- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
10 Kasım 2010: 15:26 #665958
Anonim
Bediüzzaman’ın reçetesi Çad da kabul gördü
09 Kasım 2010 Salı 06:26
3-5 Ekim 2010 tarihlerinde Çad’ın başkenti İncamina’da Melik Faysal Üniversitesi Rektörlüğünce tertiplenen “Çad’ın Demokratikleşmesi, Kalkınması ve Barışı” adlı uluslararası sempozyuma katıldık. Çad Cumhurbaşkanının ev sahipliğinde düzenlenen sempozyuma dünyanın bir çok ülkesinden ilim adamları, akademisyenler katılmıştı.
Türkiye’den de Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Araştırma Merkezi adına İhsan Kasım Salihi davetliydi. İhsan ağabey gidemediği için ben ve Risale Haber adına Abdurrahman Iraz Çad’a gittik. Türkiye-Çad ilişkileri, Çad’ın demokratikleşmesinde Türkiye’nin katkıları, Bediüzzaman hazretlerinin bu konudaki düşünce ve fikirleri gibi konuları paylaşma fırsatımız oldu.
Sempozyumda bir tebliğ sunduk. Bediüzzman kimdir, eserleri, hayatı, düşüncesini anlattık. Tebliğimizi, “En büyük düşmanımız cehalet, zaruret, ve ihtilaf. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla mücadele edeceğiz. Bu ancak ilimle olur. Bediüzzaman medeniyetin gelişmesi, kalkınmanın ilimle olacağını tarif ederken “icdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder” cümleleri üzerine bina etmiştik.
Sempozyum başkent İncamina’nın en büyük salonu olan dışişleri bakanlığı binasında yapıldı. Tebliği sunarken aralarında ilim adamlarının da bulunduğu dinleyicilere şunları söyledim:
“Bizim en büyük düşmanınız kimdir diye bir soru sorulsa büyük ihtimalle kimimiz İsrail, Amerika, Fransa diyeceğiz. Ama ben gerçekten bu böyle mi? Fransızlar 50 sene önce Çad’ı terk ettiği halde hala birbirimizi boğazlamakla meşgulüz. Fransa 1960’da gitmiş ama 1990’a kadar kabile savaşları devam etmiş. O savaşları niye yaptınız? Fransızlar, Yahudiler zorla mı yaptı? Sizin aranızdaki cehalet, fakirlik ve ırkçılık sizi bu hale getirdi. Dolayısıyla en büyük düşman cehalet, fakirlik ve ihtilaftır. Çünkü Çad’daki problem Filipinler’de, Rusya’da, Türkiye’de de var. Dolayısıyla bu bir ülkenin, bölgenin değil tüm dünyanın problemi. Üstad Bediüzzaman hastalığın teşhisini yapmış, çare ve dermanını bulmuş.”
Bu sözlerimden sonra büyük bir alkış koptu. Belki sunulan en farklı tebliğ buydu. Genelde Çad-Libya ilişkileri, veya diğer ülke ilişkileri gibi rutin konular işlenmişti. Gerçek teşhis ve tedavi sadece Bediüzzaman’da vardı. Bediüzzaman’ın teşhisi orada da çok hüsnü kabul gördü. İnşallah oradaki sempozyumda sunulan tebliğler kitap haline getirilecek. Üstadın çözüm önerileri de oraya girecek.
Bu satırları Mekke’den yazıyorum. Hac vesilesiyle Mekke’deyiz. Burada da dersler, sohbetler yapılıyor. Bilhassa gençler ve ulemenın teveccühü var. Dersaneye geliyorlar. Toplantılara katılıyorlar. Nazarlar Türkiye’de ve Risale-i Nurlarda. “Şu andaki Türkiye dünkü değil. Acaba ne yaptı da böyle oldu. Çok iyi bir ilerleme var. Siz ne yaptınız bu hale gelidiniz” diye sorduklarında İhsan Kasım Salihi ağabey “Risale-i Nurun bereketi. Bugün meyvelerini, neticelerini topluyoruz” cevabını veriyor.
Mekke’den, hepimizden hepinize selamlar, dualar. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.