• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #667231
    Anonim

      Metin Said Serdengeçti
      irfanmektebi

      Zaman öyle bir cendereye girmişti ki, yüzyıllardır peygamberler ümmetlerine onun tarifini yapa gelmişlerdi. Ahir zaman peygamberi, o zamanı “İmanı muhafaza etmek, çıplak elde kor ateşi tutmaktan zor.” diye tarif ediyordu. Rahmeti gazabını sebkat etmişti Rabbimizin. Her asra imdad ettiği gibi bu asra da imdadını Nur Risâleleri şeklinde göndermişti.

      Mehmet Akif’in:

      “Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?
      Mahşerde mi biçarelerin, yoksa felâhı!
      Nur istiyoruz… Sen bize yangın veriyorsun!
      ‘Yandık!’ diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun!” serzenişine bedel Hasan Feyzi (Rahmetullahi Aleyh),

      “Geliyor şu karşıdan gerçi bir zulmet,
      Fakat sensin bugün atâ-yı rahmet…
      Boğacaksın onu nurunla elbet
      Ey bir rahmet-i âlem Risâlet-ün-Nur!” diye Nur’u müjdeliyordu.




      KALEMLE NURLARA HİZMET
      VE SADAKATLA TALEBESİ OLMANIN
      İKİ MÜHİM NETİCESİ VARDIR


      Risâle-i Nur’un bir vazifesi de, huruf-u Kur’âniyeyi muhafaza idi. O harfleri muhafaza edenlerin imanlarını dahi muhafaza ediyordu.

      “Kalemle Nurlara hizmet ve sadakatla talebesi olmanın iki mühim neticesi vardır:

      1- Âyât-ı Kur’âniyenin işaretiyle, imanla kabre girmektir.
      2- Bütün şakirdlerin manevî kazançlarına, Nur dairesindeki şirket-i manevîye sırrıyla, umum onların hasenatlarına hissedar olmaktır.”

      “Hatib Mehmed (Rahmetullahi Aleyh) namında ciddî bir ihtiyar talebe, İhtiyarlar Risâlesi’ni yazıyordu. Tâ Onbirinci Reca’nın âhirlerinde ve merhum Abdurrahman’ın vefatının tam mukabilinde, kalemi “Lâ ilahe illâ hû” yazıp ve lisanı dahi “Lâ ilahe illallah” diyerek hüsn-ü hâtimenin hâtemiyle sahife-i hayatını mühürleyip, Risâletü’n-Nur talebelerinin imanla kabre gireceklerine dair olan işarî beşaret-i Kur’âniyeyi vefatıyla imza etmiş”ti.

      “Risâle-i Nur’un bir şehid kahramanı olan merhum Hâfız Ali (Rahmetullahi Aleyh), hapiste Meyve Risâlesi’ni kemal-i aşkla yazarken ve okurken vefat edip kabirde melaike-i suale mahkemedeki gibi Meyve hakîkatleri ile cevab ver”mişti.

      İnsanı bu asrın dehşetinden ancak şehid olmak kurtarabilirdi. Dâhilde mücahede ancak manevî mücahede suretinde olabilmesi sırrınca, şehidlik de ancak ilim talebesi olmakla mümkündü(r). Zira “Vefat eden ve ilm-i Sarf ve Nahiv okuyan bir talebenin kabrinde, Münker Nekir’e nasıl cevab verecek diye murakabe etmiş ve müşahede edip işitmiş ki: Melek-i sual ondan sordu: ‘Men Rabbüke. Senin rabbin kimdir?’ dediği zaman o Nahiv dersiyle iştigal ederken vefat eden talebe, o meleğin cevabında demiş: ‘Men mübtedadır, Rabbüke onun haberidir.’ Nahiv ilmince cevab vermiş, kendini medresede zannetmiş.”

      Hem sel gibi akan belalara karşı ferdi çalışmalar kifayet eder gözükmemektedir. Global dünyanın her alanında şirketleşmeler olduğu gibi, manevîyatın muhafazasında da çok ve günahsız dualara ihtiyaç bulunmaktadır. İşte Risâle-i Nur’un yazısını yazmakla o netice hasıl olmaktadır.

      “Bid’aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyeye ve hakîkat-ı Kur’âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.” müjde-i peygamberîye bazı talebeler, “Hadiste ‘âlim’ tabiri var, bir kısmımız yalnız kâtibiz.” diyecekler; cevaben, “Bir sene bu Risâleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakîkatlı bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risâle-i Nur şakirdlerinin bir şahs-ı manevîsi var, şübhesiz o şahs-ı manevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise, o şahs-ı manevînin parmaklarıdır. Kendi nokta-i nazarımda liyakatsız olduğum halde, haydi hüsn-ü zannınıza binaen bu fakire bir üstadlık ve tebeiyet noktasında bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanmışsınız. Ben ümmi ve kalemsiz olduğum için, sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır, hadîste gösterilen ecri alırsınız.” denilecekti.
      #784313
      Anonim

        Sizin kalemleriniz ise, o şahs-ı manevînin parmaklarıdır. sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır, hadîste gösterilen ecri alırsınız.” denilecekti.
        İnşallah

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.