• Bu konu 7 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Yazar
    Yazılar
  • #669394
    Anonim

      Selamun Aleykum Aziz Müslümanlar;

      Akşam üstü Forumumuzun bu ayki hatimlerin duasını yaptırmak üzere;Erzurumda tarikat ehli (kalp gözü açık ) çok mubarek bir hocamı aradım;Medrese ilmiyle yoğrulmuş ,memlekete bir çok talebe yetiştirip icazet veren bir hocamız;

      Benimde manevi hayatımda yeri ve önemi çok büyük olan bu hocam’dan hatim duamızı yapmasını rica ettim bu gece;

      Allah (c.c.) razı olsun kendisinden ve talabelerinden ricamızı kırmadılar sağolsunlar;;

      Hemen konuya girdi hocamız..Evladım sana bir sorum olacak;buyur hocam?

      ZÜLFİKAR RİSALESİ HAKKINDA BİR BİLGİN VAR MI ?

      Hocam hz Ali’nin kılıcımı zülfikar;

      Hayır ..bu başka bir konudur..üstad bu konuyu çok güzel işlemiştir dediler..öğren ve haftaya görüşelim dediler..bu konuya ihtiyacınız var kanısındayım..;

      Açık söylemek gerekirse ZÜLFİKAR RİSALESİ HAKKINDA BİR BİLGİM YOKTU BUGÜNE KADAR;

      bende foruma siz kıymetli kardeşlerime getirmeyi düşündüm ;hocamızın bana sorduğu soruyu aynen bende buraya naklediyorum;

      ZÜLFİKAR RİSALESİ NEYİ ANLATIR….bende bu konuyu merakla bekliyorum öğrenmek için..

      #786806
      Anonim

        Zülfikar

        Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde Zülfikâr-ı Mucizat, Zülfikar Mecmuası, Zülfikar-ı Mucizât-ı Kur’âniye Mecmuası gibi isimlerle anılır. Pek çok yerde ise Asâ-yı Mûsâ isimli risaleyle zikredilir ve her iki risalenin iman hakikatlerini ispat konusundaki önemi zikredilir.

        Başta Kur’an-ı Kerim’in pek çok açıdan mu’cize oluşunun ele alındığı 25. Söz ve Hz. Peygamber’in (a.s.m.) peygamberliğini ispat eden 19. Mektup risaleleri olmak üzere, aynı çerçevede Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde yer alan bölümlerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Üstad Bediüzzaman bu eserinin başında, özellikle hâfızlar ve hocaların Zülfikar’a şiddetle muhtaç olduğunu ifade eder.

        Bediüzzaman Said Nursî bu eserini 1951 yılında Papa’ya göndermiş ve Vatikan’dan 22 Şubat 1951 tarihli teşekkür yazısı gelmiştir. Bunun dışında Almanya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra çok sayıda İslâm ülkesine gönderilmiştir.

        #786807
        Anonim

          aleykümselam tebliğ kardeşim Allah c c sizden razı olsun. muhterem hocanızada saygı ve slm iletin…

          tebliğ kardeşim bende kısa bir araştırma yaptım nette, bu bilgiye ulaştım bilen kardeşlerimiz bizide aydınlatsınlar inş..

          Üstad’ın övgülerle bahsettiği Zülfikar Risalesi latin harfleriyle basılmış mıdır? Ulaşabileceğimiz bir kaynak gösterebilir misiniz?

          : Sorularla Risale,

          Zülfikar Risalesi’nin baş kısmında şu yazı mevcuttur:

          “Bu mecmua üç makam ve bir hatimedir. Birinci Makamı: On Dokuzuncu Mektup, Mucizat-ı Ahmediye Risalesi ve Zeyilleri. İkinci Makamı: Onuncu Söz, Haşir Risalesi ve Zeyilleri. Üçüncü Makamı: Yirmi Beşinci Söz, Mucizat-ı Kur’aniye Risalesi ve Zeyilleri. Hatimesinde Hizbi’ Nuriye ile Risale-i Nur hakkında bir mektup vardır.”

          Bu eser Osmanlıca olarak telif edilmiş. Bunun Türkçesi On Dokuzuncu Mektup, Yirmi Beşinci Söz ve Onuncu Söz olarak zaten külliyatta mevcuttur. Yalnız son kısımdaki bölümler Türkçe’ye çevrilmemiş. Geri kalan kısımlar belirttiğimiz gibi latin harfleriye basılmış durumda. Zülfikar adı altında Türkçe’ye çevrilmediğini biliyoruz.

          Osmanlıcası Envar Neşriyat ve Sözler Yayınevi’nden temin edilebilir.

          #786808
          Anonim

            HÜSEYNİ BAŞKANIMIN YAZISI….

            Zülfikâr Nedir, Nelerden Bahseder, Hangi Risaleleri İçerir?

            Eskişehir’den Süleyman Akın: “Bediüzzaman’ın risâlelerinden Zülfikâr’ı tanıtır mısınız? Neden Zülfikâr denmiştir? Nelerden bahseder?”

            Zülfikâr, Arapça’da “zû” edatı ile “fakara” fiilinden türemiş bir isim olan “fikar”ın birleşmesinden meydana gelmiş bir kelimedir. “Fakara” deldi, kesti, kazdı, kırdı demektir. Zülfikâr delen, kesen, kıran, delici, biçip geçen mânâlarına gelir. İslâm tarihinde ise Zülfikâr Peygamber Efendimiz’in (asm) Hazret-i Ali’ye (ra) hediye ettiği çatal başlı kılıcın adıdır.

            Uhud Dağı eteklerinde Peygamber Efendimiz’in (asm) kumandasındaki İslâm ordusu ile Talha bin Ebi Talha sancaktarlığındaki Müşrik ordusu karşı karşıya gelmişlerdi. Talha b. Ebi Talha mağrurane ortaya atıldı:

            “Var mısınız er meydanında çarpışmaya? İçinizde er varsa meydana çıksın!”
            Hazret-i Ali (ra) ileri atıldı. Elinde o çift başlı kılıç Zülfikâr vardı. Talha b. Ebi Talha’ya cevap verdi: “Varlığımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim: seni kılıcımla cehenneme göndermedikçe, ya da kılıcımla cennete gitmedikçe seni bırakmayacağım!”

            Hazret-i Ali (ra) bu haykırışla birlikte Talha’nın başına Zülfikâr’ı geçirdi. Başını çenesine kadar yararak ikiye ayırdı. Talha yere yıkıldı. Kureyş sancaktarının yere devrilmesi Peygamber Efendimiz’i (asm) ve İslâm ordusunu son derece sevindirdi, müşriklerin moralini bozdu.

            Müslüman’lar tekbirler getirdiler.

            Savaşın ilerleyen dakikalarında az sayıda Müslümanın kendisini korumaya aldığı Peygamber Efendimiz (asm) üzerine, bir gurup müşrikin mağrurane geldiği görüldü. Peygamber Efendimiz (asm) Hazret-i Ali’ye: “Ya Ali! Hücum et!!” buyurdu. Hazret-i Ali (ra) Zülfikâr’ı kaptığı gibi, müşriklerin üzerine yürüdü. Müşrikleri geri püskürttü. İçlerinden birini de yere serdi. O esnada orada bulunan Cebrail (as) Peygamber Efendimize (asm): “Ya Resulallah! Bu sizin için yapılan bir yiğitliktir!” dedi. Peygamber Efendimiz (asm): “O bendendir, ben de ondanım!” buyurdu. Ardından Cebrail (as): “Lâ fetâ illâ Ali ve lâ seyfe illâ Zülfikâr” (Zülfikâr gibi kılıç, Ali gibi yiğit bulunmaz!) diye söyledi. Uhud Savaşında Hazret-i Ali (ra) Zülfikâr’la müşriklerden dokuz kişiyi öldürdü.

            Bu kılıcın daha sonra Hazret-i Ali (ra) tarafından Necef’te denize atıldığı, fakat sonradan Med’den gelen Ebu Müslim Horasanî tarafından bulunup çıkarıldığı ve bilâhare Yavuz Sultan Selim Han’ın kutsal emanetler listesinde İstanbul Topkapı Sarayına getirildiği rivayet edilir. Bu gün Topkapı Sarayında muhtemelen aslı, ya da nihayet bir söylentiye göre kopyası Zülfikâr adıyla sergilenmektedir.

            Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin dinsiz felsefenin bütün batıl fikirlerini çürütüp küfrün belini kırarak, aklı ikna eden hikmet dolu burhanlarla üç iman esasını ispat ettiği eserinin adı da Zülfikârdır. Dört yüz sayfayı geçen bu eserde Hazret-i Muhammed’in (asm) hak peygamber, Kur’ân’ın hak kitap ve ahiret gününün muhakkak bir gelecek olduğu, deccalizmin bütün şüphelerine ve saldırılarına cevap verir bir şekilde ortaya konmuştur.

            İlk defa bir kitap hacmi çerçevesinde düzenlenmesi bizzat Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri tarafından yapılan Zülfikâr, bu gün konuları itibariyle Risâle-i Nur Külliyatı içerisindeki yerlerine dağılmış vaziyettedir. Zülfikâr Üç Makam ve bir Hatime’den oluşmaktadır.

            1. Makam: Mu’cizât-ı Kur’âniye (25. Söz) (Kur’ân’ın en büyük mu’cize olduğu bu eserde ispat ediliyor.)
            2. Makam: Mu’cizât-ı Ahmediye (19. Mektub): (Peygamber Efendimiz’in (asm) çok sayıda mu’cizesine yer verilen bu eserde, Peygamber Efendimiz’in (asm) peygamberliği ispat ediliyor.)
            3. Makam: Haşir Risâlesi (10. Söz): (Mahşer gününün, sıratın, cennetin, ebedi saadetin ve cehennemin hak olduğunun ve bütün insanlığı bekleyen bir gelecek olduğunun ispat edildiği eserdir.)

            Hatime kısmında ise Bediüzzaman Said Nursî’ye ve Hasan Feyzi Yüreğil’e ait bazı mektuplar ve Arapça Hizb-i Nûrî bulunmaktadır.

            Bediüzzaman Hazretleri Asâ-yı Musa ile Zülfikâr’ı şöyle karşılaştırıyor: “Bu acîb asırda, ehl-i îman Risâle-i Nur’a ve ehl-i fen ve mektep muallimleri Asâ-yı Mûsa’ya şiddetle muhtaç oldukları gibi, hâfızlar ve hocalar dahi Zülfikâr’a şiddetle muhtaçtırlar. Evet, meselâ, i’câz-ı Kur’âniye bahsindeki ekser âyetlerin medâr-ı şüphe ve îtiraz olmuş aynı yerlerde i’câzın lem’aları ve Kur’ân’ın güzel nükteleri ispat edilmiş.”1

            Dipnot:
            1. Asay-ı Mûsâ, s. 9.

            Süleyman KÖSMENE
            30.07.2009
            Yeniasya
            #786809
            Anonim

              @tebliğ 240087 wrote:

              Selamun Aleykum Aziz Müslümanlar;
              ZÜLFİKAR RİSALESİ NEYİ ANLATIR…

              Ve Aleyküm Selam kardeşim..
              Zülfikar Risalesi’nin baş kısmında şu yazı mevcuttur:
              “Bu mecmua üç makam ve bir hatimedir.
              Birinci Makamı: On Dokuzuncu Mektup, Mucizat-ı Ahmediye Risalesi ve Zeyilleri.
              İkinci Makamı: Onuncu Söz, Haşir Risalesi ve Zeyilleri.
              Üçüncü Makamı: Yirmi Beşinci Söz, Mucizat-ı Kur’aniye Risalesi ve Zeyilleri.
              Hatimesinde Hizbi’ Nuriye ile Risale-i Nur hakkında bir mektup vardır.”

              Bu eser Osmanlıca olarak telif edilmiş. Bunun Türkçesi On Dokuzuncu Mektup, Yirmi Beşinci Söz ve Onuncu Söz olarak zaten külliyatta mevcuttur. Yalnız son kısımdaki bölümler Türkçe’ye çevrilmemiş. Geri kalan kısımlar belirttiğimiz gibi latin harfleriye basılmış durumda. Zülfikar adı altında Türkçe’ye çevrilmediğini biliyoruz.

              sorularlarisale
              #786810
              Anonim

                maşallah hızınıza yetişilmiyor. biraz önce bişi yoktu burda 🙂

                #786811
                Anonim

                  Allah razı olsun harp ve memluk hocam;Çok güzel bilgiler;hadi biraz daha açalım konuyu;Açalımda nasiptar olalım;

                  HOCAMDAN ALDIĞIM İP UCU ŞUYDU;

                  Sordum hocama hangi mana aleminde arayayım nedir eksiğimiz hocam lütfen söyleyin hocam;

                  ÜSTAD hzl’leri ne anlatmak istedi bize ;nereye yönelmemizi nasihat etti MÜBAREK;
                  Sana bir ip ucu İSLAMDA TEBLİĞ konusuna yoğunlaşın ve araştırın hızla ilerleyin bu konuda size ZÜLFİKAR RİSALESİ IŞIK OLACAK..İYİ OKUYUN VE ETÜT EDİN..;

                  aslında gözlerim dolu dolu oldu hocamı dinlerken..eksiğiz tebliğde İLAHİ SEN YARDIM ET DEDİM SESSİZCE..;

                  BUYRUN BENİ AYDINLATIN KARDEŞLERİM

                  #786820
                  Anonim

                    @memluk 240090 wrote:

                    aleykümselam tebliğ kardeşim Allah c c sizden razı olsun. muhterem hocanızada saygı ve slm iletin…

                    tebliğ kardeşim bende kısa bir araştırma yaptım nette, bu bilgiye ulaştım bilen kardeşlerimiz bizide aydınlatsınlar inş..

                    Üstad’ın övgülerle bahsettiği Zülfikar Risalesi latin harfleriyle basılmış mıdır? Ulaşabileceğimiz bir kaynak gösterebilir misiniz?

                    : Sorularla Risale,

                    Zülfikar Risalesi’nin baş kısmında şu yazı mevcuttur:

                    “Bu mecmua üç makam ve bir hatimedir. Birinci Makamı: On Dokuzuncu Mektup, Mucizat-ı Ahmediye Risalesi ve Zeyilleri. İkinci Makamı: Onuncu Söz, Haşir Risalesi ve Zeyilleri. Üçüncü Makamı: Yirmi Beşinci Söz, Mucizat-ı Kur’aniye Risalesi ve Zeyilleri. Hatimesinde Hizbi’ Nuriye ile Risale-i Nur hakkında bir mektup vardır.”

                    Bu eser Osmanlıca olarak telif edilmiş. Bunun Türkçesi On Dokuzuncu Mektup, Yirmi Beşinci Söz ve Onuncu Söz olarak zaten külliyatta mevcuttur. Yalnız son kısımdaki bölümler Türkçe’ye çevrilmemiş. Geri kalan kısımlar belirttiğimiz gibi latin harfleriye basılmış durumda. Zülfikar adı altında Türkçe’ye çevrilmediğini biliyoruz.

                    Osmanlıcası Envar Neşriyat ve Sözler Yayınevi’nden temin edilebilir.

                    SANIYORUMKİ ;zülfikar risalesinin son kısımları çok mühim;Oda osmanlıca yazılımı var;bu konuda nasıl aydınlanacağız acaba;Osmanlıca bir tercümeye ihtiyac duyacağız galiba..hadi hayırlısı ..ben araştırmaya devam edeceğim…

                    #786834
                    Anonim

                      bende çok merak ettim kardeşler… vakit erken olsaydı ablayı arayıp sorar bilgi alırdım ama geç oldu keşke daha önce görseydim….

                    9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
                    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.