• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #671075
    Anonim

      Bir Ateşten Gömlek: Risale-i Nur ve Medya

      Perşembe, 05 Mayıs 2011 16:28 Mustafa AKCA Güncel Mustafa Akca
      emailButton.png printButton.png pdf_button.png

      Risale Akademi’nin düzenlediği Arama Konferansı serisinin “Risale-i Nur ve Medya” başlıklı ikinci toplantısına katılmak amacıyla bu hafta sonu İstanbul’da Dilruba Restoranda idik. Said Özadalı’nın sımsıcak konukseverliğini hissederek icra ettiğimiz toplantıya birbirinden değerli insanların iştiraki hem konunun önemini hem insanların duyarlılığını gösterecek düzeyde idi. Toplantıda, önceden pek çok kişiye gönderilen 15 sorunun cevabı aranacaktı. Sorular ile bunlara ilişkin gerek elektronik posta ile gerekse toplantı sırasında fikirlerini bize aktaran dostların cevapları Risale Akademi’nin internet sitesinde duyurulmaya devam ediyor.
      Esasında Medya meselesi Nur Talebeleri’nin özellikle 60’lı yıllardan beridir gündemindedir. Üstad’ın vefatı ile beraber başlayan yeni dönemde, Nur Cemaati’nin farklı fraksiyonlara ayrışmasında motor vazifesi gören iki-üç meseleden biridir yayıncılık konusu. Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde:
      Risale-i Nur, bu mübarek vatanın mânevî bir hâlâskârı olmak cihetiyle; şimdi iki dehşetli mânevî belâyı defetmek için matbuat Âlemi ile tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim. O dehşetli belâdan birisi: Hıristiyan dinini mağlûp eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanın bu vatanı mânevî istilâsına karşı Risale-i Nur bir sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’ânî vazifesini görebilir. İkincisi: Âlem-i İslâm’ın bu mübarek vatanın ahâlisine karşı pek şiddetli itiraz ve ittihamlarını izâle etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi.”
      buyuran Sevgili Üstad’ın yaşamı boyunca “kalemi ve kelamı” elden bırakmadığı bilenlere malumdur. Vefatından sonra da, görülen lüzum üzerine talebelerinin hem Külliyat’ın basımıyla hem de çeşitli gazeteler çıkarmakla uğraştığını; matbuat lisanını kullanmaya çalıştığını görürüz. 60 yıllar İrşad, Zülfikar, İttihad… gibi isimlerle Nur Talebelerinin gazete çıkarmaya başladığı bir döneme denk düşer. 1960 İhtilali’nin olanca baskısı altında, devamlı gözetim ve denetim altında; bir kısım ihtilal taraftarı gazetelerin saldırısı karşısında matbuat lisanıyla cevap vermeye çabalayan Nur Talebeleri için gazete çıkarma hususunda bir başka tetikleyici unsur Mehmet Şevket Eygi gibi bir kısım dindarların Üstad’ın hizmet metoduyla çelişen yayınlarıdır.
      Yaklaşık elli senedir devam eden serencam içinde, belki en fazla tartışma yaşanılan üç beş mesele nedir dense, matbuat hususu, özellikle gazete çıkarma konusu bunların içine dâhil edilebilir. Bu gün artık çok büyük bir Külliyat eksenli medya var diyebiliriz. Çok farklı büyüklükte pek çok işletmenin bu alanda yer etmiş olması; yeni ve büyük sorunların ortaya çıkması demektir. Medya ile olan hikâyenin başlangıcından beri devam eden ve artık kangren mesabesine çıkmış problemler yanında yenileri de bunlara ekleniyor.
      Farklı bakış açılarından farklı yorumlar çıkması eşyanın tabiatında vardır. Nurcuların en sıkıntılı karar verme süreçlerinden biri de “cemaat adına gazete çıkarma” konusudur denilebilir. 1968 yılına kadar kişisel bir takım girişimler ile bir takım dost sayılabilen gazetelerde yayıncılık yapan bir kısım Nur Talebelerinin cemaatin gazete çıkarması gerektiği üzerindeki ısrarı netice verecek ve Salih Özcan, Mustafa Polat, Bekir Berk gibi birkaç kişi konuyu Zübeyir Gündüzalp’e götürecekler; Ankara-Sincan’da toplanan Meşveret heyeti de, sonunda çok kayıtlarla sınırlı bir gazete çıkarmaya karar verecektir. Burada “Nur cemaatı adına ve Nur talebelerini temsil eden bir gazetenin maddî âlemde çıkarılmasına Üstad’dan kesin bir fetva, bir izin bulmanın mümkün olmadığı; fakat eskiden beri gazetecilikle uğraşan Salih Özcan ve Mustafa Polat gibi zatların kendi namlarına çıkarabilecekleri müstakim, ağır başlı, Nur davasının özünü savunacak bir mecmua veya gazetenin çıkarılmasına bazı şartlar çerçevesinde “evet!..” denilmiş ve 19 Maddeden oluşan bir beyanname ortaya konulmuştur. Bu beyanname, içeriği itibariyle Nur talebelerinin sadece yayıncılık dünyasında değil, belki ticari, sosyal ve bireysel sayılabilecek her türlü faaliyetinde dikkat etmeleri gereken hususları belirtmekle bir “manifesto” niteliği taşır. Bu şartname de diyebileceğimiz beyannamenin içeriği şöyledir:
      Madde-1: Salih Özcan imtiyaz sahibidir.
      Madde-2: Mustafa Polat umumi neşriyat müdürüdür.
      Madde-3: Gazetenin personelini tayin ve lüzumu halinde tebdil, umumî neşriyat müdürüne aittir.
      Madde-4: Gazetenin politikası; sahibi ve umum müdürünün de dahil olduğu bir istişare heyeti tarafından tayin edilir. İstişare heyetindeki kimseler: Salih Özcan, Mustafa Polat. Abdurrahman Nuri, Halil Küçük (Zübeyr Ağabey kendi kalemiyle Halil Küçük. Mehmet Fırıncı ve Mehmet Birinci’yi bilâhere istişare heyetinden isimlerini silmiştir. Bu belge İstanbul’da bir dosyada mahfuzdur. A.B.) Ahmed Şahin, Rüştü Tafral, Mehmet Kutlular, Mehmet Fırıncı ve Mehmet Birincidir. Karar ekseriyetle verilir.
      Madde-5: Sermaye 30 Ağustos 1968’e kadar Salih Özcan tarafından temin edilecek.. Sermayenin geri alınması, intişarın altıncı ayından sonra, ikibinden az beşbinden çok olmamak üzere çekilebilecek.
      Madde-6: Gazetenin sahibi (Salih Özcan) Umumi neşriyat müdürü gibi maaş alacak ve sermaye olarak yatırdığı parayı tamamen çektikten sonra, artık para çekemiyecek. Kâr, gazetenin döner sermayesi olarak kalacak ve inkişafına sarfedilecektir. Gazete kapandığı takdirde, sermaye ve mal durumu istişarenin kararına göre tasarruf edilecektir. Mukavelede değişiklik de ancak istişarede bulunanların kararına göre olacaktır.
      Madde-7: Neşriyat Müdürünün işinden çıkarılma vesaire durumları müşaveredeki kimselere aittir.
      Madde-8: Gazete Risale-i Nura aykırı neşriyat yaptığında, istişaredeki kimselerin kararıyla kapatılır. Sahibi ve neşriyat müdürü bu isimle bir gazete çıkaramaz.
      Madde-9: Kitap tanıtma işi, istişare kararıyla yapılır.
      Madde-10: Gazetedeki neşriyatta, halde ve mazide Risale-i Nurun aleyhindeki kimselerin yazıları neşredilmez.
      Madde-11: Risale-i Nuru devamlı mütalaa ile meşgul olup, Risale-i Nurun meslek ve meşrebiyle halen ve kalen yaşayan bir Nur talebesi, herhangi bir husus hakkında, Risale-i Nurdan ve Üstadımızdan me’haz göstererek tenvir ve ikaz edici bir şey söylerse, istişaredekiler onu kemal-i hürmetle dinleyecek ve nazara alacaktır.
      Madde-12: Risale-i Nur parası, sermayesi elinde toplanan herhangi bir Nur talebesi veya Nur naşiri gerek re’sen, gerek dolayısıyla gazeteye ortak olamaz.
      Madde-13: İstişaredeki kimselerden sahip, müdür ve orada memur olarak çalışandan başka biri, istişaredeki kimselerin izni olmadan gazetede maaşlı olarak çalışmayacak. Bu şahısların gazeteden maddeten istifadeleri hiçbir çeşit ve surette olmayacaktır.
      Madde-14: İstişaredeki kimseler, burada (İstanbul’da) her zaman hazır oldukları için tercih edilmiştir. Bu itibarla Risale-i Nurdan ve Üstad’dan ve geçmiş hadisattan me’hazler göstererek de, herhangi bir Nur talebesi ile istişare edilebilir. Onun tenvirkâr fikirleri kemal-i hürmetle nazara alınır.
      Madde-15: İstişarenin adabına son derece riayetkâr olunacak. Müdavele-i efkâr ve istişare esasında cahillerin sıfatı olan laftan kuşkulanma, alınma, evham etme, kızıp tehevvüre gelme, bağırıp çağırma gibi amiyane şeylerden son derece içtinab edilecektir. Kanaatlere hürmet, muhabbet ve müsamaha bu kimselerin şiarı olacaktır.
      Madde-16: İstişaredeki kimseler namına, onlardan habersiz olarak, istişareye dâhil bir kimse, başkalarınca sorulacak herhangi bir şeye, tek başına cevab veremez. Not alır, gelir istişare edeceklerle istişare eder.
      Madde-17: İstişaredeki reyler arz ve izhar edilirken, indî, şahsî veya sair meslek, meşreb ve cereyanlardan mülhem şeyler söylenmekten kaçınılıp delil ve me’hazden, Risale-i Nurun meslek, meşreb ve tarzından ilham alınmaya çalışılacak ve rızay-ı Îlahi ile hareket edilecektir.
      Madde-18: Dine hizmet gayesiyle olanlarla görüşüp konuşmalarda, başka cereyanlarda görünen iftira ve ittihamlarla, şöhretperestlik ve maddi menfaatlar gibi gayet çirkin manalar verilmeyecek. Mesleğimiz hüsn-ü zandır. Biz Müslümanız aldanırız, aldatmayız.
      Madde-19: Gazetenin istişaredeki kimselerin re’yi ile çıkarıldığını halka; Mustafa Polat, Salih Özcan vesairleri tarafından suret-i katiyede söylenmeyecek. Çünkü hem gazeteye, hem hizmete darbeler gelir. Aksi takdirde istişaredeki kimseler, gazete ile alakalı olmadıklarını ilan edeceklerdir.”
      Görüleceği üzere, beyanname tam bir düsturlar geçidi sunmaktadır. İçeriği incelendiğinde, cemaat namına gazete çıkarmak adeta bir ateşten gömlek giymek demektir. Bu işe kalkışanların sorumluluklarını azaltmak için özel girişim suretine sokulması gerektiği düşünülmüş ve bütün kusurların kişilere verilebileceği ve bütün hayırlı işlerin cemaate atfedilebileceği bir yapı oluşturulmaya çabalanmıştır. Cemaat namına olsun, kişisel veya bir gurup kişi adına olsun yayın yapan her kesimin bu düsturlara uyması, uymaması halinde ikaz edilmesi elzemdir.
      II. Arama Konferansının istişare toplantısında yukarıdaki manifestonun içeriğinin ortaya konulabileceği 15 soru cevaplandırılmaya çalışılmıştır. Bunlar şöyle sıralanabilir:
      1) Evvela; Üslûp tartışması her alanda olduğu kadar, Risale-i Nur hizmetlerinde de en önemli başlıklardan sayılmaktadır. “Bilimsel faaliyetlerde, sosyolojik okumalarda, siyasette, medyada, gündelik hayatta ve hakeza yaşamın tüm katmanlarında genelgeçer prensiplere dayalı bir “tarz-ı hareket” ortaya koymak” fikri düşünen kafaları devamlı meşgul etmektedir. Üslup nasıl olmalıdır?
      2) Alternatif geliştirmek, alternatif yollar aramak kişilerin ve insan cemaatlerinin fıtratında var olan bir özelliktir. Mevcut yayın ortamlarından daha farklı yayın unsurları bulmak; aynı zamanda mevcut içerisinde “üsluba uygun tarzda” etkin bir şekilde varlığını devam ettirmek, yön veren yetkinlikte hizmetini yapmak ve meşru olanı yaygınlaştırmak bu alanda çalışanlar üzerine bir borç ve ödevdir. Buna göre alternatif yayın organları neler olabilir, alternatif üretecek bir yapımız var mı?
      3) Sinema ve müzik gibi çok yaygın bir ilgi gören unsurları; internet gibi mevcut aydın ve yetişmiş kesimin son zamanlarına denk düşen bilişim ve iletişim alanını; gazete, dergi, kitap, TV, radyo gibi, konferans, panel, sempozyum gibi medya alanlarını, görsel sanatlar ve edebiyat ortamlarını ne düzeyde tanıyor ve ne kadar etkin kullanabiliyoruz? Medya bilinci diyebileceğimiz bu durum ne düzeydedir ve bu düzeyi arttırmak için ne yapabiliriz?
      4) Fazlasıyla “Özgün” denebilecek bir dil örgüsüne sahip, göstergebilimin köşe kavramlarını olabildiğince kullanan, dini motifli bir dili ihya etmek gibi bir görev üstlenmiş Risale-i Nur’da iletişim teknikleri nasıl kullanılıyor, bu metinlerden çıkarılabilecek bir örnek iletişim dili var mıdır?
      5) Hedeflenen kitlelerin ilgisini çekecek şekilde sinema, müzik, internet, gazete, dergi, kitap, TV, radyo gibi, konferans, panel ve sempozyum gibi unsurlarla Risale-i Nur nasıl tanıtılabilir?
      6) Risale-i Nur’a ve çağının ilmi ve fikri meselelerine vakıf; aynı zamanda temsil kabiliyeti yüksek olan insan profilimiz ne seviyededir? Bu özelliklere sahip insanların yetişmesi nasıl mümkün olacak?
      7) Mevcut TV yayıncılığı seviyesi ile potansiyelimiz arasında bir karşılaştırma yapılırsa; ne düzeyde bir paralellik kurulabilir? TV’de hangi usul ve yapı ile etkili bir yayıncılık yapılabilir?
      Kişisel veya ortak teşebbüsün ortaya koyacağı bir yapının mı; yoksa cemaat düzeyinde katılımla oluşturulacak bir yapılanmanın mı bizi medya alanında hedeflerimize daha çabuk ulaştıracağını düşünürsünüz? Mukayese edersek, bu karşılaştırmada avantaj ve dezavantajlar olarak neler sayılabilir?
      9) Risale-i Nur’u özellikle TV ekranlarına ve radyo yayınlarına taşıyacağımız programların taşımaları gereken özellikleri üzerine ne söylenebilir?
      10)Toplum neyi niçin seyrediyor ve dinliyor? Bu bağlamda insanlara, dokuzuncu madde ile de ilişkili olarak Risale-i Nur eksenli programları niçin takip etmeli gerektiği nasıl anlatılabilir?
      11)Risale-i Nur Düşüncesi’ne yakın olsun uzak olsun, medya dünyasının diğer kesimleriyle hangi platformlarda, hangi tarzda ve hangi hedefler için ilişkiler kurulabilir? Bu ilişkilerin geliştirilmesi-düzeltilmesi için nasıl bir yol haritası esas olmalı?
      12) Risale-i Nur’un “gündem” ile olan ilişkisi nasıl kurulabilir? Oluşan/Oluşturulan gündem üzerinden Risale-i Nur’un nazarlara verilmesi mi; yoksa gündem oluşturacak unsurların Risale-i Nur’dan atıfla toplumun ilgisine arz edilmesi mi daha etkili olabilir? “Gündem” kavramını nereye oturtmak lazım?
      13)Risale-i Nur yayıncılığının böylesi büyük, yaygın ve uluslar arası boyutlar taşımaya namzet hale geldiği bu safhada; Risale-i Nur metinlerinde bir standardizasyon nasıl sağlanabilir? Buna ihtiyaç var mı; varsa önerileriniz neler olacaktır?
      14)Genel manada Nurlar’ın tanıtımında şu zamanda en etkili medya ortamı nedir, niçin böyle olduğunu düşünüyorsunuz? Gelecekte bunun değişeceğini düşünüyorsanız, beklentileriniz nelerdir?
      15)Risale-i Nur yayıncılığının ilmi, ahlaki, siyasi ve sosyolojik durumu ile Risale-i Nur cemaatlerinin ve diğer camiaların durumu hakkında ne söylenebilir?

      Görüleceği üzere Medya konusunda, aynen sanat ve edebiyat konularında olduğu gibi, Nur talebelerinin önünde çözülmeyi bekleyen meseleler çoktur.

      Bence
      · Risale-i Nur’un anlatılması ve muhtaçlara ulaştırılması noktasında cemaat adına girişimlerin değil kişisel teşebbüslerin ön plana çıkması;
      · İletişim unsurlarında müspet olanlar nazara verilmesi;
      · Risale-i Nur serlevhası altında yapılacak her yayın doğrudan doğruya Risale-i Nur’un kendi sistematiğine atıfta bulunması;
      · Risale-i Nur yayıncılığının içe kapanık ve dar kapsamlı bir yapı arz etmesi; bundan beslenen kesimlerin hayata, reel ekonomi ve politika ile uluslar arası ilişkiler konseptine yabancı kalmasına sebep olduğu, bu sebeple TV, Dergi, Gazete, Kitap ve diğer yayıncılık unsurlarında bu konularda doğrudan ya da dolaylı olarak Risale-i Nur’a atıf yapan eserlerin ortaya çıkarılmasına çalışılması;
      · Risale-i Nur metinlerinde bir birliktelik sağlayacak çalışmalara hız verilmesi; gerekirse bir hey’et-i ilmiye kurulması; belki mevcut bir Risale-i Nur Araştırma merkezi seçilerek bu çalışmaların buradan yapılması, olabildiğince geniş çevreden bu konuda yetkin isimlerin burada istihdam edilmesi, burada yapılan çalışmaların internet vasıtasıyla dünyaya duyurulması;
      · Risale-i Nur’la alakalı çıkmış ve çıkacak eserlerin bulunduğu bir kütüphane kurulması;
      · Ansiklopedi yazılması;
      · Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatının olabildiğince berraklaştırılması; bu konuda alanında uzman tarihçi ve sosyologlar ile siyaset bilimcilerin komisyon/komisyonlar şeklinde çalışması,
      · Çağdaş felsefe ve sanat akımlarının Risale-i Nur eksenli medyada tartışılması, bunlara ilişkin yayınlar yapılması;
      · Bir telif kurumu oluşturulması; Risale-i Nur eksenli çalışmalar yapan yayıncı kuruluşların özellikle Bediüzzaman’ın eserlerini bastıklarında, bunlara ilişkin telif ücretlerini dersane, medrese, etkinlik, yayın yapılması gibi mahfillerde değil belki Risale-i Nur üzerine yapılacak araştırma projelerine ve kütüphane kurulmasına, Ansiklopedi yazılmasına, müze kurulmasına vs. aktarmalarını sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulması;
      · Risale-i Nur eksenli yayın yapan Medyatik unsurların oluşturacağı bir Basın Yayın Kurumu oluşturulması; bu kurumun, katılımcıları namına faaliyetlerde bulunması, yayın ilkelerini ortaya koyması, gözlem ve denetleme faaliyetlerinde bulunması, tavsiye kararları alması, yarışmalar düzenlemesi ve ödül dağıtması;
      · Risale-i Nur yayıncılığı yapanların sair yayınlarında ajitatif, zekâdan yoksun, dil yapısı düşük yapımlara izin vermemesi;
      · Sinema sektörünün desteklenmesi; özellikle İran ve Mısır gibi sinemacılık sektöründe ilerlemiş ülkelerle temasta bulunulması;
      · Medyatik şahsiyetlerin temsil kabiliyetlerini artırıcı faaliyetlerde bulunulması; bunun, kurulacak Basın Kurumu nezdinde gerçekleştirilebilmesi;
      · Yayıncılık sektöründe, MEB tavsiye kuruluna benzer bir yapı oluşturulması; bu kurulun, kendisine sunulan eserleri Risale-i Nur perspektifinde değerlendirip akreditasyon vermesi, tavsiye kararları yayınlaması

      gibi hayata geçirilmesi gereken pek çok vazife bizleri beklemektedir. Mufassal Tarihçe-i hayat’tan aldığım yukarıdaki 19 Maddelik beyanname çerçevesinde Nur Talebeleri’nin kendi çalışma alanlarını yeniden sorgulamaları ve en mühim meslekleri olan İman Hizmeti’ni, diğer hizmetlerde ne durumda ve ne seviyede olurlarsa olsunlar, esas maksat kabul ederek ona göre davranmaya devam etmeleri gerekmektedir.

      #790815
      Anonim

        Külliyat eksenli medya var diyebiliriz
        06 Mayıs 2011 / 16:10
        Medya meselesi Nur Talebeleri’nin özellikle 60’lı yıllardan beridir gündemindedir

        Risale Haber-Haber Merkezi
        Medya meselesi Nur Talebeleri’nin özellikle 60’lı yıllardan beridir gündemindedir. Bediüzzaman Said Nursi’nin vefatı ile beraber başlayan yeni dönemde, Nur Cemaati’nin farklı fraksiyonlara ayrışmasında motor vazifesi gören iki-üç meseleden biridir yayıncılık konusu.
        Yaklaşık elli senedir devam eden serencam içinde, belki en fazla tartışma yaşanılan üç beş mesele nedir dense, matbuat hususu, özellikle gazete çıkarma konusu bunların içine dâhil edilebilir. Bugün artık çok büyük bir Külliyat eksenli medya var diyebiliriz. Çok farklı büyüklükte pek çok işletmenin bu alanda yer etmiş olması; yeni ve büyük sorunların ortaya çıkması demektir. Medya ile olan hikâyenin başlangıcından beri devam eden ve artık kangren mesabesine çıkmış problemler yanında yenileri de bunlara ekleniyor.
        “Bir Ateşten Gömlek: Risale-i Nur ve Medya” yazısı için TIKLAYINIZ

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.