- Bu konu 4 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Ocak 2011: 07:25 #667150
Anonim
GÜNDEM SAİD NURSİ 08.01.2011
Dün vizyona giren, Bediüzzaman’ın hayatından kesitlerin anlatıldığı Hür Adam filmi vesilesi ile Said Nursî ve Nurculuk medyanın gündemine taşındı. Özellikle filmde kısaca yer verilen Said Nursî-Mustafa Kemal karşılaşması etrafında yapılan tartışmalar, yıllardır resmî tarihce yalanlanan ya da yok sayılan belgeleri ortaya çıkardı.
YAKIN TARİH SORGULAMASI HAYRA VESİLE OLACAK
Gazeteler Said Nursî ile yeni belge ve bilgileri ortaya çıkarmak için yarışırken, TV’lerde yapılan açık oturumlarda da konuşmacılar kendi bakış açılarından Nurculuk gerçeğini yorumlamaya çalışıyor. Film vesilesi ile gündeme gelen tartışmaların, neticeleri itibarıyla güzel olacağı, saklı tutulan yakın tarihimizin aydınlanacağı belirtiliyor.
SAİD NURSî-M. KEMAL GÖRÜŞMESİNİN ŞAHİTLERİ ANLATIYOR
Israrla yalanlanan Said Nursî’nin M. Kemal tarafından Ankara’ya çağrılması ve “Hoşgeldin” merasimi yapılması, ortaya çıkarılan yeni belge ve şahitlerle birlikte doğrulanmış oldu. 1. ve 2. Dönem Şebinkarahisar Milletvekili Ali Sürurî Beyin de Meclisteki Said Nursî-M. Kemal görüşmesine şahitlik ettiği, aralarındaki konuşmayı yakında kitaplaşacak hatıralarında kayda geçirdiği ortaya çıktı.
GÜNDEM SAİD NURSİ8 Ocak 2011: 08:31 #784043Anonim
bu noktada karşımıza çıkacak olan bazı unsurlar:
* said nursi’yi insanlara nasıl aktarıyorlar?
* said nursi öğretileri, insanin kalbine nasıl nakşediliyor?
* said nursi hakkında yanlış bilgiler, yargılar nasıl kırılabilir? bu yapılırken, nur talebeleri ne gibi bir akıl-vicdan yolu seçmeli?
* gittiğim salonda 3-4 başı açık bayan vardı. geriye kalan nur cemaatine bağlı insanlardı. burada sorulması gereken şu soru: tektipleştirilmiş mesaj algısı ne zaman bertaraf edilebilir ve insanlar said nursi’yi ne zaman gönül rahatlığıyla izleyebilir, o insana ve geliştirdiği yorumlara nasıl güzel bir yorum bırakabilir? zira ortada bir küfür dolaşıp durmakta.
* bu film, iyi bir yükseliş mi olacak? iyi bir çöküş mü?yükselmeyi alçak gönüllülük de bulmak gerek.
8 Ocak 2011: 09:00 #784045Anonim
said kurdi, nursi, bedi gibi bilumum sıfatlarla anılan $ahısın yapıp ettikleriyle ilgili olup, doktrinlerinin ne derecede bireye ı$ık tuttuğu, bazılarının sahiplenmesine rağmen, bazılarının “öteki”leştirdiği gerçeğinin asla unutulmadığı, külliyatıyla bireylere ne derece yol gösterdiği sübjektiflikten öteye geçemeyen dehlizin bir yansıması var.
bir sansür var. yeni asya grubuyla da ilişkili. said nursi’nin söylemleri, (kürt milliyetçiliği, rejim vs vs) gibi temalar her ne hikmetse o güruh içerisinde bir tartışmaya neden olmuş, sansürlenip sansürlenmeyeceği konusunda bir süre uzlaşma sağlanamamıştır…
sorulara cevap vermek ama soru sormamak. mustafa kemal atatürk için protest göndermeler yapmak, sonrasında yargılanmak ???
“ben bir manevi alemde, islam deccalini gördüm. yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. işte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(…) fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nuru iman ve kuran ışığıyla hakikati halâ göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.”
şualar 458-459, siracun nur 24“ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadisi şerifin ihbariyle kurânâ zararlı bir adam çıkacak demiştim.sonra mustafa kemalin o adam olduğunu zaman gösterdi.”
(emirdağ lahikası i/278,yirmiyedinci mektuptan sabık reis cumhura ve üç makama gönderilen istida)lozan muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki müslüman türkü protestan yapamayan ve milleti islam için pek zararlı olduğunu efâaliyle ispat eden ve hadis şerifin haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren mustafa kemale bir mahrem eserde din yıkıcı süfyanâ dediğimizi (…)
(emirdağ lahikası i,50,51yirmiyedinci mektuptan mahkemei kübraya şekva ve müdafaatın bir haşiyesi olan parçanın hülasasıdır, ayrıca müdafaalar, 226-227)yeni asya’nın kendisinin yazdıklarını sansürlediği iddia ediliyor. bu da sanırım kürt milliyetçiliğini ortadan kalkmak için sanırım, yanlış anlamaya meyil vermemek için. (en azından böyle düşünmekteyim)
said nursi, okunması elzem olan kişilerden birisidir. ama hangi açıdan? okunup, fikirleri, yorum gücü ve kendi talebelerine verdiği dersler üzerine bir fikir getirebilmek için. nihayetinde her kişinin fikri önemlidir. zira ortadan bir bireyden bahsediyoruz. yaptıklarına, ettiklerine değinmiyorum şu aşamada.
bir insanın beğenileri olabilir, sevmedikleri. yani ben said nursi’ye barikat öremem ki sen bunu seveceksin, ya da neden benim sevmediğimi sevmiyorsun. sadece, kişi bir fikir getirir. bu da gayet doğal. yalnız said nursi, kendisinin iradesi dışında vitrine konulmaktadır. toplumdaki çift kutuplu algının bir ucundadır. bunda fikirlerinin dışında kendisini yüceltenlerin de payı vardır.
islama hizmet etmiş insanlara bakıldığında karşımıza çıkan unsurlardan bazıları, onların erdemli ve kılıç gibi ruha sahip oluşu, ilmi bilgileridir. said nursi de, ömründe dört duvar arasına girmiş, fikir sansürlerine maruz kalmış birisi. kendisi eleştirilebilir, sorgulanabilir, fikirleri üzerinden yorum getirilebilir. vendetta’da diyordu ya, bu maskenin altında etten daha fazlası var.
“biz hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. kapıcıya tembih edeceğiz; bizi çağırınız. mezarımızdan ‘henîen leküm’ (size âfiyet olsun, vücudunuza yarasın) sadasını işiteceksiniz.” (münazarat, s. 88)
“üçüncü “eddai”de geçen ‘altmış dokuz’ ibaresi4 üstad hazretlerinin ikinci mezar yeri olan isparta mezarlığından, bilinmeyen bir yere defnedildiği tarih olan 1969 yılına işaret etmektedir. bu hususta hatıralarını anlatan mustafa bestil (minareci) ağabey: “biz bu kabri 9,5 sene sonra bulmuştuk. 1969’da.. üstad’ın yüzünde hiçbir bozulma yoktu; yalnız bir yerine ilâç dökmüşler, belli oluyordu. burada bir şey daha var ki: sözler’deki eddai şiirinde, ‘yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde / said’den yetmiş dokuz emvat ba-asam alama. / sekseninci olmuştur, mezara bir mezar taş’ diyor üstad hazretleri… üstadın hicrî takvime göre vefat tarihi 1379’dur, ona işaret var. şuâlar’daki ‘eddai’ şirinde ise, ‘yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde / said’den altmış dokuz emvat ba-asam alama / yetmişinci olmuştur, mezara bir taşı’ demektedir üstad hazretleri… mezarının bulunduğu milâdî 1969 senesine işaret etmektedir. aradaki on sene fark bunu gösteriyor.” (ağabeyler anlatıyor, s. 213)
“medrese-i nuriye’nin tam çalışkan kahramanlarından marangoz ahmed’in benim için sava’nın davraz dağı’nda berzahî ve uhrevî bir menzil, bir mezar düşünmesi ve yazması beni çok sevindirdi ve hazinane ağlattırdı.” (emirdağ lahikası, s. 298)
8 Ocak 2011: 09:46 #784053Anonim
@etfal-i metruke 230608 wrote:
said kurdi, nursi, bedi gibi bilumum sıfatlarla anılan $ahısın yapıp ettikleriyle ilgili olup, doktrinlerinin ne derecede bireye ı$ık tuttuğu, bazılarının sahiplenmesine rağmen, bazılarının “öteki”leştirdiği gerçeğinin asla unutulmadığı, külliyatıyla bireylere ne derece yol gösterdiği sübjektiflikten öteye geçemeyen dehlizin bir yansıması var.
bir sansür var. yeni asya grubuyla da ilişkili. said nursi’nin söylemleri, (kürt milliyetçiliği, rejim vs vs) gibi temalar her ne hikmetse o güruh içerisinde bir tartışmaya neden olmuş, sansürlenip sansürlenmeyeceği konusunda bir süre uzlaşma sağlanamamıştır…
sorulara cevap vermek ama soru sormamak. mustafa kemal atatürk için protest göndermeler yapmak, sonrasında yargılanmak ???
“ben bir manevi alemde, islam deccalini gördüm. yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. işte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(…) fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nuru iman ve kuran ışığıyla hakikati halâ göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.”
şualar 458-459, siracun nur 24“ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadisi şerifin ihbariyle kurânâ zararlı bir adam çıkacak demiştim.sonra mustafa kemalin o adam olduğunu zaman gösterdi.”
(emirdağ lahikası i/278,yirmiyedinci mektuptan sabık reis cumhura ve üç makama gönderilen istida)lozan muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki müslüman türkü protestan yapamayan ve milleti islam için pek zararlı olduğunu efâaliyle ispat eden ve hadis şerifin haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren mustafa kemale bir mahrem eserde din yıkıcı süfyanâ dediğimizi (…)
(emirdağ lahikası i,50,51yirmiyedinci mektuptan mahkemei kübraya şekva ve müdafaatın bir haşiyesi olan parçanın hülasasıdır, ayrıca müdafaalar, 226-227)yeni asya’nın kendisinin yazdıklarını sansürlediği iddia ediliyor. bu da sanırım kürt milliyetçiliğini ortadan kalkmak için sanırım, yanlış anlamaya meyil vermemek için. (en azından böyle düşünmekteyim)
said nursi, okunması elzem olan kişilerden birisidir. ama hangi açıdan? okunup, fikirleri, yorum gücü ve kendi talebelerine verdiği dersler üzerine bir fikir getirebilmek için. nihayetinde her kişinin fikri önemlidir. zira ortadan bir bireyden bahsediyoruz. yaptıklarına, ettiklerine değinmiyorum şu aşamada.
bir insanın beğenileri olabilir, sevmedikleri. yani ben said nursi’ye barikat öremem ki sen bunu seveceksin, ya da neden benim sevmediğimi sevmiyorsun. sadece, kişi bir fikir getirir. bu da gayet doğal. yalnız said nursi, kendisinin iradesi dışında vitrine konulmaktadır. toplumdaki çift kutuplu algının bir ucundadır. bunda fikirlerinin dışında kendisini yüceltenlerin de payı vardır.
islama hizmet etmiş insanlara bakıldığında karşımıza çıkan unsurlardan bazıları, onların erdemli ve kılıç gibi ruha sahip oluşu, ilmi bilgileridir. said nursi de, ömründe dört duvar arasına girmiş, fikir sansürlerine maruz kalmış birisi. kendisi eleştirilebilir, sorgulanabilir, fikirleri üzerinden yorum getirilebilir. vendetta’da diyordu ya, bu maskenin altında etten daha fazlası var.
“biz hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. kapıcıya tembih edeceğiz; bizi çağırınız. mezarımızdan ‘henîen leküm’ (size âfiyet olsun, vücudunuza yarasın) sadasını işiteceksiniz.” (münazarat, s. 88)
“üçüncü “eddai”de geçen ‘altmış dokuz’ ibaresi4 üstad hazretlerinin ikinci mezar yeri olan isparta mezarlığından, bilinmeyen bir yere defnedildiği tarih olan 1969 yılına işaret etmektedir. bu hususta hatıralarını anlatan mustafa bestil (minareci) ağabey: “biz bu kabri 9,5 sene sonra bulmuştuk. 1969’da.. üstad’ın yüzünde hiçbir bozulma yoktu; yalnız bir yerine ilâç dökmüşler, belli oluyordu. burada bir şey daha var ki: sözler’deki eddai şiirinde, ‘yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde / said’den yetmiş dokuz emvat ba-asam alama. / sekseninci olmuştur, mezara bir mezar taş’ diyor üstad hazretleri… üstadın hicrî takvime göre vefat tarihi 1379’dur, ona işaret var. şuâlar’daki ‘eddai’ şirinde ise, ‘yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde / said’den altmış dokuz emvat ba-asam alama / yetmişinci olmuştur, mezara bir taşı’ demektedir üstad hazretleri… mezarının bulunduğu milâdî 1969 senesine işaret etmektedir. aradaki on sene fark bunu gösteriyor.” (ağabeyler anlatıyor, s. 213)
“medrese-i nuriye’nin tam çalışkan kahramanlarından marangoz ahmed’in benim için sava’nın davraz dağı’nda berzahî ve uhrevî bir menzil, bir mezar düşünmesi ve yazması beni çok sevindirdi ve hazinane ağlattırdı.” (emirdağ lahikası, s. 298)
hmmmm…simdi bundan ne anlamamız gerekio..ben imalardan hic anlamamda direk soyesin ne dmk istediinizi abiii
8 Ocak 2011: 09:50 #784056Anonim
imalardan, üstü kapalı, ve derin manalar konusunda benim burada yazmaya çalıştıklarım, risale-i nur’un yanında zerre su tanesi olamaz. siz nasıl okuyorsanız, ben de öyle yazıyorum. bu konuda “mana” derinliği sübjektifliktir.
8 Ocak 2011: 09:53 #784057Anonim
@etfal-i metruke 230623 wrote:
imalardan, üstü kapalı, ve derin manalar konusunda benim burada yazmaya çalıştıklarım, risale-i nur’un yanında zerre su tanesi olamaz. siz nasıl okuyorsanız, ben de öyle yazıyorum. bu konuda “mana” derinliği sübjektifliktir.
cık..gene anlamadımmm
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.