• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #665887
    Anonim

      ajanlar.jpg
      HAMAS’ın askeri kanadının eski lideri Salah Şahade. İşgalciler yıllarca onun izini sürdüler. Sonunda ajanlar vasıtasıyla kaldığı evi tespit etti ve üzerine bir ton bomba atarak hem onun kaldığı evi hem de civarındaki üç evi yerle bir ettiler. O iğrenç saldırıda Salah Şehade’yle birlikte, 11′i çocuk, 3′ü kadın 17 kişi şehit edildi. İşgalcilere casusluk yapan Tahir Cabir, özerk yönetimde yargı önüne çıkarılıyor. Özerk yönetimin yargı mekanizması ajanlardan bazılarını ağır cezalara çarptırdı. Bunlardan bazıları da idam cezalarıyla cezalandırıldı. Ancak ne yazık ki özerk yönetimin güvenlik mekanizması ajanların gün yüzüne çıkarılması ve yargı önüne getirilmesi konusunda üzerine düşeni tam olarak yapmadığından birçokları yargı önüne çıkarılmadan işgalcilere hizmet etmeye devam ettiler. Ajan Tahir Câbir mahkemede yargılanıyor. Bu kişiler dünya çıkarı karşılığında şerefleri dâhil bütün kutsal değerlerini satabilen toplum bakterileridir. Gazze’de Tahir Câbir misali daha birçok ajan siyonist işgalcilere hizmet ediyordu. Siyonistler Gazze’den çekilirken onları kullanılmış mendil gibi atıp bıraktılar. Bakalım özerk yönetim Tahir Câbir’i hak ettiği cezaya çarptırdığı gibi diğerlerini de çarptıracak mı?Tarih boyunca İslâm toplumuna en büyük zararı verenler dünya çıkarları için düşman güçlerle işbirliği yapan hainler ve ajanlar olmuştur. Filistin direnişinin en önemli sıkıntılarından biri de işte bu ajanlardır. İşgalci Siyonistlerin cinayet planlarının başarılı olması çoğunlukla bu ajanların yaptığı yardımlar sayesinde olmaktadır. Özellikle hava saldırılarının hedefini vurmasında söz konusu ajanların yardımlarının önemli rol oynadığı bilinmektedir. Çünkü işgalciler tarafından hedef alınan kişilerin yerlerinin tespit edilmesinde ve yakın takibe alınmalarında çoğunlukla bu ajanlardan istifade edilmektedir. Bazı zamanlarda da yakın takibe alınan ve öldürülmeleri planlanan kişilerin araçlarına veya girip çıktıkları evlere söz konusu ajanlar tarafından hassas çipler yerleştirildiği, işgalcilerin hava saldırılarında kullandıkları uçaklardaki ve helikopterlerdeki elektronik sistemin bu çipleri algılayarak hedefe kilitlendikleri, böylece atılan roketlerin isabet alabildiği yönünde bilgiler var. HAMAS’ın askeri kanadının eski lideri Salah Şahade, işgalcilerin ve onlara hizmet eden hain ajanların tuzağına düşmemek için özel araç, cep telefonu ve benzeri elektronik cihaz kullanmıyordu. Bir yerden bir yere gideceği zaman bindiği taksiyle en fazla 1 km. gidiyor sonra inip başka bir taksiye biniyordu. Ayrıca birden fazla evi vardı ve hangi gece nerede kalacağını kendi hanımları bile önceden bilmiyorlardı. Bu durumda hain ajanlar onun aracına çip yerleştirme veya elektronik cihazlarla iz sürme gibi bir imkân bulamıyorlardı. Fakat yıllar süren takipten sonra bir gece kaldığı evi tespit etmeyi başarmış ve muhtemelen o binaya çip yerleştirmişlerdi. Gerek bu hainler ve gerekse onun izini süren işgalci saldırganlar da onu ortadan kaldırabilmek için, koskoca bir apartmanı yerle bir etmekten çekinmemiş, kaldığı binaya havadan bir tonluk bomba atarak dört binanın yıkılmasına 11′i çocuk, 3′ü kadın 17 kişinin ölümüne sebep olmuşlardı. İşgalci Siyonistler, HAMAS’ın askeri kanadının önemli liderlerinden ve Kassam füzelerini geliştiren mühendislerin hocası olan Adnan el-Gavl’ın ise 18 yıl izini sürdüler. Kendisine ulaşabilmek için bir işaret bulmaya çalışıyorlardı. Bu kadar süre içinde ona ulaşamayan işgalci saldırganların sonunda bindiği aracı vurabilmeleri de kuvvetli bir ihtimalle ajanlar sayesinde mümkün oldu. Muhtemelen ajanlar uzun süren takip sonunda bindiği aracı tespit ederek malum çiplerden yerleştirebilmiş ve böylece işgalci saldırganların atacağı roketlerin isabet etmesine yardımcı olmuşlardı. Aslında bu ajanların birçoğu Filistin’deki direniş grupları tarafından tespit edildi. Ancak direnişçiler hiçbir zaman “Filistinliler birbirini kırmaya başladı” dedirtmek istemedi. Böyle bir imaj ve görünüm verilmesinin getireceği zarar söz konusu ajanların tasfiyesinden elde edilecek yarardan büyüktü. Kaldı ki fıkıhta “def-i mazarrat celbi maslahattan evlâdır” diye kural vardır. Bu kural gereği yerine göre yarar daha büyük olsa bile zararın önlenmesine öncelik verilmesi gerekir. Özellikle HAMAS’ın Filistinliler arasında fitneye yol açacak her girişimden uzak durmaya büyük özen gösterdiği bilinmektedir. “Filistinliler birbirlerini kırmaya başladı” dedirtmemek için ajanları kendi elleriyle cezalandırma yoluna gitmeyen direniş grupları bu işi özerk yönetimin güvenlik ve yargı mekanizmasından beklediler sürekli. Ama ne yazık ki özerk yönetimin güvenlik mekanizması bu konuda üzerine düşeni yapmadı. Dolayısıyla yargı mekanizması da aktif olarak devreye giremedi. Zehirli mantarlar gibi zararlarını içlerinde saklayan ve zehirsiz olanlarıyla aynı görünüme sahip olan söz konusu ajanlardan Gazze’de azımsanamayacak sayıda var. Bunların tümü üç kuruşluk dünya menfaati karşılığında şerefleri dâhil her şeylerini satmış insanlardır. Tıpkı işgalci siyonist güçlerin Güney Lübnan’dan çekilmesi esnasında, SLA (Güney Lübnan Ordusu) adlı paralı milis gücüne mensup olanların durumlarının bayağı sorun olması gibi Gazze’den çekilme esnasında da burada işgalcilere hizmet eden ajanlar sorun oldu. Çünkü bunların birçoğu kendilerinin aslında keşfedilmiş olduklarını ve ağır cezalara maruz kalabileceklerini düşünüyorlardı. Bu yüzden işgalci siyonist devletten, kendilerini de işgalci askerlerle birlikte götürüp himaye altına almasını istediler. Ancak işgalci devlet bunlara bir değer veriyor, canlarını önemsiyor değildi. İşgalci devlet onların henüz keşfedilmedikleri kesin olanlarından yararlanmaya devam edecek ama diğerlerini kirlenmiş birer mendil olarak görüyordu. Dolayısıyla tıpkı yıktığı evlerin enkazları gibi onları da arkasında bırakıp çekildi gitti. Evet, işgalci siyonist devlet geride sadece bina enkazı bırakmadı. Aynı zamanda şereflerini ve haysiyetlerini satarak halklarına, vatanlarına ihanet eden bir “beden enkazı” da bıraktı. Bakalım özerk yönetim bu “beden enkazı” karşısında nasıl davranacak! Onlara hak ettikleri cezaları verecek mi yoksa “siyonist işgalcilerin hatıraları olarak aramızda dolaşmaya devam etsinler” mi diyecek? Direnişçiler daha önce gösterdikleri duyarlılığı bu dönemde daha fazlasıyla göstermek zorundalar. Çünkü Gazze fitneye karşı biraz daha hassas konuma gelmiş durumda. Dolayısıyla söz konusu ajanların cezalandırılmasını özerk yönetimin yargı mekanizmasından beklemeye devam etmek zorundalar.
      kAYNAK: İslami Haber Sitesi

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.