- Bu konu 5 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
1 Haziran 2011: 16:05 #671840
Anonim
16. FASIL: ALLAHA VE RASÛLÜ’NE DAVET YOLUNDA ÇEKİLEN AÇLIKHz. Peygamber’in Açlığa Tahammül Etmesi
– Siz istediğiniz kadar yiyecek ve içecek bulamıyor musunuz? Andolsun, peygamberinizi gördüm, hurmanın en incelerinden bile karnını doyuracak miktarı bulamıyordu.
– Hz. Ömer halkın eline geçen dünya malından söz ederken “Ben Rasûlullah’ı gördüm, bütün gün ızdırab çekiyor ve karnını doyuracak kadar da olsa hurmanın en düşüklerini bile bulamıyordu” dedi.[1]
_______________________________
[1] Terğib, V/154; Kenzü’l-Ummal, IV/40 (Hadisi İmam Ahmed, Tayalisi, İbn Sa’d, İbn Mace, Ebu Avane ve başkaları da rivayet etmiştir)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/296.1 Haziran 2011: 16:06 #792501Anonim
Ahiret Azabının Şiddeti, Allah Yolunda Açlık Çekenlere İsabet EtmezEbu Hureyre şöyle anlatıyor: Peygamber oturarak namaz kılarken ben huzuruna girerek
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bakıyorum oturarak namaz kılıyorsun? Sana isabet eden nedir?” dedim. Hz. Peygamber“Ey Ebu Hureyre! Açlıktır” dedi. Bunun üzerine ben ağladım, bana
“Ey Ebu Hureyre! Ağlama, kesinlikle kıyamet gününde, hesabın şiddeti dünyada Allah rızası için açlık çekene isabet etmez” buyurdu.[1]
___________________________
[1] Kenzü’l-Ummal, IV/41; Ebu Nuaym, Hilye’de; Hatib, İbn Asakir ve İbn Neccar, (Ebu Hureyre’den)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/296.1 Haziran 2011: 16:08 #792503Anonim
Hz. Peygamber’in Evinde, Ne Geceleri Işık, Ne de Gündüzleri Ateş Yanmazdı– Hz. Aişe anlatıyor: Babam bize geceleyin, kesilmiş bir davar bacağı gönderdi. Evimizde ışığımız yoktu. Karanlıkta ben tuttum, Hz. Peygamber de doğradı. Veya Hz. Peygamber tuttu ben doğradım. [1]
– Zaman olurdu ki, Hz. Peygamber’in hanımlarına ait hücrelerin hiç birinde, aylarca ne ışık yanar, ne de ateş yakılırdı. Zeytin yağını buldukları zaman, onu merhem yerine kullanır ve iç yağını bulurlarsa da onu yerlerdi.[2]
Ebu Hureyre şöyle anlatıyor: Allah Rasûlü’nün ailesine ait hiç bir evde ne ekmek ne de yemek pişirmek için ateş diye bir şey yakılmazdı. Bu hâl bazan bir ay, bazan da iki ay böyle devam ederdi. Dinleyenler
“Peki ne ile yaşıyorlardı, ey Ebu Hureyre?” diye sordular. Ebu Hureyre,
“Hurma ve suyla geçinirlerdi. Bir de, ensardan bir kaç komşuları vardı. Allah onları mükâfatlandırsın. Ara sıra Hz. Peygamber’e süt gönderirlerdi” dedi.[3]
– Urve şöyle anlatıyor: Teyzem Aişe bana
“Yeğenim! And ediyorum ki, biz, iki ay bekliyorduk yine de Rasûlullah’ın hanelerinde ateş yanmıyordu!”
“Teyzeciğim, o halde siz nasıl yaşıyordunuz?” diye sordum. Bana
“Hurma ve suyla. Ayrıca Hz. Peygamber’in ensardan komşuları vardı. Onların sağmalları vardı. Onlar Rasûlullah’a hayvanların sütlerinden gönderirler, biz de o sütü içerdik” dedi.[4]
– Hz. Aişe şöyle anlatıyor: Bazan kırk gün geçerdi de, Rasûlullah’ın hiç bir evinde ateş yakılmazdı.
“Peki siz nasıl yaşıyordunuz?” diye sorulduğunda Hz. Aişe
“Hurma ve su ile yaşıyorduk. Onu da bulabilirsek” diye cevap verdi.[5]
– Mesruk şöyle anlatıyor: Hz. Aişe’nin hanesine gittim. Bana yemek verilmesini söyledi ve
“Ben doyuncaya kadar yemek yediğim zaman ağlarım” dedi. Niçin ağladığını sorduğum zaman da
“Rasûlullah’ın dünyayı terkettiği halini hatırlıyorum. Andolsun, Rasûlullah hiç bir zaman, bir günde doyasıya ekmek ile et yemedi” dedi.[6]
– Hz. Aişe şöyle diyor: Rasûlullah Medine’ye geldiği günden itibaren arka arkaya üç gün buğday ekmeğini doyasıya yememiştir.
– Hz. Aişe şöyle diyor: Muhammed’in ailesi iki gün arka arkaya arpa ekmeğinden doyasıya yemedi. Bu durum Rasûlullah vefat edinceye kadar da böyle devam etti.
– Hz. Aişe diyor ki: Rasûlullah vefat edene kadar hiç bir zaman hurma ve sudan doyasıya yememiştir.[7]
– Hz. Aişe şöyle anlatıyor: Rasûlullah hiç bir zaman doyasıya yemedi. İsteseydik yiyebilirdik. Fakat Rasûlullah başkalarını nefsine tercih ederdi.[8]
___________________________
[1] Terğib, V/155 (İmam Ahmed’den); Tabarani de bu hadisi rivayet ediyor. Fakat orada şu ek vardır: Hz. Aişe’ye “Ey müminlerin annesi, lambanız yok muydu?” diye sorulduğunda “Eğer lambada yakılacak yağımız olsaydı onu yerdik” dedi.
[2] Terğib, V/154; Heysemi, X/325 (Ebu Hureyre’den)
[3] Heysemi, X/215
[4] Terğib, V/155 (Buhari ve Müslim’den); Mecma’, X/315
[5] Kenzü’l-Ummal, IV/38
[6] Terğib, V/148
[7] Kenzü’l-Ummal, IV/38
[8] Terğib, V/148; Beyhaki (Hz. Aişe’den)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/296-297.1 Haziran 2011: 16:10 #792504Anonim
Hz Heygamber’in Çektiği Geçim Sıkıntısı– Hz. Peygamber halkı nefsine tercih ederdi. Hatta mübarek izarını deri ile yamalardı. Ölünceye kadar herhangi bir sofranın üzerinde yemedi ve incelmiş ekmeği yemedi. Başka bir rivayette “Hiç bir zaman sofrasında, pişirilmiş bir koyunu gözü ile görmedi” denilmektedir. [1]
– Allah Rasûlü ailesiyle beraber aç oldukları halde peşpeşe çok gece yemeden gecelemişlerdir. Onlar akşam yemeği bulamazdı. Ekmeklerinin çoğu ise arpa idi.[2]
– Hz. Peygamber önlerinde pişirilmiş bir koyun gövdesi bulunan bir topluluğun yanından geçti. Rasûlullah’ı sofraya davet ettiler, fakat kabul etmedi. Rasûlullah dünyadan göçtüğü zamana kadar hiç bir şekilde arpa ekmeğini doyasıya yememiştir.[3]
– Hz. Fatıma, Hz. Peygamber’e bir parça arpa ekmeği takdim etti. Hz. Peygamber ona
“Babanın üç günden beri yediği ilk yemek bu oluyor” dedi. Bu hadisi Tabarânî de rivayet etmiştir. Tabarânî’de şu ek vardır: Hz. Peygamber
“Bu nedir ya Fatıma?” deyince, Fatıma
“Bu, pişirdiğim bir ekmektir. Nefsim sana bu parçayı getirmeyince rahat etmedi” dedi. İşte o zaman Hz. Peygamber
“Babanın üç günden beri yediği ilk yemek budur” buyurdu.[4]
– Hz. Peygamber’e sıcak bir yemek getirildi. Yedikten sonra “Hamd Allah’a mahsustur, şu şu müddetten beri benim karnıma sıcak yemek girmemiştir” buyurdu.[5]
– Sehl şöyle dedi: Hz. Peygamber, peygamber olduğu andan vefat edinceye kadar elenmiş undan yapılan bir ekmek yemedi. Sehl’den soruldu:
“Rasûlullah zamanında sizin eleğiniz var mıydı?” Sehl
“Hz. Peygamber, peygamber olduğundan ölünceye kadar elek görmedi” dedi. Dediler ki
“Elenmemiş arpa ekmeğini nasıl yiyordunuz?” Cevab olarak
“Biz onu öğütüyor, üflüyor, uçan uçuyor, gerisini su ile ıslatıyorduk” dedi.[6]
– Rasûlullah’ın sofrasında arpa ekmeğinden ne az ne de çok kalmazdı.
Diğer bir rivayetinde ise: “Rasûlullah’ın önünden sofra, hiç bir zaman, yemek artığı olduğu halde kaldırılmadı” denilmektedir.[7]
____________________________
[1] Terğib, V/153
[2] Tirmizi (İbn Abbad’dan)
[3] Terğib, V/148-151 (Tirmizi ve Buhari’den)
[4] Heysemi, X/312 (İmam Ahmed ve Tabarani’den)
[5] Terğib, V/149 (İbn Mace ve Beyhaki’den)
[6] Terğib, V/153 (Buhari’den)
[7] Terğib, V/151; Heysemi, X/313 (Tabarani’den)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/298-299.1 Haziran 2011: 16:11 #792505Anonim
Hz. Peygamber ile Ashabının Açlıktan Karınlarına Taş Bağlamaları– Biz Rasûlullah’a aç olduğumuzu söyledik ve elbiselerimizi kaldırıp, karınlarımızın üzerine bağladığımız taşı gösterdik. Hz. Peygamber de elbisesini kaldırdı, karnına bağladığı iki taşı bize gösterdi. [1]
– Hz. Peygamber bir gün çok acıktı. Karnına bir taş bağladıktan sonra “Dikkat edin, çok nefis vardır ki toktur, yumuşak yatakta yatar. Fakat kıyamet günü aç ve çıplaktır. Dikkat edin, çok kişi vardır ki görünüşte nefsine önem verir. Gerçekte ise, nefsini rezil etmektedir. Yine dikkat edilsin ki, bazı kimseler görünüşte nefsini rezil ediyor, gerçekte ise onu ikrâma boğmuştur.”[2]
_______________________________
[1] Terğib, V/156 (Tirmizi’den)
[2] Terğib, V/422 (İbn Ebi’d-Dünya’dan); İsabe, II/486, bu hadisi Hatib ile İbn Mendeh de rivayet etmiştir.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/299.1 Haziran 2011: 16:12 #792506Anonim
Hz. Aişe’nin Tokluk Hakkındaki Sözü– Peygamber’inden sonra bu ümmetin başına ilk gelen belâ doyasıya yemektir. Çünkü insanlar karınlarını doldurduklarında bedenleri semizleşiyor, böylece kalpleri zayıf oluyor, şehvetleri serkeşlik ediyor. [1]
___________________________
[1] Terğib, V/420 (Buhari, Kitabü’z-Zuafa’da, İbn Ebi’d-Dünya, Kitabu’l-Cuda)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/299.1 Haziran 2011: 16:55 #792507Anonim
@HuSeYni 251972 wrote:
Hz. Aişe’nin Tokluk Hakkındaki Sözü– Peygamber’inden sonra bu ümmetin başına ilk gelen belâ doyasıya yemektir. Çünkü insanlar karınlarını doldurduklarında bedenleri semizleşiyor, böylece kalpleri zayıf oluyor, şehvetleri serkeşlik ediyor. [1]
___________________________
[1] Terğib, V/420 (Buhari, Kitabü’z-Zuafa’da, İbn Ebi’d-Dünya, Kitabu’l-Cuda)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/299.asrımızda bu belayı veya cahilliği diyelim adına ;
Çok yaşamaktayız.maalesef .Hem manevi olarak hemde tıbbı olarak zararları aşikar mideyi tıka basa doldurmanın;
Aslında benim şahsen en çok üzen durumda;Ramazan aylarındaki ziyafetlerin çokluğu ve akabinde pervasızca yeme içmeler çok dikkatimi çekiyor;Ve o anda hz Bilal’in hayatından bir kesit aklıma gelince hem kendime kızıyorum hemde haya ediyorum;Bizlerin gözü hiç doymazken yemeğe;Hz peygamberin(sav) müezzini orucunu iki hurmayla açıp ertesi günü oruca devam etmesi ;
Ve o zaman teffekkür anında tekrar kendimi düşünmekten alamıyorum;
Bizlerin müslümanlığıyla Ashabın müslümanlığı arasında himalaya dağları kadar büyük mesafe var..elbetteki cennetin ilk kapıları onlara açılacak onlar cennet Efendileri olacak…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.