• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #670993
    Anonim

      Bediüzzaman, Risale-i Nur ile İslâmiyetin Batıya anlatılmasında en mükemmel bir modeli ortaya koymuşve aynı zamanda İslâma ve Kur’ân’a emsalsiz bir hizmet îfâ etmiştir. Kur’ân’ın mesajını bu asrın insanlarına tefsir etmekle İslâmiyetin akıl dini olduğunu ve hakiki medeniyetin ve insanlığın terakkisinin kaynağı olduğunu göstermiştir.
      Bediüzzaman’ın telifatı olan Risale-i Nur’u, Batıya İslâmı sunmak için bir model olarak incelerken ilk söylenecek söz, insanlığın İslâmiyeti kabul edeceğini ve istikbale Kur’ân ile İslâmın hükmedeceğini, daha bu asrın ilk yıllarındayken Bediüzzaman’ın haber vermişolduğudur. Bediüzzaman’ın ifadelerine göre bu asırda insanlık bilhassa fenlerdeki gelişmelerle, dehşetli savaşlar ve musibetlerle uyanmış, insaniyetin mâhiyetini ve şümullüfıtratını anlamaya başlamış; ebedîsaâdetten başka hiçbir şeyin kendisini tatmin etmeyeceğini fark ederek din-i hakkı aramaya başlamıştır.2 İnsanlık, burhan ve akıl dini olarak İslâmiyeti kabul edecek ve İslâmiyet bu şekilde istikbale hükmedecektir. Bediüzzaman şöyle diyordu:

      “Akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette burhan-ıaklîye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur’ân hükmedecek.”3

      Bediüzzaman bu tahminleri yaparken İslâm dünyası pek kötü bir talihin pençesindeydi; siyasî ve iktisadî yönden Batıya tâbi olduğu gibi, Batımedeniyetinin de tehdidi altındaydı. İslâmın kendisi dahi hücumlara mâruzdu ve ekseriyetle bu hücumlar, Batının şampiyonluğunu yaptığı ilim ve ilerleme adına yöneltiliyordu. Dolayısıyla, Bediüzzaman 1908’de Şeyh Bahid’e Osmanlı Devletinin bir Avrupa devletine hâmile olduğunu ve günün birinde doğuracağını, Avrupa’nın da İslâma hâmile olduğunu söylediği zaman, bunlardan birincisi maatteessüf mümkün gözükse de, ikincisi her türlüihtimalin pek uzağında görünüyordu. Ancak, Bediüzzaman’ın diğer konulardaki tahminleri gibi, bu tahminleri de, o gün pek az kimsenin ihtimal verebileceği bir seviyede tahakkuk etmeye başlamıştır. Buna ışık tutan bir misal:

      Zaman gazetesinin 12 Nisan 1992 tarihli nüshasındaki bir habere göre, Fransa’da yayınlanan ve Papalık Meclisinin (veya Vatikan Konsülünün) tesbitlerini ihtivâeden 42 sayfalık bir rapor, Avrupa’da İslâmın yayılışının Kiliseyi ciddîşekilde düşündürmüştür. Kilise, bu gidişi tersine çevirmenin yollarınıbulabilmek için İslâmın yayılışıyla ilgili genişaraştırmalar yapmıştıve bu rapor, kendi araştırmalarının bulgularını ihtivâ ediyordu. Araştırmalar, 6 Avrupa ülkesinde 10 aylık bir müddet içinde 58.135 kişinin İslâmiyete girdiğini gösteriyordu ve bu rakamın bir yılda 130.000’i bulması bekleniyordu. Rakamların ayrıntılıtahlilleriyle birlikte yayınlanan raporda, Müslüman olanların geçmişleri, niçin ve nasıl İslâmiyeti seçtikleri de anlatılıyordu. Bu raporda, bizi bir rakamlar, bir de şu gerçek ilgilendiriyor:

      Müslüman olan 58.135 kişinin yüzde 74’ü, kendilerini materyalizmden kurtardığı ve huzur ve mutluluk verdiği için İslâmiyeti seçtiklerini, yüzde 32’si de İslâmiyete girişlerine Risale-i Nur’un vasıta olduğunu bildiriyor.

      Rapor, Bediüzzaman’ın tahminlerini kayda değer bir ölçüde doğrulamakta ve aynızamanda bugünküşekliyle Hıristiyanlığın, Batı insanının ihtiyaçlarına cevap veremediğini göstermektedir. Batıda İslâm hakkında yerleşmişyanlışkanaatlerin ve peşin hükümlerin üstesinden gelindikçe, gittikçe artan sayıda insan, bu ihtiyaçlara Kur’ân’ın cevap verdiğini fark etmektedir. Raporun gösterdiği gibi Risale-i Nur’un İslâmiyeti Batıya sunmakta müessir bir model teşkil edişinin sebeplerini, işte bu sahada aramalıyız.

      Gerçi Bediüzzaman’ın doğrudan doğruya Batılılara veya gayrımüslimlere hitap ettiği söylenemez. Ancak, bir Kur’ân tefsiri olarak Risale-i Nur, Kur’ân’ın cihanşümul mesajınıanlatmakta ve dolayısıyla bütün insanlığa birden hitap etmektedir. Nitekim, bazısözlerinden de anlaşılacağıgibi, Bediüzzaman, menşei ne olursa olsun bütün insanların birden kurtuluşu için ümit beslemektedir. Yani, modern Batımedeniyetinin pek çok yanına karşıolsa dahi, Batıhalkının İslâmiyete girmek ve Kur’ân’a uymak suretiyle kurtuluşa ereceğini ümit ve tahmin etmiştir. Bediüzzaman, eserlerinin birçok yerinde, âhirzamanda gerçek Hıristiyanlığın zuhur ederek Kur’ân’a tâbi olacağınıve İslâmiyetle omuz omuza vererek dinsizliğe karşımücadele edeceğini anlatır.4 Gerçekten de, ileride göreceğimiz gibi, Bediüzzaman Batı medeniyetinin felsefeden çıkan ve dinsizliğe kaynak teşkil eden yönleri ile Hıristiyanlıktan çıkan yönlerini birbirinden ayrı tutmuştur. Bu, önemle belirtilmesi gereken bir noktadır; çünkütarih boyunca İslâmiyet ile Batıarasındaki münasebetler çoğunlukla muhalefet ve rekabet şeklinde cereyan ettiği gibi, bu asrın başlarında da Batının İslâm dünyasıüzerindeki hâkimiyeti her sahada zirvesine ulaşmıştı. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın eserleri büyük çapta Batıdüşüncesinin ve medeniyetinin esaslarınıçürütmeye ve İslâmiyet ile Kur’ân’ı Batının hücumlarına karşımüdafaaya mâtuftu. Yine de bu durum, güçlük çıkarmak bir yana dursun, Batının ve Batıfelsefesinin tesirine mâruz çağdaş Müslümanlara hitap etmekte, Risale-i Nur’u müstesnâbir mevkie getirmekte, aynızamanda İslâmiyetin hakikatlerinin Batılılar tarafından kolayca anlaşılmasını sağlamaktadır. kısaltılmışdır

      Makale Yazarı:
      MARY WELD (Şükran Vâhide) (Araştırmacı- Yazar)

      not.Buna çok güzel bir örnekse yukardaki makalenin yazarı

      hayatı şöyleki

      1.1948 yılında İngiltere’nin Lancashire şehrinde dünyaya geldi. Durham Üniversitesi Şarkiyat Fakültesi Türk ve Fars Edebiyatıbölümünden 1980’de mezun oldu. Alman Oryantalist Prof. Dr. Paul Luft’un nezaretinde 15. yüzyıl ediplerinden Heratlı Hüseyin Vâiz Kâşifî’nin eserleri üzerinde doktora çalışmasıyaptı.

      1981’de Risale-i Nur Külliyatının İngilizce tercümelerini okuduktan sonra Müslüman oldu. Hâlen Türkiye’de ikamet etmekte olan Şükran Vahide, Risale-i Nur konusunda araştırma yapmaktadır.

      Başta Sözler olmak üzere birçok risaleyi İngilizceye tercüme etti.
      Yayınlanmışolan Eserleri:

      1)İslâm, Batıve Biz

      2)The Author of the Risale-i Nur Bediüzzaman Said Nursî(Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nursî) (Şükran Vahide imzasıyla)

      2. Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şâmiye, 20-22.

      3. A.g.e., 23.

      4. Bediüzzaman Said Nursî. EmirdağLâhikası1: 58, 65.

      5. Bediüzzaman Said Nursî. Münâzarat, s. 22

      6. Bediüzzaman Said Nursî. Muhâkemat, s. 8.

      7. Bediüzzaman Said Nursî. Sözler, s. 146-8

      8. Kur’ân 78: 7.

      9. Sözler, s. 363-4.

      10. Bediüzzaman Said Nursî. Lem’alar, s. 178-9.

      11. Bediüzzaman Said Nursî. Şuâlar, s. 122.

      12. Bediüzzaman Said Nursî. Miftâhu’l-Îmân, s. 87-90.

      13. Bediüzzaman Said Nursî. Mektubat, s. 40-2; Hutbe-i Şâmiye, s. 33-4.

      14. Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ’câz, s. 53-4.

      15. Bediüzzaman Said Nursî. Divân-ıHarb-i Örfî, s. 49

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.