İnsanların İyiliğini İsteyen Hassasiyet
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe, 128)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Allah yolunda hiç kimsenin korkutulmadığı kadar korkutuldum, Allah yolunda hiç kimsenin görmediği eziyetlere mâruz kaldım. Otuz gün geçerdi de Bilâl ile ikimizin yemeği, Bilâl’in koltuğunda taşıdığı bir parça yiyecek olurdu.” (Tirmizî, Kıyâmet, 34/2472)
Bir sahâbî, Hz. Peygamber (sav)’e hâlinin iyi veya kötü olduğunu nasıl bilebileceğini sordu. Allah Rasûlü (sav) de ona:
“Âhiret işlerinden birini arzu ettiğinde onu yapmak sana kolay geliyor ve dünyâ işlerinden birini arzu ettiğinde onu yapmak sana zor geliyorsa, bilmiş ol ki, muhakkak sen iyi bir hâl üzeresin! Şâyet âhiret işlerinden birini istediğin zaman onu yapmak sana zor geliyor ve dünyâ işlerinden birini istediğin zaman onu yapmak sana kolay geliyorsa, kötü bir hâldesin!..” buyurdular. (Abdullah bin Mübârek, Kitâbü’z-Zühd, s. 29; İbn-i Ebi’d-Dünyâ, Mevsû‘a, I, 48)
O, fiilleriyle, sözleriyle ve ahlâkî yaşayışıyla bütün insanlığı kuşatan bir rahmetti; yol göstericiydi. Hidâyet yolunda her türlü meşakkat ve çilenin en büyüğü O’nun sırtındaydı. (Osman Nûri Topbaş, Rahmet Esintileri, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Muğnî: Kullarından dilediğini zengin kılan demektir.