- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
17 Ocak 2011: 14:08 #667301
Anonim
Bilgi güzeldir. Daha da güzeli, bilginin hayata ve uygulamaya dönüşmesidir. Kur’an-ı Kerim’de, pek çok yerde “iman eden ve salih amel işleyenler için cennetler vardır” (1) denilmesi düşündürücüdür. Bu ayetlerde, sadece imanın yeterli olmadığına; iyi amellerin bu imanı süslemesi gerektiğine işaret vardır. İman, bir iddiadır, ameller bunun ispatıdır. Amelsiz iman, meyvesiz ağaç gibidir.
Yahudiler hakkında şu İlahi tespit, ne kadar anlamlıdır! “Kendilerine Tevrat verilip de, sonra ona göre yaşamayanların hali, kitap yüklü merkebin haline benzer.” (2) Kıymetli kitapları taşıyan merkep, sırf bunları taşımakla bir değer kazanmadığı gibi, bilgisini amele dönüştüremeyenler de, bilgi hamallığından kurtulamazlar. Kur’an-ı Kerim, bu konuda şu hatırlatmaları yapar:
“Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emreder de, kendi nefsinizi unutur musunuz?” (3)
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” (4)
Söylediğini uygulamayanların sözleri, sahte mermiler gibi etkisizdir. Söze tesir kazandıran,uygulamadır.
Toplumumuzda yaşanan sıkıntıların önemli bir sebebi, bilginin teoriden pratiğe dönüşmemesidir. Geleceğin bilgi toplumunu, bilgisini tatbik edenler kuracaktır.
Kaynaklar:
1. Mesela, Bakara, 25, 82, 277; Nisa, 57; Hud 23; Kehf, 2…
2. Cum’a, 5.
3. Bakara, 44.
4. Saff, 2.S.İslamıyet
17 Ocak 2011: 14:12 #784466Anonim
Bir kimsenin ilmihal bilgileri edinmesi farz mıdır?
Sorunun cevabına geçmeden önce, İslâm ilmihalinde hangi konuların yer aldığına bakmak gerekecektir.Bilindiği gibi, bugün mevcut ilmihallerde belli başlı şu konulara ağırlık verilir: İmanın ve İslâmın şartları, ibadetler, helâl ve haram olan şeyler…
Zaten “ilmihal”, hal ilmi, hayat ilmi, İslâmı yaşama ilmi demektir. İslâmiyet de ancak bilerek, öğrenerek yaşanır. Öğrenmek için de dinî bilgilerin toplu halde bulunduğu bir kitabı okumak gerekecektir ki, bu ihtiyacı büyük ölçüde ilmihal karşılar.
İlmihal bilgisinin temelini Peygamber Efendimizin (a.s.m.) şu hadis-i şerifi teşkil eder:
“İlim tahsil etmek her Müslümanın üzerine farzdır.” (İbn-i Mace, Mukaddime:17 )
Reyzâvî, “Hadisteki ilimden maksat, Kâinatın Yaratıcısını tanımak, Onun birliğini ve Resulullahın (a.s.m.) peygamberliğini bilmek; namazın nasıl ve ne gibi hükümler çerçevesinde kılınacağına dair bilgileri öğrenmektir.” der.
Beyhakî, “Hadisteki bilgiden maksat, erginlik çağına ermiş aklı başında bir Müslümanın normal olarak bilmesi beklenen ve bilmemesi düşünülemeyen genel dinî bilgilerdir.” buyurur.
Bazı âlimler de meseleyi şöyle değerlendirmişlerdir:
“Helâl ve haramla, İslâmın şartları ve itikatla alakalı bilgileri öğrenmek farzdır. Ayrıca hadisden, insanların faydasına olan her ilmi öğrenmek kasdedilmiş olabilir. Çünkü Müslümanların ihtiyacını karşılayabilecek ilimleri öğremek bütün Müslümanlara farz-ı kifayedir. İçlerinden bazıları öğrenirse, bu mes’uliyet kalkmış olur.”
Evet, bu izahlarda da görüleceği gibi, ilmihallerde yer alan bilgiler, gerek itikatta, gerekse ibadet ve günlük hayatta her Müslümanın bilmesi gereken konulardır.
Oruç, zekât ve hac için de aynı hususlar geçerlidir. Bu ibadetleri yapabilmek için konuyla ilgili malumatı elde etmek gerekir.
Helâl ve haramla ilgili konular için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Günlük hayatta neyin helâl, neyin haram olduğunu bilmeden İslâmî bir hayatın yaşanamayacağı âşikârdır. Bunları öğrenmek ise farzdır.
Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular
S.İslamiyet
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.