene (Deylemi’den naklen), I/693, h.no: 1243; Munavî Feyzu’l-Kadir, III/547; h.no: 4278 (Deylemi’den naklen)İnsanlığın ömrü hadislerin ifadesi ile yedi bin yıldır. Yani Hazreti Adem (as) ile kıyamet arası yedi bin yıl olarak ifade ediliyor. Bu yedi bin yıldan fetret dönemi, yani din ve peygamberin gönderilmediği dönem çıkarıldığı zaman, Kuran ayetlerin toplam rakamına denk geliyor.Yani Kuran’da kemalini bulan iman esaslarının yeryüzünde hükmettiği ve hükmedeceği müddet ile Kuran ayetlerinin toplam rakamı tevafuk ediyor demektir. Fetret dönemi özellikle Hazreti İsa (as) ile Hazreti Peygamber Efendimiz arasındaki boşluk için ifade edilir. Bu gibi genel konularda cüzi rakam farklarının pek bir önemi yoktur. Zaten fetret döneminin ne kadar olduğu kati değildir. Belki de fetret dönemi 7000 ile 6666 arası kadardır. Bunu Üstad Hazrteleri tam bir keşif ile ifade ediyor olabilir. Kaldı ki, Hıristiyanların inandığı ve esas aldığı milat takvimi de katiyet ifade etmez. Hazreti İsa (as)’in doğumunun zamanı ve ne zaman yaşadığı da ihtilaflı bir konu olduğu için bilimsel bir veriymiş gibi lanse etmek pekte gerçekçi bir yaklaşım değildir.
Günümüz bilginlerinin bir çoğu Hazreti Adem’i (as) doğrulamayıp, insanlığın soyunun maymundan geldiğini iddia ediyor. Hal böyle iken, bilimin kati bir şey ifade edemeyeceği dönemler hakkında bilimsel bir ağız kullanmak pek te inandırıcı değildir. Üstad Hazretlerinin bu çıkarımları da nihayetinde bir yorum ve içtihattır ama biz ideolojik bilime inanmaktansa İslami bu içtihada inanmayı tercih ederiz.
Selam ve dua ile…
Sorularla Risale Editör27 Ekim 2010: 14:49 #780262Anonim
@gerçegiaralayan 219388 wrote:
Şemsüş şumus denilen güneşlerin güneşi diye bahsettiginiz güneşin astronomi biliminde bir anlamı var mı?bilmiyorum.
Evet var. Şemsü’ş-Şümus : güneşlerin güneşi; Vega yıldızı
vikipediada var.
30 Ekim 2010: 14:01 #780433Anonim
Said Nursi Türkiyeli müslümanların fikir hayatını derinden etkilemiş bir islam alimi.
Kısa bir paragrafta 3 yanlış.1. Yanlış Adem den bu yana 7000 yıl oldugu iddiası.
Yapılan kazılarda onbinlerce önceye dayanan insanların yaptıgı eşyalar bulunmuştur.
bunlardan bazıları
Lespogne Venüsü (fildişi, 27,000 yaşında)
Dolní Věstonice Venüsü (seramik, 27,000 ila 31,000 yaşlarında)
Willendorf Venüsü (limestone, 24,000 ila 26,000 yaşlarında)
Moravany Venüsü (fildişi, 24,800 yaşında)
Brassempouy Venüsü (fildişi, 22,000 yaşında)
Laussel Venüsü (limestone relief, 20,000 yaşında)2.Yanlış Kuranın ayetlerinin sayısının 6666 oldugu iddiası.
Said Nursi bunu kesin bir bilgiymiş gibi verir.Bu sayıların dogrulugu onun için bir mucizenin işaretidir.
Halbuki Kuranın ayetleri konusunda islam alimleri arasında farklılıklar vardır.Bazı ayetleri iki cümle olarak okuyabilirsiniz.
Ayet sayısını kişiye göre degişebilir kesin bir ayet sayısı olamaz.Bu farklı sayımın bir sonucu olarak; İbn-i Abbas 6616, Nafi, 6217, Şeybe, 6214, Mısır âlimleri 6226, Zemahşeri, İbn-i Huzeyme, Şeyhulislam İbn-i Kemal ve Bediüzzaman Said Nursi ise 6666 ayet olduğunu söyler.
3. Yanlış en dramatik olan yanlıştır.
7000 yılından 6666 (ayet sayısı) yı çıkararak Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasındaki geçen zamanı buldugunu
iddia etmesidir.
Bu iki peygamber arasında geçen süre yaklaşık 600 yıldır.Ancak said Nursi ye göre 344 yıldır.
sanırım sizden bir teşekkürü hakkettim30 Ekim 2010: 14:39 #780441Anonim
Said Nursî’nin bir fıkrasıdır.
بِاسْمِهِ – وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
1اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
2Aziz, sıddık, hakikatli âhiret kardeşim ve ciddî ve kuvvetli arkadaşım,
Kur’ân-ı Hakîmin baş haşiyelerinde, âyât-ı Kur’âniyenin adedi altı bin altı yüz altmış altı olmakla, envâr-ı Kur’âniye ve hakikat-i Furkaniye eyyâm-ı şer’iye ile altı bin altı yüz altmış altı sene kadar, küre-i arzda hükmü cereyan edeceğine işaret ettiğine dair sualinize, o vakit zihnim başka yere müteveccih olduğu için, izahlı bir cevap veremedim. Sonra bana ihtar edildi ki: “Âsım’ın suali ehemmiyetlidir, cevap ver.” Ben de o ihtara binaen, üç esasla bir parça izah edeceğim:Birinci esas: Nasıl ki nur-u Muhammedî ve hakikat-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, divan-ı Nübüvvetin hem fatihası, hem hâtimesidir. Bütün enbiya onun asl-ı nurundan istifaza ve hakikat-i dininin neşrinde onun muînleri ve vekilleri hükmünde oldukları ve nur-u Ahmedî (a.s.m.) cephe-i Âdem’den, tâ zât-ı mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek, intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.
Hem mahiyet-i kudsiye-i Ahmediye, Risale-i Miracta kat’i bir surette ispat edildiği gibi, şu şecere-i kâinatın hem çekirdek-i aslîsi, hem en âhir ve en mükemmel meyvesi olmuş. Öyle de, hakikat-i Kur’âniye zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar, hakikat-i Muhammediye (a.s.m.) ile beraber, müteselsilen enbiyaların suhuf ve kütüplerinde nurlarını neşrederek, gele gele tâ nüsha-i kübrâsı ve mazhar-ı etemmi olan Kur’ân-ı Azîmüşşan suretinde cilveger olmuştur.
Bütün enbiyanın usul-ü dinleri ve esas-ı şeriatları, hülâsa-i kitapları Kur’ân’da bulunduğuna, ehl-i tahkik ve ehl-i hakikat ittifak etmişler. Bu sırra binaen fetret i mutlakanın zamanı ihraç edildikten sonra, rivayet-i meşhureyle zaman-ı Âdem’den tâ kıyâmete kadar, eyyam-ı şer’iye ile tâbir edilen yedi bin seneden, fetret-i mutlakanın zamanı tarh edildikten sonra altı bin altı yüz altmış altı sene kadar, din-i İslâmın sırrını neşreden hakikat-i Kur’âniye, küre-i arzda ayrı ayrı perdeler altında neşr-i envar edeceğine, âyâtın adedi işaret ediyor demektir.
İkinci esas: Malûmdur ki, küre-i arzın mihveri üstündeki hareketiyle, gece gündüzler ve medâr-ı senevîsi üstündeki hareketiyle, seneler hâsıl oluyor. Güneşle beraber herbir seyyarenin, belki sevâbitin ve Şemsü’ş-Şümusun dahi, herbirinin mihveri üstünde eyyam-ı mahsusalarını gösteren bir hareketi ve medârı üzerinde deveranı dahi, bir nevi seneleri gösteriyor. Hâlık-ı Arz ve Semâvâtın hitâbât-ı ezeliyesinde, o eyyam ve seneleri dahi irae ettiğine delili şudur ki: Furkan-ı Hakîmde,
ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ
3تَعْرُجُ الْمَلٰۤئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ اَلْفَ سَنَةٍ
4gibi âyetler ispat ediyor.
Evet, kış günlerinde ve şimal taraflarında, gurup ve tulû mâbeyninde dört saat günden ve bu yerlerde kışta sekiz dokuz saatten ibaret eyyamlardan tut, tâ güneşin mihveri üstünde bir aya yakın yevminden, hattâ kozmoğrafyanın rivayetine göre, tâ “Rabbü’ş-Şi’râ” tâbiriyle Kur’ân’da nâmı ilân edilen ve şemsimizden büyük “Şi’râ” namında diğer bir şemsin, belki bin seneden ibaret olan gününden, tâ Şemsü’ş-Şümusun mihveri üstündeki elli bin seneden ibaret bir tek yevmine kadar eyyâm-ı Rabbâniye vardır.
İşte semâvât ve arzın Rabbi, o Şemsü’ş-Şümus ve Şi’râ’nın Hâlıkı hitap ettiği vakit, o semâvât ve arzın ecramına ve âlemlerine bakan kudsî kelâmında o eyyamları zikreder ve zikretmesi gayet yerindedir.
Madem eyyâmın lisan-ı şer’îde böyle ıtlâkatı vardır. İlmü’t-tabakatü’l-arz ve coğrafya ve tarih-i beşeriyet ulemasınca, nev-i beşerin yedi bin sene değil, belki yüz binler sene geçirdiğini teslim de etsek, “Âdem’den kıyamete kadar ömr-ü beşer yedi bin senedir” 5 olan rivayet-i meşhurenin sıhhatine ve beyan ettiğimiz altı bin altı yüz altmış altı sene, Nur-u Kur’ân hükümfermâ olduğuna münâfi olamaz, cerh edemez. Çünkü eyyâm-ı şer’iyenin, dört saatten elli bin seneye kadar hükmü ve şümulü var. Fakat nefsü’l-emirdeki eyyâmın hakikati, o rivayet-i meşhurede hangisi olduğu şimdilik bu dakikada kalbime inkişaf ettirilmedi. Demek o sırrın inkişafı münasip değil.
Şu meselede şimdilik delilini gösteremeyeceğim bir müddeâyı beyan ediyorum. Şöyle ki:
Şu dünyanın bir ömrü, ve şu dünyadaki küre-i arzın dahi ondan kısa diğer bir ömrü, ve küre-i arzda yaşayan nev-i insanın daha kısa bir ömrü vardır. Bu birbiri içinde üç nevi mahlûkatın ömürleri, saatin içindeki dakika, saniye, saatleri sayan çarkların nisbeti gibidir. Nev-i insanın ömrü, küre-i arzın iki hareketiyle hasıl olan malûm eyyamla olduğu gibi, zîhayatın vücuduna mazhar olduğu zamandan itibaren, küre-i arzın ömrü ise merkez-i irtibatı olan şemsin hareket-i mihveriyesiyle hasıl olan eyyamla olması hikmet-i Rabbâniyeden uzak değildir. Ve dünyanın ömrü ise Şemsü’ş-Şümusun hareket-i mihveriyesiyle hasıl olan eyyâm iledir.
Şu halde nev-i insanın ömrü yedi bin sene eyyam-ı malûme-i arziyeyle olsa, küre-i arzın hayata menşe olduğu zamandan, harabiyetine kadar, eyyam-ı şemsiye ile iki yüz bin seneden geçer. Ve Şemsü’ş-Şümusa tâbi ve âlem-i bekadan ayrılıp küremize bakan dünyaların ömrü—Şemsü’ş-Şümusun işarât-ı Kur’âniyeyle herbir günü 50.000 (elli bin) sene olmasıyla—yedi bin sene, o eyyâmla yüz yirmi altı milyar (126.000.000.000) sene yaşarlar. Demek, eyyâm-ı şer’iye tâbir ettiğimiz eyyâm-ı Kur’âniyede bunlar dahil olabilirler.
Evet, semâvât ve arzın Hâlıkı, semâvât ve arza bakan bir kelâmıyla semâvât ve arzın sebeb-i hilkati ve çekirdek-i aslîsi ve en mükemmel âhir meyvesi olan bir zâta hitabında, o eyyamları istimal etmek, Kur’ân’ın ulviyetine ve muhatabın kemâline yakışır ve ayn-ı belâgattir. (HAŞİYE)
7رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا اِنْ نَسِينَا اَوْ اَخْطَاْناَ6وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللهِ وَاللهُ اَعْلَمُ بِاَسْرَارِ كِتَابِهِ
Said Nursî
1 : Allah’ın adıyla. “Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
2 : Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
3 : “Sonra bütün işler, sizin gününüzle bin sene kadar uzun olan kıyamet gününde Ona arz edilir.” Secde Sûresi, 32:5.
4 : “Melekler ve Cebrâil, elli bin sene uzunluğunda bir gün olan kıyamet gününde, Allah’ın emrini almak üzere Arşa yükselirler.” Meâric Sûresi, 70:4.
5 : el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 3:547, hadis no: 4278.
(HAŞİYE) : HAŞİYE Bu hesap Şamlı Hafız, Kuleönünden Mustafa ve arkadaşı Hafız Mustafa’nın şehadeti ile bir dakika zarfında ezberden yapılmıştır. (Sene üç yüz altmış gün hesabına göredir; kusur varsa bakılmamak gerektir.)
6 : İlim Allah katındadır. Yazdıklarının sırlarını en iyi Allah bilir.
7 : “Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.30 Ekim 2010: 15:04 #780443Anonim
@gerçegiaralayan 219838 wrote:
Said Nursi Türkiyeli müslümanların fikir hayatını derinden etkilemiş bir islam alimi.
Kısa bir paragrafta 3 yanlış.1. Yanlış Adem den bu yana 7000 yıl oldugu iddiası.
Yapılan kazılarda onbinlerce önceye dayanan insanların yaptıgı eşyalar bulunmuştur.
bunlardan bazıları
Lespogne Venüsü (fildişi, 27,000 yaşında)
Dolní Věstonice Venüsü (seramik, 27,000 ila 31,000 yaşlarında)
Willendorf Venüsü (limestone, 24,000 ila 26,000 yaşlarında)
Moravany Venüsü (fildişi, 24,800 yaşında)
Brassempouy Venüsü (fildişi, 22,000 yaşında)
Laussel Venüsü (limestone relief, 20,000 yaşında)Cevabı aynı mektubun muhtelif yerlerinde var. Bu alıntıdan önce zaman farklılıkları üzerinde duruyor ve sonrasında alıntı yaptığım kısım var. Dolayısıyla vermiş olduğunuz bilgilere zıt bir durum ortada yok. Hatta yüzbinler senede yaşamış olduğunu farzetsek diyor. Yani sizin iddianızın 10 kat fazlasından bahsediyor. Dolayısıyla görüş kısırlığı ÜSTAD HAZRETLERİNDE DEĞİL SİZDEDİR.
“Madem eyyâmın lisan-ı şer’îde böyle ıtlâkatı vardır. İlmü’t-tabakatü’l-arz ve coğrafya ve tarih-i beşeriyet ulemasınca, nev-i beşerin yedi bin sene değil, belki yüz binler sene geçirdiğini teslim de etsek, “Âdem’den kıyamete kadar ömr-ü beşer yedi bin senedir” 5 olan rivayet-i meşhurenin sıhhatine ve beyan ettiğimiz altı bin altı yüz altmış altı sene, Nur-u Kur’ân hükümfermâ olduğuna münâfi olamaz, cerh edemez. Çünkü eyyâm-ı şer’iyenin, dört saatten elli bin seneye kadar hükmü ve şümulü var. Fakat nefsü’l-emirdeki eyyâmın hakikati, o rivayet-i meşhurede hangisi olduğu şimdilik bu dakikada kalbime inkişaf ettirilmedi. Demek o sırrın inkişafı münasip değil.”
@gerçegiaralayan 219838 wrote:
2.Yanlış Kuranın ayetlerinin sayısının 6666 oldugu iddiası.
Said Nursi bunu kesin bir bilgiymiş gibi verir.Bu sayıların dogrulugu onun için bir mucizenin işaretidir.
Halbuki Kuranın ayetleri konusunda islam alimleri arasında farklılıklar vardır.Bazı ayetleri iki cümle olarak okuyabilirsiniz.
Ayet sayısını kişiye göre degişebilir kesin bir ayet sayısı olamaz.Bu farklı sayımın bir sonucu olarak; İbn-i Abbas 6616, Nafi, 6217, Şeybe, 6214, Mısır âlimleri 6226, Zemahşeri, İbn-i Huzeyme, Şeyhulislam İbn-i Kemal ve Bediüzzaman Said Nursi ise 6666 ayet olduğunu söyler.
Ayetlerin 6666 olarak kesin verilmesi ve diğer bazı alimlerle ihtilaflı olması zaten sorunuzun içinde cevap. Verdiğiniz isimlerde farklılıklar olabileceğini kabul edip, sözkonusu Said Nursi hazretleri olduğunda karşı çıkmak, niyetinizin pek iyi olmadığını açıkça gösterir. Biraz daha detaylı bilgi için bu linke bakabilirsiniz.
@gerçegiaralayan 219838 wrote:
3. Yanlış en dramatik olan yanlıştır.
7000 yılından 6666 (ayet sayısı) yı çıkararak Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasındaki geçen zamanı buldugunu
iddia etmesidir.
Bu iki peygamber arasında geçen süre yaklaşık 600 yıldır.Ancak said Nursi ye göre 344 yıldır.
sanırım sizden bir teşekkürü hakkettimBu da aynı mektuptan.
“Şu halde nev-i insanın ömrü yedi bin sene eyyam-ı malûme-i arziyeyle olsa, küre-i arzın hayata menşe olduğu zamandan, harabiyetine kadar, eyyam-ı şemsiye ile iki yüz bin seneden geçer. Ve Şemsü’ş-Şümusa tâbi ve âlem-i bekadan ayrılıp küremize bakan dünyaların ömrü—Şemsü’ş-Şümusun işarât-ı Kur’âniyeyle herbir günü 50.000 (elli bin) sene olmasıyla—yedi bin sene, o eyyâmla yüz yirmi altı milyar (126.000.000.000) sene yaşarlar. Demek, eyyâm-ı şer’iye tâbir ettiğimiz eyyâm-ı Kur’âniyede bunlar dahil olabilirler.
“Evet, semâvât ve arzın Hâlıkı, semâvât ve arza bakan bir kelâmıyla semâvât ve arzın sebeb-i hilkati ve çekirdek-i aslîsi ve en mükemmel âhir meyvesi olan bir zâta hitabında, o eyyamları istimal etmek, Kur’ân’ın ulviyetine ve muhatabın kemâline yakışır ve ayn-ı belâgattir.”
5 : el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 3:547, hadis no: 4278.
(HAŞİYE) : HAŞİYE Bu hesap Şamlı Hafız, Kuleönünden Mustafa ve arkadaşı Hafız Mustafa’nın şehadeti ile bir dakika zarfında ezberden yapılmıştır. (Sene üç yüz altmış gün hesabına göredir; kusur varsa bakılmamak gerektir.)
6 : İlim Allah katındadır. Yazdıklarının sırlarını en iyi Allah bilir.
7 : “Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.”Şu yukardaki alıntılarda, Said Nursi hazretlerinin verileri verdikten sonra, En iyi Allah bilir demesiyle sizin iddialarınızın tamamını boşa çıkarmış oluyor. Diyelim ki yanlış hesap var ortada, bu neyi değiştirir ? İmani bir meselemi ki 100 veya 200 yanlış olsa cehennememi gideriz ? Siz önce içinde boğulduğunuz BATAKLIKTAN çıkıp kendinizi aklayın, ömrünüz yeterse Said Nursi Hazretlerine sıra gelir belki. Bir ilimde o ilmin ehli söz sahibidir ÖNCE. Siz İslam alimimisiniz ? Ateizmin cevaplanamaz sorularını cevaplayın. Maymun teorisini doğrulayın. Kendi felsefesini doğrulayamayanların işidir başkalarında yanlış aramak.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.