Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde Hizb-i Nuriye, Hizbü’n-Nuriye, Hizbü’l-Ekber-i Nurî, Hizbü’l-Ekber-i Nuriye, Virdü’l-Ekber, Hizbu’l-Virdi’l-Ekber ve Virdü’l-Ekber-i Nuriye isimleriyle geçer. Bediüzzaman bu eser hakkında “Risale-i Nur’un menbaı, Risale-i Nur’un Zülfikar’ı” gibi ifadeler kullanır.
Hizbü’l-Ekber ile ilgili kaynaklarda aktarılan bilgilere göre Âyetü’l-Kübrâ risâlesiyle yaklaşık aynı zamanda yazılmıştır. Kainatın bütün âlemlerini sayarak, ekseriyetle Ayet-ül-Kübrâ’daki hakikatlerin aynısını açıklayan bu eser, veciz bir Arapça üslûb ile yazıldığından, kâinatı tefekkür için güzel bir kaynak olarak gösterilmektedir.
Bediüzzaman, Eski Said’in Yeni Said’e inkılâp ettiği zamandan itibaren, tefekkür mesleğinde gittiği için “Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlıdır” meâlindeki hadis-i şerifin sırrını aradığını, her bir-iki senede o sırrın sûret değiştirerek ya Arapça veya Türkçe bir risâleyi netice verdiğini söyler. Arapça telif edilen Katre Risalesinden, tâ Âyetü’l—Kübrâ Risalesine kadar, o hakikatın devam edip suretler değiştirdiğini ve en son olarak Hizbü’l-Ekber-i Nuriye sûretine girdiğini ifade eder.