- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Ocak 2011: 09:31 #667832
Anonim
Maşaallah!
Maşaallah,günlük hayatta en sık duyduğumuz kelimelerden birisidir. “Allah nazardan, kem gözlerden korusun” diye, sünnet olan çocukların parlak saten işlemeli giysilerine, şapkalarına yazılır. Kimi zaman bir kapının üzerinde, kimi zaman da bir kamyonun ya da otomobilin camında çıkar karşımıza. Annelerin ninnilerine girmiştir. Bazen de zarif bir levhada duvarları süsler Maşaallah.
Müslüman toplumların, özellikle Türk halkının sosyal ve kültürel hayatında çok renkli, bir o kadar da ilginç hikayesi vardır Maşaallah kelimesinin.
Arapça bir kelime olan “Maşaallah’ın aslı, Allah’ın dilediği şey veya Allah’ın dilemesi” anlamına gelen Mâ-şâ-Allah’tır. Günlük hayatta “Allah nazardan esirgesin,saklasın”, “Ne güzel” derken kullanılan Maşaallah, hayret ve memnunluk da ifade eder. Hadislerde nazara karşı “Maşaallah, Barekallah” veya “Maşaallah la kuvvete illa billah” denilmesi gerektiği belirtilir. Bu tavsiyeler neticesinde dilimize yerleşen Maşaallah, vazgeçilmez bir gelenek halinde doğumdan ölüme kadar hayatın her karesinde varlığını hissettirmiştir. Eskiler sık sık “Nazarı değen kimse, beğendiği bir şeyi görünce, Maşaallah demeli, ondan sonra hayranlığını dile getirmeli.” tembihinde bulunurlardı.
Maşaallah’ın, sosyal ve kültürel hayatımızdaki yerini yabancıların gözüyle anlatan ilginç hikayeler de vardır. Rivayet edilir ki bir İngiliz sigorta şirketi, Osmanlı’nın son döneminde araştırma yapmak ve müşteri potansiyelini tespit etmek üzere elemanlarını İstanbul’a gönderir. İngiltere’ye dönen sigorta görevlileri, yönetime şu raporu verir:
“İstanbul’da öyle bir sigorta firması ve şirketi var ki rekabet etmemiz mümkün değil. Bütün evlerin üzerinde levhasını asmış. Şirketin adı da Maşaallah!”26 Ocak 2011: 09:32 #784890Anonim
SİGORTA
İngiliz Büyükelçisi, eski Türk evlerinin dış duvarlarına asılan “Ya Hafiz” (Muhafaza Eden Rabbimiz) levhalarını görünce dayanamamış ve Keçecizade Fuad Paşaya bunların ne olduğunu sormuş.
Fuad Paşa İngiliz’in tam anlayacağı dille cevap vermiş.
[FONT=verdana,sans-serif]– O gördükleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.[/FONT]* * * * * * * * * * * *
SIR
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
– Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş.
Vezir:
– Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
– İyi, ben de bilirim.* * * * * * * * * * * *
YÜZÜK
Sultan III. Ahmed Han kendisine hediye edilen çok kıymetli zümrüt yüzüğü, bir gün, divan toplantısında vezirlere göstererek:
-’Acaba bundan daha kıymetlisi var mıdır?’ diye sordu. Hazirûn(orada bulunanlar):
-’Hayır Efendim, sıhhat ve afiyetle takınız. Bundan daha değerli bir şey olamaz’cevabını verdikleri halde yalnız Nevşehirli İbrahim Paşa itiraz etti:
-’Bundan daha kıymetli şey vardır padişahım!’ dedi. Padişah beklemediği cevap karşısında sordu:
-’Nedir?’
-’O yüzüğün takıldığı parmak Efendim’ diye cevap verdi. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.