- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Ocak 2011: 14:30 #667155
ABDULLAH
ilimsiz amel….
Günümüz insanı; her an yazılı,sözlü,görsel bilgilendirme karşısında öğrenme halindedir.
Doğru-Yanlış demeden bir sürü bilgi insan beynine kayıtlanmaktadır..
İnsan ise kendisi için faydalı olanı seçmek ve o bilgilerle kurulmuş bir hayatı yaşamak durumundadır.Müslümanın bu öğrenme sürecinde kendine has bir öğrenme ve bilgi edinme durumu vardır.
Müslüman Rastgele bilgiye açık değildir. Bilgileri edinirken öncelikleri vardır.
Bu önceliği Rabbimiz tayin etmekte ,
emir buyurduğu nizamı önce bilmek ve sonra yaşamak vazifesini insan için
farz kılmaktadır.Bizler Kulluk vazifemizi yaparken ibadetlerimizi yerine getirmeye çalışırız.
genellikle bu ibadetleri taklid yoluyla yaparız. mükellefiyetlerimizi yapmamız bizden istendiğinde
çok zaman önce uygulamaya gayret ederiz..uygulama için lazım olan ilmi öğrenmeyi hiç düşünmeyiz.
Çok zaman ibadetleri yapabilmek için lazım olan ilimlerden mahrum kalırız.Aslında farz olan öncelikle bu farzları yapabilme yolunu öğrenmedir.
Örneğin
Hangi sözle dine girilir hangi söz ile çıkılır bunları bilmek bir müslümana farzdır.
Bizler kelime-i şehadeti biliriz ama neler dinden çıkaraır pek bilmeyiz.
Bizler bir ömür namaz kılarken itikadi bir yanlış yüzünden belki de müslüman bile olamayabiliriz.
Abdest alabilmek, necaset ve taharetten korunabilmek ve
Namaz kılabilmek için fıhkı,ilmihali bilmek farzdır.
Zekat verebilmek için zenginlik fakirlik miktarını bilmek farzdır.
Oruç tutabilmek için vaktini,bozanlarını,bozmayanlarını bilmeliyiz.
Kuranın emirlerini anlayabilmek ve namazda kıraat için, yeterli miktar
Kur’an âyetlerini düzgün olarak öğrenmek ve ezberlemek için Kur’an eğitimi almalıyız.
Bir kadının, âdet ve hastalık, doğum–loğusalık gibi hallerle ilgili bilgileri öğrenmesi farzdır.
Âilesini geçindirmek zorunda olan kimsenin rızkını helâlinden kazanması farzdır.
İşine ve kazancına haram karıştırmamak da farzdır.
Hac yaparken nelerle mes’uluz bunları bilmekte farzdır.
Maddi imkânı olan ve evlenmek isteyen kimsenin,
nikâhın şartlarını öğrenmesi ve nikâhı düşüren şeyleri bilmesi farzdır.
Eşini boşayan bir erkeğin, boşadığı kadına karşı nasıl davranacağını
ve onun haklarının ne olduğunu bilmesi farzdır.Kulluk yaşantısında vazifelerimizi bilerek yapmakla
tahmini devam etmenin aynı neticeleri doğuracağını beklemek hayaldir.
bu sebepledir ki Rabbimiz
هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
zümer-9
buyurmuştur.Tüm bu ibadeti yapabilme yollarını yani islami ilimleri kafi ölçülerde bildikten sonra imanı taklitten
tahkike ulaştırabilmek için nefsi arazlarla uğraşmak gerekir.ilimler, sadece farzların edinilmesi ve işlenmesi ile ilgili konular değildir.
İbadetleri insan denilen nefs ve kalp taşıyan bir canlı yapacağına göre
kalbi ilimleri öğrenmekte gerekir.
Kalpte meydana gelen ve kalple işlenen bir çok büyük günah vardır ki,
onları bilmek ve kalbi onlardan temizlemek de farzdır.Örneğin “şirk, riya, kibir, ucup, haset, aşırı dünya sevgisi, cimrilik, tamah,
insanları küçümseme” gibi hastalıklar vardır. insan bu ilimleri ihmal eder, yeterince öğrenmez.
Hatta bunları öğrenmenin farz olduğunu çoğumuz bilmiyoruz. Onun için çok kimse, namazın zahirî bütün
farz ve edeplerini öğrendiği halde, kalbimizle ilgili farzlardan olan huşu ve huzuru hiç önemsemeyiz.
Yine, namazın sevap ve faziletini gideren “gösteriş, amelini beğenme, gaflet” gibi manevi hastalıklara
hiç aldırış etmeyiz. Onları tedavi yoluna gitmeyiz.İhlası öğrenmek, ucbu, hasedi ve riyayı bilmek farz–ı ayndır.
“Kibir, cimrilik, kin, hile, garaz, düşmanlık, tamah, böbürlenme, hıyânet, yağcılık,
hak söze karşı kibretmek, kalb katılığı, uzun emelli” olmak gibi kötü huylar da aynı hükümdedir.insanın kalbi rahatsızlıkları ve çözümünü bilmesi ve tedavi edip kalbinden gidermesi farz–ı ayndır.
Bu da ancak, onların ne olduğunu, sebeplerini, alâmetlerini ve tedavi yollarını bilmekle mümkün olur.Çok müslüman kardeşimiz iç dünyasında birçok problemle kulluk yapmaya çalıştığından bu hastalıkları tanımadığından ve tedavi edemediğinden kulluğundan memnun olamamaktadır.
Memnun olunmayan kulluktan memnuniyet beklemekte hayal olmaktadır.
En azından yeni ibadetlere nefsinde ve bedeninde şevk bulamamaktadır.Günümüzde biz müslümanlar önce akaid dediğimiz güzel Allahımızla yaptığımız Rab- kul arasındaki
sözleşme ilmini
daha sonra fıkıh dediğimiz hal ilmini
daha sonra islam tarihini ve Rasülüllah,ın s.a.v hayatı olan siyer-i nebiyi çok iyi bilmemiz gerekir.
Kuranı en az kelime manası verecek kadar okuyabilmeli ve anlayabilmeliyiz…..
vaktimizi çok iyi değerlendirmeli.. her tanınan saniyeyi ,dolu dolu yaşamalıyız.
Eğer bu halde değilsek,
Allah korusun Yarın ahirette bir çok ibadetin aslında boşa gittiğini görebiliriz.
İlimsiz yapılan ibadetlerdeki aksaklıkların birçok ibadeti aslında iptal ettiğini görünce çok üzülürüz..
Bu gerçeği çok iyi bilen Güllerin efendisi s.a.v efendimizin şu sözü çok manidardır.
“Âlimin uykusu câhilin ibadetinden hayırlıdır.”Basit bir elektrikli ev aletini bile kullanma klavuzunu okumadan kullanmayan insanın
ahiretine, tahminlerine ve taklitlere göre oluşturduğu bir din görüşüyle ulaşmaya çalışması
hayrete şayan bir haldir.Rabbim ibadetlerimizi usulune uygun bilerek yapılmış ve kabul buyurulmuş ibadetlerden eylesin..
her an ilimle meşgul olmayı kulluğumuzu en güzel şekilde yapabilmeyi nasip etsinHepinizi Bizleri seçip Dinini emanet eden,
Bizi seven ve kendisini sevdiren,
gönüllerimizi imanla süsleyen
Güzeller güzeli Muhammed mustafamıza s.a.v ümmet edenSevgili Allahımıza cc Emanet Ediyorum….
alinti
8 Ocak 2011: 14:33 #784101Anonim
“İnsanlar helâk oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu, ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.“
allah razı olsun kardeşim değerli paylaşımınız için….
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.