- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
ABDULLAH tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Nisan 2011: 22:19 #670176
ABDULLAH
“Allah Katında En Üstün Olanınız, Takvaca En İleride Olanınızdır”
Cahiliye toplumunda insanlar karşılarındaki kişilerin sahip olduğu mala, mülke ve zenginliğe son derece önem verirler.
Bu nedenle de çoğu zaman insanları ahlaklarına göre değil, sahip oldukları varlıklara göre değerlendirirler. Ahlakları her ne olursa olsun, eğer mal ve mülke sahip olurlarsa, onlara karşı derin bir saygı duyarlar. Hatta kendilerini bu kişilerin yanında son derece küçük ve değersiz görürler. Varlıklı kişilerin kendilerini aşağılamasını, hor görmesini, eziyet etmesini makul karşılar, maddi güç sahibi olmalarından dolayı bu muamele ve tavırları göstermeye hak sahibi olduklarını düşünürler. Bu gücün onlar üzerindeki etkisi kimi zaman o kadar şiddetli olur ki, gerektiğinde bu kişilerin söylediklerini hiç düşünmeden yapmakta bir sakınca görmezler.Cahiliye toplumunda zenginlik zaman zaman adaletin işleyişine ve dürüst kararların alınmasına da engeller oluşturur. O insanlara karşı görünmez bir dokunmazlık ve korku çemberinin oluşmasına imkan sağlar. İnsanların haklıdan değil, güçlüden yana karar almasına neden olabilir. Cahiliye toplumu, Kuran ahlakından habersiz olduklarından dolayı kendi içlerinde böyle bir yapının hayat bulmasında hiçbir sakınca görmezler. Tüm dünya üzerinde buna benzer bir sistemin yaşanması da onların doğruları görmesini engeller.
Bu sistem içinde zengin her zaman zengin, fakir de her zaman fakir kalacağını düşündüğünden kurulmuş olan düzene kimse ses çıkarmaz. Herkes vicdanının kendisine emrettiği şeyi değil, alışageldiği tavrı göstermeye devam eder.
Oysa Allah’ın günleri lehte ve aleyhte çevirmesiyle çok varlıklı görünen birisi bir anda tüm gücünü ve servetini kaybedebileceği gibi, son derece zor koşullar altında yaşayan bir kişi de umulmadık bir servete sahip olabilir.
Bu durumda daha önce zengin olan kişi de tıpkı daha önce kendisinin başkalarına yaptığı gibi horlanmaya ve aşağılanmaya maruz kalabilir. Daha önce büyük bir şevkle savunduğu ve değişmesini istemediği bu sistem onu şiddetle ezip, canını yakabilir. İnsan nasıl hiçbir zaman kendisinin böyle bir duruma düşmesini temenni etmezse, başka insanların da aynı sistemden ötürü böyle bir muameleye maruz kalmasına izin vermemelidir. Ancak insanlar Kuran ahlakına yönelmedikçe, Allah’tan gereği gibi korkup sakınmadıkça bu durumun tam anlamıyla değişmesi de mümkün olmaz.Allah’ın beğendiği ve Kuran’da tüm insanlara tavsiye ettiği ahlakta, insanlar arasında üstünlük ancak imanda derinleşmekle elde edilebilir. Allah katında geçerli olan ne kişilerin sahip oldukları makamları, ne de servetleridir. Bir insanın zengin ya da çok fakir olmasının Allah katında tek başına hiçbir değeri yoktur. O’nun katında geçerli olan insanların imanları, güzel ahlakları ve işledikleri salih amelleridir. Allah “..Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13) ayetiyle insanlar arasında üstünlük ya da eksiklik konusu olan ayrımların Kendi katında hiçbir önemi olmadığını belirtmiş, insanlara samimiyetle iman etmeye davet etmiştir.
Allah katında geçerli olan ahlak malın, mülkün ve sahip olunan herşeyin mutlak sahibinin Allah olduğunu unutmamaktır. Unutulmamalıdır ki, insanların sahip olduklarından dolayı övünme içine düştükleri şeyleri onlara veren Allah’tır. Yani tüm bu zenginliğin sahibi O’dur.
Bu durumda tüm insanlar Allah’ın katında fakirdir. Zengin olan mutlak güç ise Allah’tır. Allah “Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır” (Fatır Suresi, 15) ayetiyle bu gerçeği belirtmiştir.Bu gerçeğin her an farkında olan müminler ellerinde ne kadar geniş imkanlar da olsa Allah’ın huzurunda çok aciz ve fakir olduklarını bilirler. Dünya şartlarına göre ellerinde çok büyük zenginlikler de olsa bunun gerçek sahibinin Allah olduğunun farkındadırlar. Bu nedenle de zenginliği O’nun istediği gibi harcarlar. Onların arasında zengin fakir gibi bir ayrım olmamasının temelinde de bu gerçeği çok iyi kavramış olmaları yatmaktadır.
Abdülkadir Geylani Hazretleri de müminlerin arasında zengin fakir diye bir ayırımın olmadığını, böyle yanlış bir anlayışa sahip olan bir insanın ise doğru olandan sapmış olacağını ifade etmiştir. Müslümanların insanlar arasında zengin fakir ayırımı yapmadan, Allah rızası için güzel bir sabırla sabreden ve umut içinde olanlarla birlikte olmasını öğütlemiştir: “Sana gelen zenginle fakir arasında bir fark gözetiyor veya hissediyorsan, kurtuluş yolunu kaybedersin. Sabreden fakirlerle beraber ol, onlara iyilik et, alicenap davran, onlarla beraber olmaktan mutluluk duy!” İman edenlere düşen de, bu büyük sırrı takip etmek ve üstünlüğü sadece Allah’a imanda, güçlü bir Allah korkusunda, güzel ahlakta aramaktır.
gulaypinarbasi.com
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.