- Bu konu 17 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
1 Ocak 2011: 17:21 #667132
Anonim

Osmanlı tarihinin en şanlı döneminin çarpıtıldığı “Muhteşem Yüzyıl” dizisine tepki yağmaya başladı. Haberkultur.net yazarı Handan Özduygu’ya göre, Show TV’nin yeni dizisi Muhteşem Yüzyıl, Kanuni Sultan Süleyman’ın şerefli tarihi, haremdeki kızların hepsinin padişahın koynuna girmek için hazırlandığı iç gıcıklayıcı müstehcen sahnelerle anlatacak. İşte o yzaı;
Osmanlı ve saray denince aklına sadece müstehcen cariye hikayeleri gelenlerin reyting uğruna tarihi istismar etmelerinin yeni bir örneği ‘Muhteşem Yüzyıl’ Show tv de yayına girmek üzeredir…
Osmanlı tarihinin en muhteşem dönemi, anlı şanlı 46 yıl dünyaya hükmetmiş ‘Muhteşem Süleyman’ ismi ile tarihe geçmiş bir padişahın, kadın düşkünü olarak anılması fevkalade çirkin ve yanlıştır…
Muhteşem Yüzyılın, Muhteşem Süleyman’ın şerefli tarihi, haremdeki kızların hepsinin padişahın koynuna girmek için hazırlandığı iç gıcıklayıcı müstehcen sahnelerle anlatmak, nasıl bir anlayıştır, üzerinde düşünmek gerek…
Dizinin senaristi Meral Okay, diziyi anlattığı bir televizyon programında:
“Bildiğimiz resmi tarihin dışında da bir tarih var tabii ki… Belgelerle ortaya çıkan, daha asık yüzlü bir tarih… Ama öbür tarafta o tarihi yapan, o tarihi şekillendiren insanların bir de kendi hayatları, kimlikleri var” diyor…
Yani her önüne gelenin kendi hayatı algılayışına, kendi dünya görüşüne, kimliğine, ahlaki yapısına göre tarihi şekillendirdiğini gayet açık bir dille ifade ederken, dizinin senaryosunu yazarken de kendi dünya görüşünü, tarihi şahsiyetlere nasıl bir rahatlıkla giydirdiğini bir anlamda ifade ve itiraf ediyor…
Tarihi erkekler yazdığı için, erkeklerle ilgili daha fazla şey bilindiğini vurgulayan Okay, haremin kapalı bir kapalı kutu olduğunu belirterek; harem ancak oryantalistlerin ‘olsa olsa böyledir’ diyerek yazdıkları bir şey olduğunu röportajında ifade etmiş. Tanıtımları izlediğinizde de Okay’ın haremi, padişahın emrinde vur patlasın çal oynasın, her gece bir cariye ile bir umumhane gibi anlatmayı seçtiğini görüyoruz.
‘Muhteşem Yüzyıl’ ın muhteşem bir pervasızlık ve fütursuzluk içinde saygısız anlatımı, adeta çobansız bir sürüye karşı buyurgan, ben yaptım oldu rahatlığı, nereye kadar doğrusu merak ediyoruz.
Bir dizide Kanuni Sultan Süleyman anlatılacaksa vurgu neden onun herkesi hayran bırakacak entelektüel kişiliğine, seferlerine, zaferlerine, insanlık tarihinin medeniyet seviyesini nasıl yükselttiğine değil de koca cihan padişahının devşirme bir kadının elinde nasıl madara olduğu vurgusu yakıştırılır ve yapıştırılır. Bir erkeğin padişah da olsa, eşine duyduğu aşk neticede, muhteremdir, güzeldir, saygı gerektiren bir durumdur, peki ama niçin, neden, bu kadar müptezel bir dille anlatılır…
Aklı selim ve insaf duygusu ile bir gerçek tarihe bakın, bir de dizideki erotik-müstehcen sahnelere bakın, bu gözü dönmüş, haddi aşmış anlatım, bu kadar zaman sonra dahi olsa Osmanlıya karşı batılı zihnin hazımsızlığıdır sadece… Bir İslam Halifesinin, bu kadar seçkin, nitelikli ve başarılı olmasına tahammül edemeyenler, çamur at izi kalsın basitliği içinde, yaşadığı aşkı mümkün olduğu kadar çirkinleştirme yolunu seçmiştir.
Hükümdarlığı boyunca ortaya koyduğu adalet, kanun ve nizama karşılık tarihte ‘Kanuni’ ünvanı ile anılmış ‘Muhibbi’ mahlası ile yazdığı 3500 şiirlik divanı olan, mektuplarını “Bende-i Hûdâ, Süleyman-ı bî-riya” diye imzalayan mümtaz özel bir şahsiyettir söz konusu olan… Devrin Şeyhülislamı, aynı zamanda yakın dostu, Ebussuud Efendiye yazdığı bir mektubunda:
“Halde haldaşum, sinde sindaşum, ahiret karındaşum, tarik-i Hak’ da yoldaşım Molla Ebussuud Hazretlerine duâ-i iblağından sonra nedür halinüz ve nicedür mizac-ı lazımü’l-imtizacınız” içten mütevazi ifadeleri ile anılmış, tanınmıştır.
Bir yanda Şeyhül İslam Ebussuud, bir yanda Mimar Sinan ve şaheserleri ile tarihe iz bırakmış, insanlığın hayranlığını kazanmış, bir padişahı meziyetleri ve güzellikleri ile anlatmak için, elbette sizin de birdonanımve alt yapı sahibi olmanız gerekirdi. Ama senaryoyu yazan Meral Okay, Muhibbinin şiirlerine yer verirken birçoğunu anlayamadığı için olsa gerek, bazılarını duruma göre kendisinin uydurduğunu söyleme rahatlığı içindedir…
Hayatı sadece müstehcenlik ve ahlaksızlık üzerine kurulu sananların hazırladığı bu dizinin yayını durdurulmalı ya da mahrem sahneler çıkarılmalıdır… Osmanlı yarı çıplak raks eden cariyelerle değil, dünya medeniyetine yaptığı hizmetlerle anılmalıdır…
Okuyucuları ve diziyi izleyen aklı selim ve insaf sahibi herkesi, radyo ve televizyon kurumunu göreve çağırıyoruz…
Kaynak:samanyoluhaber
1 Ocak 2011: 17:24 #783523Anonim
Show TV’de SKANDAL !..
Fragmanı bile büyük tepki çekti. Böyle Osmanlı çarpıtması görülmedi !

Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatını ekranlara taşımaya hazırlanan Muhteşem Yüzyıl dizisinin fragmanları izleyiciden ve tarihçilerden büyük tepki gördü. Kanuni’nin içki içtiği, harem hayatını cinsellikten ibaret gösteren dizi çarpık bilgilerle dolu.
Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatından kesitler sunma iddiasıyla çekilen Show TV’nin yeni dizisi Muhteşem Yüzyıl, Osmanlı Devleti’ni kendi zihinlerinde oluşturdukları ‘harem’den ibaret sananların çarpık tarih anlayışını bir kez daha gözler önüne serdi. 5 Ocak’ta yayına girecek dizinin tanıtımları bile Osmanlı’nın yanlış aksettirildiği tartışmaların alevlendirdi. Tanıtımlar, senarist Meral Okay’ın ömrü savaş meydanlarında geçen Kanuni Sultan Süleyman’ın adaletini ve Avrupa’yı dize getiren kahramanlıklarını bir kenara bırakıp diğer kötü örneklerde olduğu gibi ‘harem’ safsatasına sığındığını ortaya koydu.
İVEDİK KAFALI ADAMLARIN İŞİ
Cihan padişahı Kanuni’nin zaferlerini görmezden gelen Muhteşem Yüzyıl fragmanlarında, Kanuni ile ilgili gerçekdışı bilgiler de ön plana çıkarılıyor. Fragmanlarda, Hürrem Sultan, işkenceler altında Kanuni’ye zorla eş yaptırılıyor. Kanuni’yi kadın düşkünü olarak gösteren dizi, padişah için toplanan kızların hamamda toplanması ve padişah için birbirleriyle “havlet yarışında” olduğu da yansıtılıyor.İstanbul2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sinema Direktörü Yusuf Kaplan, dizinin daha önce kendilerine destek almak amacıyla başvurduğunu ancak “rezalet” nedeniyle bu talebi kabul etmediklerini dile getirdi. Kaplan, “Bu senaryoyu yazanlar sömürge kafalı, Recep İvedik zihniyetli adamlardan başkası değil” dedi. Tarihçi Yazar Ali Satan ise “Bu batının algısıdır. Oryantalist yaklaşım” diye tepkisini koydu.
GAY SAHNESİ BİLE VAR
Kanuni kitabının yazarı Tarihçi Okay Tiryakioğlu, “Son zamanlarda Türk dizlerinin yurt dışında satılıyor olması bunda etkili oldu. Kar amacı güdüyor. Çok şaşırmadım. İzleyici gerekli cezayı verecektir. Gay sahnesi bile var dizide böyle saçmalık olmaz. Kanuni asla içki içmiyordu. Bu koca yalan. Ömrünü Allah için adamış bir kişidir Kanuni… Diziye izleyicinin ilgi göstermeyeceğine inanıyorum” dedi. Tarihçi Mustafa Armağan da Kanuni’nin içki içtiği sahneyle ilgili şu yorumu yaptı: “Kanuni’nin içki içtiğini ilk Halil İnancık yazmıştı. Ama o nereden buldu bilgiyi bilmiyorum. Kanuni içki yasaklayan bir padişahtır. Yazdığı mektuplardan da anlıyoruz ki inançlı bir mü’mindir.”
Gerçekler çarpıtılmış
Yapımcılığını Timur Savcı’nın üstlendiği dizide, 10. padişah Kanuni Sultan Süleyman’ın sözde hayatı anlatılıyor. Show TV ekranlarında seyirciyle buluşacak olan dizide, Kanuni’yi Halit Ergenç canlandırırken, Valide Sultan’ı ise dominant anne karakteriyle Haziran Gecesi, Aşk-ı Memnu gibi dizilerde oynayan Nebahat Çehre oynuyor. 5 Ocak’ta yayınlanacak dizi için hazırlanan dört ayrı fragman da internette yayınlanmaya başlandı. Eleştirmenler reytingi adına popüler oyuncuların dizi için toplatıldığını ve aynı kaygıyla, tarihi gerçeklerin çarpıtılarak senaryonun çok tartışılacak hale getirildiğine vurgu yapıyor.
Kaynak:YENİŞAFAK
1 Ocak 2011: 17:29 #783526Anonim
Osmanlı ile alakası olmayan ama isminin kullanıldığı pornoğrafik bir film..
kadın vücudunun bu kadar sefil bir şekilde görüntülenmesi ne kadar süfli ise osmanlı ismini kullanarak o koca devleti aliyeye yapılacak en ahlaksızca bir saldırıdır..
sakın merak edip fragmanını falan izlemeyin çünkü BERSİSA gibi bir bakmakta bir öpmekte batabilirsiniz..Bersisa, Beni İsrail arasında bir âbid ve zahitti; züht ve takvasının
şöhreti, doğuya batıya yayılmıştı.Hz. Musa (a.s.) zamanında yaşamış ve sonradan irtidat etmiş olan ilim adamı
” Habibim! Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz âyetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin olayını anlat. Dileseydik, onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler. ” (A’raf, 7/175-176).6 Ocak 2011: 10:24 #783923Anonim
Dun baslamis dizi izlemedim ama duyduklarim hic hos degil rtuke sikayet edelim lutfen abdestsiz yere basmayan ecdatdimizin torunlarinin yaptigina bakin :014:
6 Ocak 2011: 11:05 #783925Anonim
Şidetle bu kasti ve planlı oyunu kınıyorum.
Tarihten ufak bir not hediye ediyorum hedefi bozuklara.
Mümin temiz toprağa benzer. Onda kir tutmaz.
Lakin bazen temziliğini kaynaktan yapar.:043:6 Ocak 2011: 11:07 #783926Anonim
Allah ıslah etsin. Şikayetimizi yaptık.
6 Ocak 2011: 12:12 #783931Anonim
@Ey Kardeş ! 230305 wrote:
Allah ıslah etsin. Şikayetimizi yaptık.
Aminn Allah ebeden razi olsun kardesim…
6 Ocak 2011: 13:58 #783934Anonim
6 Ocak 2011: 14:20 #783935Anonim
Muhteşem Yüzyıl’ mı, muhteşem rezalet mi?
Show TV’nin haftalardır fragmanını yayımladığı ve şimdiden RTÜK’e 5 bini aşkın tepki mesajının yağdığı, kamuoyu ve tarihçilerin merakla beklediği ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisi nihayet gösterime girdi.
Dizinin ilk bölümünü bir tarihçi olarak baştan sona büyük bir gerginlik içerisinde izledim. Naçizane Osmanlı tarihi, kültür ve medeniyeti üzerinde kalem oynatan, Nesil Yayınlarından çıkan ‘Osmanlı’nın Gizli Tarihi’ gibi kitaplar neşreden bir tarihçi sıfatıyla bu yazıdan itibaren dizinin konusu çerçevesinde bazı tenkit ve değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmayı bir görev telakki ediyorum.
Sıcağı sıcağına hemen ilk kritiği yapacak olursam tek kelimeyle şunu söyleyebilirim: Genel itibarla adına yaraşır bir şekilde ‘Muhteşem Yüzyıl’ değil, muhteşem bir “rezalet”!
Neden mi; işte izahı:Fragmanlarda gösterilen ve tepkiye yol açan hiçbir müstehcen sahnede zerrece sansür ve kısıtlamaya gidilmemiş, güya sanat adına alabildiğince cüretkâr ve pervasız bir teşhirci sunum yapılmış. Daha çok padişah Kanuni’nin mahrem saray hayatını ve cismani yönünü ön plana çıkarmış. Dolayısıyla da seyircinin cismani duygularına seslenen ve şehevî dürtülerini harekete geçiren bir sinema dili kullanmış.
Şurası açık; dizinin tarihe ışık tutmak, Osmanlı tarihine ve padişahlara müspet anlamda ilgi uyandırmak gibi bir derdi yok! Tarihe daha ziyade magazinel; paparazzici ve röntgenci bir anlayışla yaklaşarak reyting ve reklam pastasından daha fazla pay almak!
Bu genel değerlendirmeden hareketle diziyle ilgili birkaç tenkitimi şöyle sıralayabilirim:
*Harem’e ve Kanuni’nin harem hayatına bir Batılı gözüyle bakarak, sahih ve muteber olmayan Batılı tarihçi ve yazarların her iki meseleyle ilgili tarihi gerçeklikten uzak, hayal ürünü kurgu ve safsatalarından esinlemiş. Harem’i, dine ve ahlaka mugayir bir mekân olarak tasvir etmiş. Harem’in kendi içinde meşru ve serbest, ama dışarıya karşı mahrem hayatını fütursuzca dış dünyaya yansıtınca doğal olarak gayrı ahlakî bir manzara ortaya çıkmış. Harem’in dinî ve ahlakî peçesi hayâsızca yırtılmış, harim-i ismetine haramiler gibi ilişilmiş. Mahremiyeti ayaklar altına alınmış. Haremdeki kadınlar tesettüre riayet etmeyen, avret yerlerini hemcinslerine göstermekten sakınmayan ahlaken düşük, edep ve terbiyeden nasibini almamış ‘hafif meşrep’ kadınlar gibi takdim edilmiş. Hâlbuki her şeyden daha fazla orası edephane idi; edepsize ve edepsizliğe izin verilmeyen nezih bir mekândı!
*Harem’deki eğitimde ahlak ve terbiyenin esas alındığı, Cariyelerin ahlak ve edep sahibi kişiler olarak terbiye edileceği ifade ediliyor; fakat gereğinin layık-ı veçhile yerine getirildiğine yer verilmemiş. Batılı devletlerin saraylarında olduğu gibi Osmanlı sarayının koridorları ve en kuytu köşelerinde de kol gezen tek hâkim cereyan sanki cismaniyetmiş, sere serpe bir ahlaksızlıkmış gibi gösterilmiş.
*Kanuni’nin mahrem hayatı ve hünkâr dairesindeki özel yaşantısı gereksiz bir tafsilatla tasvir ve teşhir edilmiş. Padişahı, her gün dilediği bir kadınla (cariyeyle) düşüp kalkan, şehvet düşkünü bir tenperver ve nefsanî arzularının esiriymiş gibi göstermek çok çirkin ve aşağılayıcı. Cariyelerin padişahları meşru çerçevede eğlendirmesinden, padişahların huzurunda raks edip şarkı söylemeleri ve onların bir elin parmağını geçmeyecek sayıdakileriyle şer’î ölçüler dâhilinde karı-koca hayatı sürmesi tabii ki “helal”… Padişahlar cariyelerle karı-koca hayatı yaşarken kendilerini günah işleyen bir zinakâr olarak elbette görmüyorlardı. Lakin tüm Cariyeleri padişahların sadece zevk, eğlence ve cismanî arzularını tatmin aracıymış gibi sunmak büyük haksızlık. Kanuni’nin şahsında padişahları, sınırsız sayıda cariye ile dilediği şekilde halvet yapma hakkına sahipmiş gibi göstermek tek kelimeyle pervasızlık ve ahlaksızlıkta sınır tanımazlıktır. En hafif ifadesiyle ecdada ve devlet büyüklerimize saygısızlıktır. Onların mahrem hayatı ve ilişkileri bizleri ne kadar ilgilendirebilir ve merakımızı celp edebilir ki? Koskoca Kanuni’nin nikâhlı cariyesi (eşi) Hürrem Sultan’ın (ne kadar olumsuz bir kişilik ve davranışa sahip olursa olsun) bütün avret yerlerini temsili olarak seyircilere edepsizce teşhir etmek bizi insanı bakımdan nasıl tatmin edebilir ki? Bundan utanmaktan başka sefil ve yüz kızartıcı bir zevk alınabilir mi? Tarihi şahsiyetlerimizin “yatak odalarını ve aşk hayatlarını (!)” afişe etmek bize ve evlatlarımıza ne kazandırabilir? İnsanlarımızın ve çocuklarımızın gözünde onlara olan saygı ve güveni azaltmaktan, model şahsiyet mertebesinden alaşağı etmekten başka elimize ne geçer?
*Kanuni’nin padişahlık kudreti, cihangirliği, fütuhatçılığı, adalet ve kanuna riayetteki ciddiyet ve duyarlılığı yansıtılmış; ancak güçlü dinî-ahlakî çehresi ve koyu ‘mümin’ tabiatı yeterince işlenmemiş. Boş vakitlerini dinle, zikir, ibadet, ilim ve tefekkürle geçirmekten ziyade haremde cariyeler ve saray kadınlarıyla eğlenen, onlarla düşüp kalkmakla geçiren sefih bir padişah profili çizilmiş. Adalete ve kanun gücüne dayandığı, devlet ve toplum nizamını/barışını sağlamada dinî hükümleri esas alıp hâkim kılacağı şu sözüyle çok güzel vurgulanmış: “Bu taht ve padişahlığım Allah’ın kanunlarından daha üstün değildir!” Fakat kanuna ve şer’î hükümlere yaslanmayı her daim önemseyen padişahı, kaptan-ı deryanın cezasını meşru bir zeminde verirken bile kadının ve şeyhülislamın hükmüne dayanmadan keyfî ve şahsî hareket eden ‘ceberrut’ ve ‘sadist’ bir padişah olarak gösterme hatasına düşülmüş.
Efendim, inşallah gelecek yazıda Osmanlı’da harem gerçeğini ve Kanuni’nin şahsında padişahların cariyelerle münasebetlerini ele almaya ve dizideki hataları, tahrifat ve çarpıtmaları tarihi gerçekler ışığında ortaya koymaya çalışacağım.
O vakte değin selametle kalın!
İsmail Çolak
6 Ocak 2011: 14:23 #783936Anonim
İngiliz Kralı VIII. Henry’nin anlatıldığı The Tudors dizisine benzetilmiştir.
The Tudors:
[IMG]http://www.itusozluk.com/img.php/a6bb6239623eeeb395d2e7f4147aaacd21562/the+tudors[/IMG]
Muhteşem Yüzyıl

uyanık olmak gerek.haydı kardeşlerim duyarlı olalım .
7 Ocak 2011: 01:37 #783964Anonim
Şikayetlerinizi bu link tıklayarakta yapın ayrıca tlf arayın inş bir dahaki gösterime kadar kaldırılmış olur
http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/GorusOneri.aspx
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN VASİYETİ
Zigetvar Kalesi önlerinde, ordu Zigetvar’ı kuşatmış haldeyken hastalanan ve vefat eden Kânûnî Sultan Süleyman’ın naaşı Süleymaniye Camiine getirildiCenaze namazı kılınacaktı
O gün Süleymaniye Camii cemaate dar geldi Halkın bir ucu Mercan Yokuşunda, bir ucu Vefa Sokaklarındaydı
Bir devre mührünü vuran koca sultan, ebediyete uğurlanıyordu
Namazını Şeyhülislam Ebussuud Efendi kıldırdı
Namazı kılınmış, fâtihalar okunmuş, defin için kabre yaklaşılmıştı Sultanın naaşı tam mezarına konacaktı ki,elindeki çekmeceyi tabutun içine sıkıştırmaya çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendinin gözünden kaçmadı
Ebussuud Efendi derhal seslendi:
“Dur bakayım ağa!” dedi, “Nedir o? Ne yapıyorsun orada?”
Ağa: “Üzerimde bir emanet var efendim Bunu yerine bırakmam gerek!” dedi
Ebussuud Efendi: “Olmaz! Böyle bir şey caiz değil” diye kükredi
Ağa: “Efendim! Sultanımızın vasiyeti bu!” dedi sertçe
“Vasiyet mi? İçinde ne var onun?” “Bilmiyorum efendim” “Ver bakayım şunu”
Adamcağız elindeki çekmeceyi uzattı
Şeyhülislâm bir de ne görsün; kendisinin verdiği bunca fetvâlar, bunca hükümler kendi mühürleriyle ve imzalarıyla deste deste paketlenmiş ve çekmeceye doldurulmuştu
Koca şeyhülislamın rengi uçup gitti Yüzü kül kesildi Benzinde bir damla kan kalmadı Gözleri karardı. Gücü dermanı kesildi. Yıkıldı, yıkılacaktı Hemen oracığa çöktü
İki eliyle başını kavradı ve hıçkırıklara boğuldu
Etrafındakilerin şaşkın bakışları altında, ağzından fısıltı halinde şu cümleler döküldü:
“Ah Süleyman! Sen kendini kurtardın Bakalım Ebussuud nasıl hesap verecek?”
7 Ocak 2011: 07:27 #783972Anonim
MUHTEŞEM REZALET!…Protesto etmeyen mesuldür..
7 Ocak 2011: 07:29 #783973Anonim
@… 230456 wrote:
MUHTEŞEM REZALET!…Bizim tarih temalı TV ve sinema yapımlarımız neden hep suni solunumla yol almaya çalışıyorlar?
Suni solunum diyorum çünkü tarih temalı bir yapımda gerçek soluklar tarihi bilgi ve belgelerden alınır.
Fantezilerinizle hareket edemezsiniz tarihte. Manipülasyon yapamazsınız.
İslam ve Osmanlı tarihi söz konusu olunca nedense oryantalist bakış açısı zirve yapıyor.
İlber Ortaylı’nın bir cevabı geldi aklıma.
Sanırım İstanbul Kanatlarımın Altında filmiyle ilgili konuşuyordu. “Ben sanatçıyım, tarihe uymak zorunda değilim falan diyorlar, ama saçmalamak zorunda hiç değilsiniz” demişti hoca.
Kanuni Sultan Süleyman’ı anlatan “Muhteşem Yüzyıl”ın fragmanını defaatle izledim.
Açık söylemek gerekirse Muhteşem Yüzyıl mı, Erotik Yüzyıl mı karar veremiyorsunuz.
Harem ve kadın düşkünü bir Süleyman profili çıkıyor karşınıza.
“Sanat için sanat” yapıyorsanız bile, milletin ortak tarihi kimsenin dilediği gibi kullanacağı bir orta malı değil.
Aşk-ı Memnu’yla Halid Ziya’yı, Yaprak Dökümü’yle Reşat Nuri’yi taciz ettiniz.
Tarihin gösterdiği Süleyman’ın yerini, sizin fanteziniz ‘Erotik Süleyman’ alınca sanatsallık tavan mı yapacak? Kuşkusuz hayır.
Belki reyting tavan yapacak ama kim kaybedecek?
Millet ve tarih.
Kimse Kanuni’yi putlaştırdığımı düşünmesin.
Konu Kanuni’yse hem pompalanan malzeme hem de hakiki malzeme ortada.
Tarihçi olmak şart değil.
Açar bakarsınız İsmail Hakkı Uzunçarşılı’yı, İsmail Hami Danişmend’in Kronoloji’sini, Yılmaz Öztuna’yı, Hammer’i…
Bunların eserlerinden Müneccimbaşı, Aşıkpaşazade ve Naima gibi üstatların o konudaki görüşlerine de ulaşabiliyorsunuz.
Hangisinde “harem sevdalısı erotik bir Süleyman” imajı varsa işte burada der koyarsınız ortaya.
Hiçbirisinde “Muhteşem Yüzyıl’ın ‘pompaladığı’ Süleyman yok.
Son seferi Zigetvar’da savaş meydanında ölen bir Sultan var.
Yılmaz Öztuna’ya göre, öleceğini bile bile sefere çıkan, sarayda ölmekten korkan, er meydanında ölmeyi arzulayan bir Süleyman.
Bu son seferine hastalığı sebebiyle araba ve tahtırevanla götürülür ve sadece şehirleri geçerken ata biner Sultan.
Bizden önce Batılılar’ın ‘Muhteşem Süleyman’ yaptığı ve sergilere konu ettiği bir simayı, reyting uğruna yerle bir etmenin özel bir amacı olmalı.
Yapımla ilgili kritikler ve tarihçilerin isyanı da ortada.
Devletlerin ve bireylerin istikbali mazinin kökleriyle beslenir.
Geçmişinize dönüp bakacaksınız. Ama adam gibi.
Tarihin üzerine sanat faaliyeti inşa ederken bile ayaklarınız yere basacak.
Yani dengeli olacaksınız hitap ettiğiniz millete karşı. Çünkü o milletin tarihini ekranda resmedeceksiniz.
Kitaplar, ekranlar kadar yoğun ulaşamıyor milletin dimağına.
Tarihi bir şahsiyete ve tarihe iftira etmemeli.Gültekin Avcı-BUGÜN
Tarihimizi karalayan değil, tarihimizi AYDINlatan diziler,filmler yapılmalı.
YAZIKLAR OLSUN KANUNİ SULTAN SÜLEYMANI ŞEHVET DÜŞKÜNÜ GÖSTEREN ZİHNİYETE VE ZİHİNLERE!……
…
…
Alıntı7 Ocak 2011: 07:31 #783974Anonim
@!!!? 472155 wrote:
kadınlara hak ve özgürlükler geldi bazıları o dönemlerde yaşamayı istese de kadınların köle gibi alınıp satılması ve söz hakkınının olmaması kadar kötü ne olabilir ki kadın eşya degildir kadının fikirleri secme özgürlügü vardır
gerci koskocaman bir imparatorluk sırf bizim padişahlarımızın zevke düskünlügünden parçalanmadı mı sorarım size dısardan getirilen yabancı hanımların Osmanlı nın parcalanmasında etkisi çok büyüktür
kadına her türlü hak ve özgürlük Mustafa Kemal Atatürk sayesinde Cumhuriyetle birlikte verilmiştir ben dini açıdan kadına değer verildiğini düsünmüyorum en basitinden erkekler karısından boşanabilir dinimize göre ve bunun için erkegin ağzından çıkan 2 kelime yeterlidir,bunların dısında eşi ölen erkegin evlenmesinde bir sakınca yokken kadınlara evlilik kesinlikle yasaktır yanlıs mı biliyorum bunları din alimleri söylemekte:)…
…
…
alıntı..bu mesaja cevap verilmesi lazım diye düşündüğümden buraya aldım..
böyle düşünenlerde var..hemde sayıları çok fazla..
tabi biz burda biz bize olduğumuz için muhalif sesleri duyamıyoruz..
sakin sakin cevap verilmesi lazım..tabi ben gibi olamayanlar değil..7 Ocak 2011: 07:43 #783975Anonim
Bu filmi seneryoya dökenler maalesef ki Osmanlı Tarihinden bi haberler Zannediyorlarki Osmanlı Hanedanları yalnızca Padişahlar Halbuki Osmanlı Padişahları Padişahlıklarının yanısıra İslam Halifesidirler. Bu Filmle seneryo ya dökülenlere bakıldığında İslam Halifesi Hilafet makamı bir Padişaha yakışmayacak türde sahne ve içerikler var.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.