Üstad Bediüzzaman’ın kardeşi Abdülmecid’in (bk. Abdülmecid maddesi) oğludur. Yüksek tahsilini sürdürürken vefat eden Fuad’ın 1944 yılı kış mevsiminde vefat haberini alan babası, “Fuadiye” adını verdiği eserinde acısını şöyle kaleme dökmüştü:
Ey mezarcı! Göm beni de şu Fuad’ın kabrine
Firkatın dayanmaz vallahi asla kahrine.
Katılsın zerratımız, alem-i berzahta keza,
Sarılsın birbiriyle ruhlar, ilayevmi’l-ceza.
Ey mezarcı! Cebeci’de bana da kaz bir mezar,
Olalım ünlü Fuad’ın komşusu leyl ü nehar.
Risale-i Nur’un yayılması için çok büyük hizmet ettiği, hem de vefat ettiği hususları Üstad Bediüzzaman’ın şu ifadelerinde yer almaktadır:
“Bu hazin kışta ve elîm bir vaziyetimde gayet elîm iki vefat haberini aldım. Biri, hem âli mekteplerde birinciliği kazanan, hem Risale-i Nur’un hakikatlerini neşreden biraderzâdem merhum Fuad, ikincisi; hacca gidip sekerat içinde tavaf ederken, tavaf içinde vefat eden Âlime Hânım namındaki merhume hemşirem. Bu iki akrabamın ölümleri, İhtiyar Risalesinde yazılan merhum Abdurrahman’ın vefatı gibi beni ağlatırken, imanın nuruyla o mâsum Fuad, o saliha Hânım (Bediüzzaman’ın kızkardeşidir. Ayrıntılı bilgi için “Âlime Hânım” maddesine bakınız) insanlar yerinde meleklere, hûrilere arkadaş olduklarını ve bu dünyanın tehlike ve günahlarından kurtulduklarını mânen, kalben gördüm. O şiddetli hüzün yerinde büyük bir sevinç hissedip hem onları, hem Fuad’ın pederi kardeşim Abdülmecid’i, hem kendimi tebrik ederek Erhamürrahimîne teşekkür ettim. Bu iki merhumeye rahmet duası niyetiyle buraya yazıldı, kaydedildi.”