- Bu konu 27 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
18 Mayıs 2011: 19:07 #671556
Anonim
[TAVSIYE]Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki iman-ı tahkiki ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır[/TAVSIYE]
Risale-i Nur’un küçük ve masum şakirtleri
Risale-i Nur’un küçük ve masum şakirtlerinden elli altmış talebenin yazdıkları nüshaları bize göndermişler, o parçaları üç cilt içinde cem ettik.
İşte bu mecmuadaki parçaları yazanların nümune olarak bir kısmı şunlardır:
İsimleri Yaşları
Ömer 15
Mustafa 13
Hafız Nebi 14
Hicret 15
Hüseyin 11
Ahmed Zeki 13
Ayşe 11
Hafız Ahmed 12
Mustafa 14
Bekir 9
Ali 12
Ayşe 11İşte bu mecmuadaki risaleler, bu masum çocukların Risale-i Nur dan ders aldıkları ve yazdıklarının bir kısmıdır. Onların bu zamanda bu ciddi çalışmaları gösteriyor ki, Risale-i Nur da öyle bir manevi zevk ve cazibedar bir nur var ki, mekteplerde çocukları okumaya şevkle sevk etmek için icad ettikleri her nevi eğlence ve teşviklere galebe edecek bir lezzet, bir sürur, bir şevk, Risale-i Nur veriyor ki, çocuklar böyle hareket ediyorlar. Hem bu hal gösteriyor ki, Risale-i Nur kökleşiyor. İnşaAllah, daha hiçbir şey onu koparamayacak; ensal-i atiyede devam edecek, gidecek.
Aynen bu masum çocuk şakirtler gibi, Risale-i Nur’un cazibedar dairesine giren ümmi ihtiyarların dahi kırkelli yaşından sonra Risale-i Nur’un hatırı için
Risale-i Nur’un küçük ve mâsum şakirtleri yazıya başlayıp yazdıkları kırk elli parça, iki üç mecmua içinde derc edildi. Bu ümmi ihtiyarların ve kısmen çoban ve efelerin, bu zamanda, bu acip şerait içinde, herşeye tercihan Risale-i Nur a bu surette çalışmaları gösteriyor ki, bu zamanda Risale-i Nur a ekmekten ziyade ihtiyaç var ki, harmancılar, çiftçiler, çobanlar, yörük efeleri, hacat-ı zaruriyeden ziyade bir hacat-ı zaruriyeyi, Risale-i Nur’un hakaikini görüyorlar.Bu ciltte az ve sair altı cild-i ahirde masumların ve ihtiyar ümmilerin yazılarının tashihinde çok zahmet çektim. Vakit müsaade etmiyordu. Hatırıma geldi ve manen denildi ki: Sıkılma! Bunların yazıları çabuk okunmadığından, acelecileri yavaş yavaş okumaya mecbur ettiğinden, Risale-i Nur’un gıda ve taam hükmündeki hakikatlerinden hem akıl, hem kalb, hem ruh, hem nefis, hem his, hisselerini alabilir. Yoksa, yalnız akıl cüz i bir hisse alır, ötekiler gıdasız kalabilirler.
Risale-i Nur, sair ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki iman-ı tahkiki ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır.
Elhasıl: Masumların ve ümmi ihtiyarların noksan yazılarında iki fayda var:
Birincisi: Teenni ve dikkatle okunmaya mecbur etmektir.
İkincisi: O masumane ve halisane ve samimi ve tatlı dillerinden, derslerinden Risale-i Nur’un şirin ve derin meselelerini lezzetli bir hayretle dinlemek ve ders almaktır.
Kardeşiniz
Said NursiEmirdag Lahikasi, 1/58-59
[NOT]
Lahika Analizimize yardimci olacak sorular:1/Risale-i Nur’lar neden gazete okur gibi okunmaz?
2/Muzakere nedir ? Niçin onemlidir? TEZAKÜR sozcugu nerden gelmedir?
3/ Sohbetlere katilmak bir zaman kaybimidir? Baskalarinin fikirleri bizim için neden önemlidir?
4/Masum çocuklarin ve ihtiyarlarin noksan yazilarindaki hikmet nedir?
Anladiklarimizi Paylasalim…
[/NOT]
19 Mayıs 2011: 20:02 #791979Anonim
[NOT]1/Risale-i Nur’lar neden gazete okur gibi okunmaz?[/NOT]
Bediuzzaman Said Nursi , Risale Nur larin diger ilimler ve kitaplar gibi okunmamasi gerektigini bildiriyor.
“Gazete gibi okumayın” diye bizzat tavsiye eden Üstad Hazretlerinin kendisidir.
O halde nurlari vird ve sevsen gibi okumak yerine, anlayarak okumaliyiz ki butun duygu ve latifelerimiz tam istifade edebilsin. Ustad diyor ki:
[TAVSIYE]
“Hem iman yalnız ilim ile değil; imanda çok letâifin (ince hassas duygularin)hisseleri var.
Nasıl ki, bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif âsâba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor.
İlimle gelen mesâil-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır.
Iste Risale i Nur her yerde suyu buluyor, çikartiyor. Evvelce gidilen uzun yolu kisaltiyor ve mustakim ve selametli yapiyor”[/TAVSIYE]
Akıl midesi insanin cesedinin beslenmesine vesiledir.
Akil olmaz ise diger hisler bir ise yaramaz. Bu açidan hislerin terakkiyati için akil en önemli ölçüdur. Gazete gibi okundugu takdirde, akil ve zihin tam manasiyla kendisini veremez, hissiyat ve letaifeler doyurulmamis olur.Risale -i Nur mesleginin en önemli unsuru tefekkurdur.
Tefekkurde insani, gelistiren, terakki etmesini saglayan ve olgunlastirip, bildigini hazmetmesini saglayan bir dusunce sistemidir.Anlamak için, tefekkur etmek için, devamli mütalaa ve müzakere içerisinde olmaliyiz
[NOT]
2/Muzakere nedir ? Niçin onemlidir? TEZAKÜR sozcugu nerden gelmedir?[/NOT]“müzâkere : Bir konuyla ilgili görüşme, danışma ve konuşmadır. Müzâkere bir meselenin görüşmeye açılması ve tartışılmasıdır. Taraflar ilmî bilgi ve belgeleri ile meseleyi görüşür, konuşur ve neticeye bağlamaya çalışırlar. Müzâkere dahâ sağlıklı ve sıhhatli bir fikir paylaşımıdır.”
Risale-i Nurlar müzakere edilerek okunmalidir.
Hadisi seriflerde ,Kuran’i Kerim’in, Sunnetin, mutala edilmesi “Tezakür” kelimesiyle ifade edilmistir.
“Tefaul” sozcugunden tureyen bu kelime, iki veya daha fazla kisinin istiraki ile gerceklesen bir fikir alisvesidir.
Bu açidan bakildiginda, mütalaa ve müzakere nurlari okurken bir hedef olmalidir.
19 Mayıs 2011: 20:23 #791982Anonim
@FaKiR 250878 wrote:
[NOT]1/Risale-i Nur’lar neden gazete okur gibi okunmaz?[/NOT]
Bediuzzaman Said Nursi , Risale Nur larin diger ilimler ve kitaplar gibi okunmamasi gerektigini bildiriyor.
“Gazete gibi okumayın” diye bizzat tavsiye eden Üstad Hazretlerinin kendisidir.
O halde nurlari vird ve sevsen gibi okumak yerine, anlayarak okumaliyiz ki butun duygu ve latifelerimiz tam istifade edebilsin. Ustad diyor ki:
[TAVSIYE]
“Hem iman yalnız ilim ile değil; imanda çok letâifin (ince hassas duygularin)hisseleri var.
Nasıl ki, bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif âsâba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor.
İlimle gelen mesâil-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır.
Iste Risale i Nur her yerde suyu buluyor, çikartiyor. Evvelce gidilen uzun yolu kisaltiyor ve mustakim ve selametli yapiyor”[/TAVSIYE]
Akıl midesi insanin cesedinin beslenmesine vesiledir.
Akil olmaz ise diger hisler bir ise yaramaz. Bu açidan hislerin terakkiyati için akil en önemli ölçüdur. Gazete gibi okundugu takdirde, akil ve zihin tam manasiyla kendisini veremez, hissiyat ve letaifeler doyurulmamis olur.Risale -i Nur mesleginin en önemli unsuru tefekkurdur.
Tefekkurde insani, gelistiren, terakki etmesini saglayan ve olgunlastirip, bildigini hazmetmesini saglayan bir dusunce sistemidir.Anlamak için, tefekkur etmek için, devamli mütalaa ve müzakere içerisinde olmaliyiz
[NOT]
2/Muzakere nedir ? Niçin onemlidir? TEZAKÜR sozcugu nerden gelmedir?[/NOT]“müzâkere : Bir konuyla ilgili görüşme, danışma ve konuşmadır. Müzâkere bir meselenin görüşmeye açılması ve tartışılmasıdır. Taraflar ilmî bilgi ve belgeleri ile meseleyi görüşür, konuşur ve neticeye bağlamaya çalışırlar. Müzâkere dahâ sağlıklı ve sıhhatli bir fikir paylaşımıdır.”
Risale-i Nurlar müzakere edilerek okunmalidir.
Hadisi seriflerde ,Kuran’i Kerim’in, Sunnetin, mutala edilmesi “Tezakür” kelimesiyle ifade edilmistir.
“Tefaul” sozcugunden tureyen bu kelime, iki veya daha fazla kisinin istiraki ile gerceklesen bir fikir alisvesidir.
Bu açidan bakildiginda, mütalaa ve müzakere nurlari okurken bir hedef olmalidir.
müzakere ve istişare aynı şeymidir? aralarındaki fark nedir hocam.. bu halkaya meşvereyide ekleyebilirmiyiz
19 Mayıs 2011: 22:32 #791998Anonim
3/ Sohbetlere katilmak bir zaman kaybimidir? Baskalarinin fikirleri bizim için neden önemlidir?
öncelikle Risale-i Nur Kur’an tefsiri olduğu için
Kur’an’ın nurundan, feyzinden bir parça olduğu için tüm latifelerimize işler
yani o an orda bulunan herkes ve aslında hercanlı o nurlardan istifade eder
zihinsel engelli, muhakeme kabiliyeti olmayan biride hissesini alır
1 yaşındaki çocukta hissesini alır
hatta kişi derse gitse, uyuyup kalsa, dinleyemese dahi hissesini alır
çünkü sadece akla hitap etmez
kalbe ve ruha da gıdadır, ihtiyaçtır
ve aslında şu ahir zamanda kalbimizin ve ruhumuzun mutmain olmaya fazlaca ihtiyacı olduğu için
derslere daha çok ehemmiyet vermek gerekir
aklımızla çok fazla idrak edemesek dahi ruhumuz sünger gibi emecektir
çünkü manevi açlık had safhadaderslerin bir diğer kazancı ise
Risale-i Nur’lara, derslere sadık bir kişi
artık o halkaya dahil olmuş demektir
şirketi maneviye sırrınca yapılan tüm evrad ve ezkardan hissedar olur
mesela namaz tesbihatlarımızı düşünelim
tüm Risale-i Nur talebelerini dualarımıza dahil ediyoruz
ve onlarında yaptıkları tüm tesbihatlardan bizde hissedar oluyoruz inşaallah
yani dünyanın Risale-i Nur okuduğu şu zamanda ne kadar büyük kazanç siz kıyas edinbaşka bir kazancı ise
insanın tefekkür deryası genişler
çünkü okunan bir cümleden ben başka bişey anlarım
başka bir kardeşim başka anlam çıkarır
mütalaalı derslerde hayret içinde kalındığı çok olur
“hiç o açıdan bakmamıştım” der insanbir diğer kazancı ise
oradaki kardeşlik
yani herkes aynı amaç için orda
aynı hedef için çabalıyor
kendi kardeşinden, akrabasından göremediği ilgiyi alakayı oradaki kardeşinden görebiliyor insan
sonra,kendi nefsini geri planda tutmayı öğreniyor
bu yolda zaman zaman tökezlemeler olabiliyor ama
elhamdülillah ihlas ve uhuvvet risalesi imdada yetişiyormuhakkak daha nice hikmetleri faydaları vardır
lakin aklıma gelenler bunlar oldu
ama bunlar bile derslere gitmenin zaman kaybı değil
aslında fıtri bir ihtiyaç olduğunun kanıtıdır benceRabbim cc bir buz parçası gibi olan nefsimizi
bu büyük deryada eritebilmeyi nasip etsin cümlemize
amin20 Mayıs 2011: 15:51 #792045Anonim
1/Risale-i Nur’lar neden gazete okur gibi okunmaz?
Risale-i Nurlar, asrin ihtiyaci olan iman hakikatlerini en güzel bir sekilde ikna yolu dile getirdiginden diger ilimler gibi okunmaz .
Risale okuyan insan müdakik bir sekilde kelimeler üzerinde durup , düsünse hem akla , hem, kalbe ,hem ruha , hem nefse fayda sagliyacak manevi bir iksir, ve hayatimizi sekillendirme yönünde bize sunulan bir istikamettir.Risalelerin cogu yerinde ey nefsim diye nefse hitap etmek vardir , anlayarak , yada anlamaya calisarak okunuldugu taktirde nefsimiz bundan bir hisse alacaktir , her insana farkli bir sekilde acilan ve gönlündeki yaralari ve acilari en güzel sekilde saran yine Risalele-i Nurlardir. Nurlar dairesine giren herkes bir sekilde faydasini görecek ve lezzet alacak , olaylara bakmak cihetinden ufku genisleyecektir.
Cünki Risale dili misallerle , tesbihlerle insan aklina daha iyi hitap eder ve her türlü vakaya fakli boyutlardan bakmayi ögretir.
insan aklinda , kalbinde , ruhunda bir insiraha ve bir inkisafa sebebiyet verir.
Nurlar dairesine giren herkes bu dairenin manevi atmosferinden yararlanir .nice eza ve zorluklarla meydana gelen bu muhtesem külliyatin gazete okunur gibi okunmasi ne kadar akla uygundur , düsünmek lazim.
20 Mayıs 2011: 18:29 #792055Anonim
1/Risale-i Nur’lar neden gazete okur gibi okunmaz?Gazeteler bize fani dünyamızın haberlerini getirir. Risale-i Nurlar ise Kuranın ışığında bize Allahı, Onun bizden neler istediğini, buraya neden geldiğimizi, nereye gideceğimizi, bu uzun yolculukta nelerle karşılaşacağımızı, bunlara karşılık nasıl hazırlıklarda bulunacağımızı, ve daha da önemlisi o uzun yolculuğun saadetli neticesinin, en mühim sebebi olan imandan haber verir. Güncel haberler hergün değişir, bir günü bir günü tutmaz. Risale-i Nurlar ise değişmeyen hakikatlerden bahseder. Risale-i Nuru okumayı gazete okumaya kıyaslamak sonsuzlukla fani olanı kıyaslamak gibi birşey. Haliyle sonsuza hazırlayan çok çok daha kıymetlidir ve önem ister, ilgi ister, sadakat ister, uğraş, çaba ister.
Gazete gibi okunmamalı sözcüğünden ben her kelimesini anlamak şartını anlamıyorum. Öyle olsa idi anlamasanız da okuyun demezdi herhalde Üstad Hazretler. Bu sözden anladığım ona verilen ehemmiyet noktasındadır. Anlamasakta bir gazetedeki yazıyı anlamaktan çok daha fazla ilgiyi hakediyor. Anlamıyorsakta diğer latifelerim ondan ihtiyacı olanları alsınlar diye okumaya devam etmek, önem vermek, sadakat ve istikrar göstermek ona verilen değerin, kıymetin belirtisidir.
2/Muzakere nedir ? Niçin onemlidir? TEZAKÜR sozcugu nerden gelmedir?
Müzakere karşılıklı fikir alışverişinde bulunarak okumaktır. Herkes okuduğundan anladığını koyar ortaya. Diğer bir tabirle müdavele-i efkar (fikir alışverişi). Herkes heryerini anlamaz malum, o yüzden müzakereler çok önemlidir. Bir konuya çok farklı açılardan bakabilme yetisi kazandırır. Tezakür sözcüğü nerden gelmiş bilmiyorum ama müzakere ile aynı kökten olduğu kanaatim var. ZİKİR, TEZAKÜR, MÜZAKERE, EZKAR, MEZKUR GİBİ birçok çeşidini bulmak mümkün risalelerde.
3/ Sohbetlere katilmak bir zaman kaybimidir? Baskalarinin fikirleri bizim için neden önemlidir?
Sohbetlere katılmak bir gerekliliktir. Zaman cemaat zamanı, ferdi takılmak hem tehlikeli, hem de islami bir yaşam tarzı için yetersiz. Sürüden ayrılanı kurt, cemaatten ayrılanı da şeytan kapar. Bu manada birçok ayet ve hadis örnekleri vermek mümkün. Dileyen olursa onları da buluruz.
Başkalarının fikirleri şu açıdan önem arzetmektedir. Sohbetlerde bulunan kişilerin hemen herbirisi farklı şartlarda yetişmiş, farklı kültürlerden, farklı statüde insanlardan oluşur. Bu kadar değişken şartlarda bir araya aynı hedef için gelen insanların fikirlerinden elbette istifade etmek gerekli ve de bir avantajdır. Herkes okuduğunu kendi tecrübeleriyle, kültürüyle değerlendirir.
Risale-i Nurlara yakınlık, muhataplık derecesi; sadakat, teslimiyet, gayret, ihlas, fedakarlık gibi hasletlerle doğrudan ilişkilidir. Sohbetlerimize gelen kişiler içerisinde, o yakınlık derecelerinden istifade etmek müthiş birşey. Ve bizleri daha da yakınlaştıran, yakınlaştırmaya vesile olan teşvik unsurlarıdır diyebiliriz farklı kişilerin fikirleri için.
Diğer kısımlarına kardeşlerimiz değinmiş. Allah razı olsun okuyanlardan, istifade edenlerden, yazanlardan.
4/Masum çocuklarin ve ihtiyarlarin noksan yazilarindaki hikmet nedir?
Masum çocuklar ve ihtiyarlar yazılarını noksan yazdıklarından daha dikkatli ve yavaş okunuyor ki ne yazmış anlaşılsın. O yavaş okuma da bir nevi tefekküre sebep oluyor. Kelimelerin içinde mana alemine girebiliyor insan bir anda.
20 Mayıs 2011: 18:37 #792057Anonim
sayın hüseyni başkanım çok çok üzülerek ifade etmeliyimki bazı masum çocuk dediğimiz kişiler çocuklar şimdilerde çok çok kötü ve serseri insanlara dönüşmüşler yahu abim düşünsene 4 yaşında çocuk bebe küfür ediyor bunu ona öğreten baba ana nasıl biridir.sizce….birde bazı daha dünün çocukları bize kafa tutmaya başlamış biz ne yaparız abi o kafaları kopartırız tabikide….bence………….
20 Mayıs 2011: 19:25 #792058Anonim
Allah razi olsun İnŞ..selametle……….
21 Mayıs 2011: 11:28 #792079Anonim
Risaleleri gazete okur gibi okumak acele kılınan namaz gibi geliyor bana. Nasıl acele kılınan namazda insanın o namazdan alacağı ilham nur feyiz ve bereket azalıyorsa ve namazın huşusu kaçıyorsa aynen öylede gazete gibi okunan risalede o okumadan aklımızın, ruhumuzun, kalbimizin ve latifelerimizin alacağı feyiz ve bereket azalıyor.
Yine namaz kılmayla ilgili bir hadisi şerifte kainatın efendisi (s.a.v) nice namaz kılanlar vardır yanlarına yorgunluktan başka bir şey kar almaz nice oruç tutanlar da vardır yanlarına açlıktan başka bir şey kar kalmaz buyuruyor. Risale-i nurlarıda talepkar susamış bir gönülle okumadığımızda, bu iman hakikatları başkalarına değil bana söyleniyor bu konuda muhatap nefsim diye yönelmediğimizde ve iman hakikatlarına gazetelerdeki sadece bilinmesi gereken güncel ve genel kültür nevinden bilgiler gibi yaklaşıp yaşanması gereken hayata hayat yapılması gereken hakikatlar nazarıyla bakmadığımızda gafletle namaz kılan bir insanın yanına sadece yorgunluğun kar kalması gibi risale okumalarından da ancak yanımıza iman feyzi ve nuru yerine göz yorgunluğu kar kalır.
Bir hadisi şerifte “Kuranı okurlar ancak gırtlaklarıklarından aşağı inmez” buyuruluyor. Böyle bir okumayla da insan sadece bilen ama gırtlağından kalbine inmeyen, hayatına uygulamayan kitap yüklü eşeklere dönebilir.
Nasıl cemaatle kılınan namaz daha feyizli ve bereketliyse, üç tane bir ayrı ayrı dursa üç ediyor yan yana geldiğinde 111 kuvvetinde ediyorsa, Allah rızası için risaleleri müzakere niyetiyle bir araya gelen insanlarında anlayış kavrayış ve idrakları 111 kuvvetinde olacak ve daha fazla feyiz bereket alınmasına vesile olacaktır.
Bir hadisi şerifte “ yeryüzünde gezen melekler vardır bunlar Allahın adının anıldıkları meclisleri gördüklerinde Allaha haber verirler Allah da meleklere onlar beni gördülermi diye meleklere sorar hayır derler, melekler Allaha onlar cehennemden sakınıyor dediğinde Allah meleklere peki cehennemi gördülermi diye sorar hayır derler o zaman ben onları affettim buyurur. İçlerinde iyi niyetli onlardan olmayan biri var dendiğinde onuda iyilerin arasında olduğu için afetim buyurur Allah ve melekler oradakilerin kalbine sekine verir”. Evet müzakere edilen meclislerde sekine yani bir gönül ferahlığı gönül rahatlığı ve huzuru vardır.
21 Mayıs 2011: 11:38 #792080Anonim
Kuranı kerim Allahın Kelam sıfatından gelen bir kitapsa kainatta, tabiatta Allahın ilmiyle iradesiyle kudretiyle yazdığı diğer bir kitap. Üstad kainat mescidi kebirinde kuran kainatı okuyor buyuruyor.
Risalei nurlarda Kuranı Kerimde kainat kitabından bahsettiğine göre Kainatta ve tabiatta fizik, kimya, biyolji, matematik, tıp coğrafya gibi bir çok ilim mevcut olduğuna göre kuranın tefsiri için hakeza risalei nurların şerh ve izahı için fizikçiden kimyacıdan biyologdan tıpçıdan ve birçok uzmanlık dalından oluşan ilmi bir heyete ihtiyaç vardır ki bu da müzakereyi iktiza eder.
Kuranı kerimde arzın ve semanın yedi kat olduğuyla ilgili ayetleri daha iyi analiz etmek için coğrafyacı ve gök bilimciye, tatlı suyla tuzlu suyun karışmamasıyla ilgili ayetleri anlamak için deniz bilimciye insanın ana rahmindeki yaratılış evreleriyle ilgili ayetleri kavramak için tıpçıya, kainatın genişlemesi ve dünyanın iki ucundan basık olduğuyla ilgili ayeti daha iyi anlamak için uzay bilimciye kuranın icazı ve belagatını analiz etmek için sosyolg ve edebiyatçıya, Hz Süleymanın belkısın tahtını bir anda cinlere getirtmesinin ışınlama teknolojisine, Hz isanın ölüleri diriltmesinin ve Hz Musanın ölüye bir etle vurulmasını isteyip ölünün katilini söylemesinin tıppın geleceği son noktaya, Hz Yusufun buğdayın başağıyla saklandığında daha uzun süre çürümeden dayanacağına işaret olduğunu ancak müzakere yapan bir heyet kavrayabilir ve kavratabilir.
Kuran her asırdaki her seviyede insana hitap ettiği için tabiki mesleği konumu durumu ne olursa olsun her insanın kuran ve risale bahçesinden alacağı çok nurlar vardır. Kurandan feyiz almak için illa bilim adamı olmaya da gerek yok. Yeterki önyargısız insaflı ve ihlaslı bir gönülle yönelelim.
22 Mayıs 2011: 12:11 #792160Anonim
Risalei nurlari bir gazete gibi okumayip, muzakere seklinde okumak bir bereket vesilesidir.
Cunku bu sekilde sohbet ortamlarindaki okumalarda , ozellikle tefsir ve hadis sohbetlerinde,
herkesin kalbine dogan feyizler, alacagi manevi gida farkli olacaktir.Hatta o sohbet ortaminda bulunanlarin hepsi fikrini soylemese bile, onlarinda kalplerine dogan ilahi feyizler ve esintiler, orada bulunan herkesin ruh dunyasina yansiyacak ve muthis bir haz alip okunan konudan istifade edilecektir.
22 Mayıs 2011: 12:21 #792161Anonim
Zaman yaşlandıkça Kur’an-ı Azimuşan gençleşecek.
Muzakere , Kuran-i Kerim’in ve ondan takattur eden Risalelerin tazeligini koruyabilmesi, orijinalligini yitirmemesi icin,
zaman yaslandikca onlarin genclestigini gorebilmenin ve bu genclesen ilimden istifade edebilmenin yegane yoludur.20 sene önce 20 yasindaki bir genc muzakere ettigi konudan farkli bisey anlarken, ondan 20 sene sonra gelen ayni yasta olan genç okudugu yerden farkli seyler anlayacaktir. Okunan eser orijinalligini yitirmeden gencligini koruyabilecektir.
23 Mayıs 2011: 10:51 #792212Anonim
Müzakere etsek,etmesek risalei nur tazeliğini ve gençliğini koruyor.
Delil mi istersiniz;Hergün ders halkası genişliyor.
23 Mayıs 2011: 10:56 #792213Anonim
Risalei nur müzakere olarak değil,
tefekkür edilerek okunmalıdır.
Müzakere edilmez.Tefekkür ve mütalaa edilir.
Müzakere de tartışma vardır.Konunun tasdiki vardır.
Bizde ilim yok ki,üstadın açıkladıklarının doğru mu,yanlış mı olduğunu bilelim.
Kurana ve sünnete uygun açıklama yapmış mı,yapmamış bilelim.
Biz ancak tefekkür edebiliriz,anladığımız kadarıyla.
23 Mayıs 2011: 10:59 #792214Anonim
Üstad iman hakikatlarının tartışılmasına izin vermiyor.
Aziz kardeşlerim,
O gece benden sual ettiniz; ben cevabını vermedim.Çünkü, mesâil-i imaniyenin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir.
Siz münakaşa suretinde bahsetmiştiniz.
………………..
Aziz kardeşim,
Sen bu mektubu Eczacıya ve münakaşayı işitenlerden münasip gördüklerine oku. Benim tarafımdan da, yeni bir talebem olan Eczacıya selâm et, de ki:
Mezkûr mesâil gibi dakik mesâil-i imaniyeyi, mizansız mücadele suretinde cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Mizansız mücadele olduğundan, tiryak iken zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesâil-i imaniyenin itidal-i demle, insafla, bir müdavele-i efkâr(FİKİRLERİNİ PAYLAŞMAK) suretinde bahsi caizdir.12.mektubun başı-mektubat
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.