- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
22 Mayıs 2011: 14:14 #671671
Anonim
Ortadoğu sorununu çözmek Filistinlilere düştü
22 Mayıs 2011 / 09:00
Ortadoğu’daki otokratik rejimlerin yanı sıra Filistinliler arasındaki parçalanmışlığı çok iyi bir şekilde kullanan İsrail’in hayatiyet alanı gittikçe daralıyorFilistinliler, izleyecekleri akıllı politikalarla İsrail’i çok zor durumda bırakabilir. Bunun başında da şüphesiz Hamas ve diğer Filistinli grupların bir an önce terör eylemlerini reddetmesi ve İsrail ile masaya oturmaya razı olması geliyor. El Fetih ve Hamas’ın, aralarındaki sorunları çözerek İsrail’in karşısına daha güçlü bir şekilde çıkmaları gerekiyor.
On yıllardır Ortadoğu’da demokrasiye vurgu yapan Amerikan yönetimleri aslında el altından ve kimi zaman da açıkça ‘ılımlı rejimler’ olarak adlandırdığı otokratik rejimlerin ayakta kalması için çabaladı. Aynı ‘ikili’ politika yarım yüzyıldan fazla bir süredir Filistin için de sürdürülüyor. Barack Obama da dahil Amerikan başkanları, Filistin sorununu çözme vaadiyle göreve başlıyor ancak statükoyu değiştirecek adımlardan ya kaçınıyor ya da kaçınmak zorunda kalıyor.
2009 yılında Obama, seçim kampanyası sırasında ABD askerlerini Irak ve Afganistan’dan çekeceğini duyurmasının yanı sıra Filistin sorununu çözeceğini de vaat etmişti. Göreve başladığında bunun için güçlü bir irade de ortaya koydu. Ortadoğu barış sürecinin önündeki en önemli engel olarak gösterilen Yahudi yerleşim birimi inşaatlarının dondurulması için İsrail’e ciddi bir baskı uygulamaya başladı.
Ancak tam o sırada Obama sağlık reformunun Kongre’den geçmesi için adeta ‘ya sağlık reformu ya yerleşimler’ kampanyalarıyla karşı karşıya bırakıldı. İsrailli liderler, Binyamin Netanyahu’ya açık bir tavır takınan Obama’yı bu konuda tehdit etmekten dahi çekinmedi. Ve geçtiğimiz yıl eylül ayında bölgedeki barış umudu yeniden söndü, İsrail de yerleşim birimi inşaatlarına kaldığı yerden devam etmeye başladı.
Obama’nın barış süreci ile ilgili perşembe günü yaptığı açıklama, aslında daha önceki ABD başkanlarının sözlerinin bir ‘kopyala-yapıştır’ versiyonu. Tek fark ‘1967 sınırları içinde bir çözümden’ açıkça bahsetmesi. Oluşturduğu statükonun sözlü olarak dahi delinmemesi için olağanüstü bir hassasiyet gösteren İsrail, bu sözü adeta savaş ilanı sayıp Obama’ya sert tepki gösteriyor.
Aynı şekilde açıklamasında Libya, Yemen ve Suriye için demokratik gereklerden bahseden Obama’nın, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinden hiç bahsetmemesi, Bahreyn için diyalog çağrısında bulunması da ABD’nin bölgeye ve Filistin’e bakışının değişmediğini gösteriyor. Bu saatten sonra artık iş Filistinlilere düşüyor. Kahire’nin ardından üç gün boyunca Moskova’da uzlaşma görüşmelerini sürdürecek olan El Fetih ve Hamas’ın, bir an önce aralarındaki sorunları çözerek İsrail’in karşısına daha güçlü bir şekilde çıkmaları gerekiyor.
Ortadoğu’daki otokratik rejimlerin yanı sıra Filistinliler arasındaki parçalanmışlığı çok iyi bir şekilde kullanan İsrail’in hayatiyet alanı gittikçe daralıyor. Filistinliler izleyecekleri akıllı politikalarla İsrail’i çok zor durumda bırakabilir. Bunun başında da şüphesiz Hamas ve diğer Filistinli grupların bir an önce terör eylemlerini reddetmesi ve İsrail ile masaya oturmaya razı olması geliyor. Bölgeyi kasıp kavuran demokratik süreçten İsrail’in kaçması artık çok zor. Bölgenin tek demokratik olmayan rejimi olarak kalmaya aday İsrail’in bir an önce oyalama taktiklerini bırakması ve barışa niyetlenmesi gerekiyor. Barışın da artık olmazsa olmazı Yahudi yerleşim birimi inşaatlarının durması ve İsrail’in 1967 sınırlarına çekilmeyi kabul etmesi. Ortadoğu son bir haftada Obama’nın konuşmasına odaklanırken, bölgedeki 5 ülkede devam eden demokrasi mücadelesi ise yerinde sayıyor. Son bir haftada bölgede yaşanan gelişmeler şöyle:
Tunus: Libya’daki çatışmalardan yoğun bir şekilde etkilenen Tunus, demokrasisini düzlüğe çıkarmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Gelecek hafta Fransa’da yapılacak olan G-8 Zirvesi’nden önümüzdeki 5 yıl için 25 milyar dolar bulmaya çalışacak olan Tunus, bu kaynağı istihdam oluşturacak büyük projelerde kullanmak istiyor. Bu yıl yüzde 1 civarında büyümesi beklenen Tunus’ta özellikle en önemli gelir kalemini oluşturan turizmin yeniden canlandırılmasına çalışılıyor.
Mısır: Geçtiğimiz hafta dini çatışmalara sahne olan Mısır, bu hafta ağırlıklı olarak eski first lady Suzan Mübarek’in hapisten kurtulmak için 4 milyon dolarlık mal varlığını devlete bağışlaması, eski bakanların yargılanmalarını ve en önemli konu olarak bütçeyi denkleştirmek için gereken milyarlarca doları konuştu. Uzmanlar Mısır’ın bu yılki bütçe açığının 30 milyar doları geçeceğini, bu paranın bulunmasının ise çok zor olduğunu belirtiyor. Hafta içinde Müslüman Kardeşler hareketi de kurduğu Özgürlük ve Kalkınma Partisi’nin resmi kuruluşu için mahkemeye başvurdu.
Libya: Koltuğunu bırakmamak için direnmeye devam eden Libya lideri Muammer Kaddafi’nin eşi ve kızının Tunus’ta olduğu yönündeki haberler bizzat ABD tarafından duyurulurken, Kaddafi’nin kara gücünden sonra deniz gücü de NATO birlikleri tarafından imha ediliyor. Kaddafi’nin ise saldırılara hedef olmamak için saklandığı ve güçleri ile bağlantısını yitirdiği öne sürülüyor.
Yemen: Körfez ülkeleri Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in görevini bırakması için çözüm önerileri üzerinde çalışırken muhalifler Salih’in şartsız çekilmesi için gösterilerini sürdürüyor. Görevini bırakmaya hazır olan Salih ise yargılanmaktan kaçmak için pazarlıklarını sürdürüyor.
Suriye: Ortadoğu’daki en sert direnişi gösteren Beşşar Esed rejimi önceki gün de gösteri yapan halka yönelik güç kullanmaktan çekinmedi. Olaylarda 44 sivil hayatını kaybetti. Gösterileri çok kanlı bir şekilde bastırarak rejim değişikliğinin önüne geçmeye çalışan Esed rejiminin son günlerde olayları bastırmakta başarılı olması dikkat çekiyor. Amerikan yönetimi, Esed ve bazı üst düzey Suriyeli yetkililere yönelik ambargo uygularken, BM insan Hakları Konseyi üyeliğine Suriye’nin yerine Kuveyt seçildi.
Zaman -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.