• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #666853
    Anonim

      [FONT=verdana,sans-serif]İrade,İstem dışı kötü düşünceler Cehenneme atar mı?[/FONT]

      Mehmet PAKSU-BUGÜN

      Saygıdeğer Hocam, Allah kalplerdekini ve beyinlerde geçenleri biliyor, buna kuşku yok.
      Ama ben ne kalbime, ne de beynime laf geçiremiyorum. Önek vermek gerekirse, ben Allah’ın varlığına inanıyorum, ama o an beyin mi, kalp mi, neyse, “Belki de Allah yoktur” diyor.

      Yani kısacası, irade,istem dışı gelen düşünce veya neyse, ben bunlardan sorumlu tutulduğum an, zaten ebediyen Cehennemde kalacağım kesindir. Lütfen bu konuda bana yardımcı olun.

      Dünkü yazımızda sözünü ettiğimiz okuyucum hayaline söz geçiremediğinden dert yanıyordu. Siz de kalbinize ve beyninize laf geçiremediğinizden yakınıyorsunuz. Dış dünyaya kapısını ardına kadar açık olan hayale hakim olmak insanın elinde olmadığı gibi, kalbe gelenleri engellemek de elinde değildir.

      Kalp imanın merkezi, zikrin merkezi, hidayetin merkezi, huzurun ve bütün duygularımızın merkezidir. Şeytan ise bütün bu güzelliklerin düşmanıdır. İnsanı bunlardan mahrum etmek için elinden gelen her türlü oyunu ve tuzağı kurar. Şeytan kalbi bir kere bozdu mu, bütün beden ve duygular da bozulur. Peygamberimizin dile getirdiği, “Dikkat ediniz! Bedende bir et parçası vardır; o düzeldiğinde bütün beden düzelir, o bozulduğunda da bütün beden bozulur.”

      Sizde olan şey, bilinen şekliyle tam bir vesvesedir. Vesvese kalbe ilk defa şüphe şeklinde gelir. Şeytan önce şüpheyi kalbe atar. Ancak kalp hemen tepki gösterir, savunmaya geçer. Fakat bir an için savunmayı bırakır, kabul ederse, şeytan birinci atışta hedefe isabet ettirmiş demektir. Fakat kalp kabul etmezse, orada bir iz bırakır, sonunda bir leke oluşturur. Bir süre sonra hayal aynasına bazı pis düşünceler yansır, edebe aykırı bazı çirkin görüntüler oluşur.

      Zaten bu görüntü ve leke kalbin hırçınlaşıp feryat etmesine, sıkılıp daralmasına yetmiştir. Sonunda “Eyvah!” diyerek ilk hastalık mikrobunu kapar ve ümitsizliğe düşer. Vesvese mikrobunu kapan insan, kalbinin Rabbine karşı edepsizlikte bulunduğunu sanır, telaşa kapılır, titrer, heyecan dalgası bedeninin her yanını sarar.

      Duygular yaralanmış, kalp penceresi puslanmış, görüntüler netliğini kaybetmiştir. İnsan bu halden kurtulmak için çırpınıp durur. Ancak kalbinin gerçek sesine, yani kalbe gelen melek ilhamına kulak vermediğinden bir an için kendini boşlukta hisseder ve neticede huzurdan kaçar, gaflete dalar.

      Böyle bir durumla karşı karşıya gelince hemen heyecana yenik düşüp telâşa kapılmamalıdır. Çünkü telâş ve endişeye sebep olan şeyin gerçekte var olması gerekir. Oysa kalbe gelenler, birer hayal ürünüdür. Hayalden geçen çirkin şeylerin insanı sorumlu tutmaz. Küfre götürebilen sözlerin kalbe gelmesi insanı küfre götürmez.

      İnsanın kalbinde bulunun şeytanın santralı ile meleğin santralı birbirine yakındır. Aynanın parlak yüzü ile mat yüzünün önlü arkalı bulunmasına benzer. Bunun gibi melek ilhamı ile şeytan vesvesesinin birbirine yakın olması insana bir zarar vermez.

      Bu açıdan kalbinizden Allah’ı varlığı ile alakalı yanlış bir düşüncenin geçmesi imanınıza bir zarar vermez. Sizi dinden çıkarmaz, küfre düşürmez. Böyle bir şey kalbinize geldiğinde hemen “Eûzü billahi mine’ş-şeytânirracîm” diyerek kalbinize gelen bu sözleri temizlemektir. Konuyu daha geniş bir şekilde “Vesvese” kitabımızdan takip edebilirsiniz.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.