- Bu konu 3 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Kasım 2010: 15:52 #666007
Anonim
YULARDAN ÇEKİŞTİRMEK DAHİ SUÇ
Osmanlı’da kurbanlık hayvanın kimi zaman bir yıl öncesinden alındığını söyleyen Tarihçi Yazar Ziya Demirel
kurbanlıkların
alındıktan sonra boyandığını ve kesime kadar itinayla beslendiğini ifade etti. Demirel
bugün izlenen ‘Kurbanlık hayvana eziyet’ anlamına gelecek en ufak hadiseden ecdadın kaçındığını
”hatta bir kurbanlık hayvanın yularından çekiştirmenin” bile suç sayıldığını anlattı.Bayram öncesi Saray’dan halka duyurulan Padişah Tembihnamesi ile ”Bayram öncesi temizliğin emredildiğini ve kurbanlık tercihi ile kesiminde dikkate alınması gereken hususların halka duyurulduğunu” söyleyen tarihçi Demirel
”Bayram öncesi bu tembihnamenin ardından her yer pırıl pırıl olurdu.” dedi. Demirel
kurban keserken Hz. İsmail’i düşünerek kurbana insanca muamele edilmesi gerektiğini hatırlattı.
”SARAYDAN BAYRAM TEMBİHNAMESİ”Osmanlı’da padişahın bayram öncesinde bir tembihname yayınladığını söyleyen Demirel
köylere kadar iletilen bu belgenin bayram süresince ülkede yapılacak düzenlemeleri
güzellikleri
temizlikleri içerdiğini söyledi.Bayram’dan önce konaklarda
evlerde ve saraylarda mutlaka bir temizliğin başladığını ifade eden Demirel
“Her yerde bir temizlik başlıyor. Hatta bayramlarda toplum ahlakını bozmayacak şekilde nasıl hareket edileceğine ve görevlilerin bunu nasıl sağlayacağı yer alıyor bu tembihnamede. Her Osmanlı ailesinde evlerde bayram temizliği başlıyor. Dolaplardan yeni elbiseler çıkarılırdı. Bu nedenle bayrama toplu bir hazırlık ruhu yakalanırdı. Çeşmeler
sokaklar
konaklar elden geçiriliyor. Yani bu temizlik sadece haneye ait değil
çarşıya pazara da sirayet ediyor. Çarşıda pazarda satılan malların daha temiz olması söz konusu oluyor.” sözlerini ekledi.Yayınlanan tembihnamelerde
özellikle insanların bayram süresince neler giymesi gerektiğinin yer aldığını söyleyen Demirel
toplumun genel örf ve adetinin dışına çıkılmamasının dikkate alındığının altını çizdi. O dönemde şatafatın da miskinliğin de hoş görülmediğini söyleyen Demirel
ikisinin ortası bir düzen yakalandığı için herkesin bundan mutlu olduğunu ifade etti.
”PADİŞAH KOYUN YA DA KOÇ KESERDİ””Günümüzde kurbanlıklarda büyükbaş hayvan tercih edilirken
Osmanlı genellikle küçükbaş kesmeyi tercih etmiştir” diyen Demirel
küçükbaş hayvanın üremesinin daha kolay olduğuna dayanarak
böyle bir uygulamaya gidildiğini söyledi.Demirel
“Küçükbaş
yılda bir yavru verirken büyükbaş birkaç yılda bir üreyebiliyordu. Hatta padişah bizzat koyun ya da koç kestiriyordu. Padişaha bakanlar da bunu görüyorlardı.” dedi. Bu durumun ikinci sebebini Demirel
Osmanlı’da koyun etinin daha makbul olmasına bağlarken
o dönemde sığır etinin günümüzün aksine daha ucuz olduğunu sözlerine ekledi.
“BAYRAMLARDA VERESİYE DEFTERİNİ ZENGİNLER KAPATIRDI”Demirel
günümüzde ‘Veresiye Defteri’ olarak nitelendirilen ve Osmanlı Devleti’nin dünya medeniyetine kazandırdıkları arasında farklı bir yer taşıyan ‘Zimem Defteri’ne de değindi. Demirel
‘Zimem Defteri’ni bayramlarda alışveriş yapıldıktan sonra ödeme güçlüğü çekenlerin borçlarını toplumun zenginleri tarafından defterdeki belli sayfaların borçlarını miktarını bilmeden ödemeleri şeklinde açıkladı. Ödemeyi yapan kişilerin
haklarına razı bir şekilde o sayfalarda miktar neyse ödediklerini söyleyen Demirel
“O dönemde bu durumu suiistimal edenler de çıkmış olabilir
ancak Osmanlı Devleti’nin temel dayanak noktasının adalet olması Osmanlı’nın uzun yaşamasını sağlamıştır.” diye konuştu.
”BAYRAMLIKLARIYLA SOKAĞA ÇIKAN ÇOCUKLARA ARİFE ÇİÇEĞİ DENİRDİ”
Bayramların bilhassa çocuklar için ayrı bir yeri olduğuna değinen tarihçi Demirel
”bayramlıklarıyla sokakta gezen çocuklara halk
arife çiçeği derdi.” dedi. Demirel
Osmanlı’dan gelen ‘Arife Çiçeği’ kavramını
bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişten sonra çocukların sabırsızlanarak giysilerini bayramdan 1 gün önce yani Arife günü giyerek dolaşması olarak açıkladı.
”PADİŞAH ÖNCE ANNESİYLE BAYRAMLAŞIRDI”
Demirel
Osmanlı’da bayram tebriklerinin ‘Saray’ ve ‘Halk’ şeklinde olarak 2 şekilde olduğunu söyledi. Saraydaki törenin
dünyanın ‘en tatlı acı tören geleneği’ olarak değerlendiren Demirel
Osmanlı’daki tören geleneğinin çok ağır olmasına rağmen herkesin zevk aldığını söyledi.Osmanlı’da Sultanın bayram namazı için camiye gelişiyle başlayan bir tören anlayışına sahip olduğunu dile getiren Demirel
bütün Osmanlı padişahlarının bu duruma riayet ettiklerini ifade etti. Demirel
Saraya dönen padişahın önce annesinin elini öpüp ardından diğer aile efradıyla bayramlaştığını söyledi. Padişahın
bayram tebriğinin ardından güzel işlemeli keselerle çocuklara para saçarak onları sevindirdiğini söyleyen Demirel
padişahların yeniçeriye ayrı bir ihtimam gösterdiklerini söyledi. Bütün devlet erkanıyla bayramlaşan padişahın Ehl-i Beyt’e ayrı bir özen gösterdiğini de ekledi.
BAYRAM NAMAZI SONRASI MEZARLIK ZİYARETİ YAPILIRDIBayram namazından sonra mezarlık ziyareti yapıldığını söyleyen Demirel
Osmanlı medeniyetinin şekillenmesinin ‘Akl-ı selim
Kalb-i selim ve Zevk-i selim’ olarak 3 sac ayağı olduğuna dikkat çekti. Demirel
”Cami
mezarlık ve ev. Bunlardan mutlaka şehirlerde ya da köylerde cami vardı ve mezarlıklar da buralara çok uzak yapılmamıştır ki dünyevileşme
sekülerleşme olmasın.” diye konuştu.Büyük merkezlerde
mutlaka küçük de olsa bir kabristan bulunduğuna dikkat çeken Demirel
buraların namaz sonrası ziyaret edilmesinin uhrevileşmeyi sağladığına dikkat çekiyor. Demirel
bu ziyaret yolu üzerindeki ev sahiplerinin de yemek hazırlayarak ziyaret dönüşünde misafir ağırladığını söyledi.
”KURBAN ETİ HEMEN YENMEZDİ”Kurban etinin biraz dinlendirildiğini söyleyen Demirel
kanlı etin yenmesinin İslam dininde caiz olmadığını hatırlattı. Demirel
kurban etinin 3’e bölündüğünü ifade ederek
bunu
kendi aile efradı
fakirlere dağıtma
eş ve dostlarıyla paylaşma olarak açıkladı. Osmanlının et bekletme geleneğinin olmadığına dikkat çeken Demirel
Kurban Bayramı’nın öncelikle İslam alemine ve bütün dünyaya mutluluklar getirmesi temennisinde bulunurken
insanlar birbirlerini ziyaret etmelerini
özellikle yaşlı insanları ziyaret etmeleri konusunda hassas olmalarını dile getirdi.Demirel
“Kurban keserken Hz. İsmail’i (a.s) düşünerek kurbana insanca muamele etmelerini hatırlatmayı da ihmal etmedi. Kazım Canlan / CİHAN14 Kasım 2010: 17:34 #781066Anonim
Allah razı olsun. Çok güzel bir yazı.
14 Kasım 2010: 17:43 #781067Anonim
14 Kasım 2010: 18:38 #781071Anonim
benim küçüklüğmdede kız çocukları arefe günü akşamı mutlaka ellerinie kına yakardı şimdilerde bu varmı bilmiyorum..
Allah razı olsun canım..14 Kasım 2010: 19:15 #781078Anonim
@memluk 221832 wrote:
benim küçüklüğmdede kız çocukları arefe günü akşamı mutlaka ellerinie kına yakardı şimdilerde bu varmı bilmiyorum..
Allah razı olsun canım..olmaz mı abla bi hala yakıyoruz 🙂 🙂 🙂
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.