• Bu konu 5 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
  • Yazar
    Yazılar
  • #672171
    Anonim

      Evet, dinsizliğin hükümferma olduğu o dehşetli devirde, ehl-i din, terzîl edilmeye çalışılıyordu. Hatta Kur’an’ı dahi tamamen kaldırmak ve Rusya’daki gibi dînî akîdeleri tamamen imha etmek düşünülmüş, fakat millet-i İslamiyece bir aksülameli netice verebilmesi ihtimali ileri sürülünce, bundan vazgeçilmiş; yalnız şu karar alınmıştı: “Mekteplerde yaptıracağımız yeni öğretim usûlleriyle yetişecek gençlik, Kur’an’ı ortadan kaldıracak ve bu sûretle milletin İslamiyetle olan alakası kesilecek.” Bütün bu dehşetengîz planları çeviren o müthiş fitnenin menbaları, şimdiki dînî inkişafın muarızı ve düşmanları olan haricî dinsiz cereyanların reisleri ve adamları idi.

      Tarihçe-i Hayat | İkinci Kısım : Barla Hayatı | 141

      #792877
      Anonim

        Mekteplerde yaptıracağımız yeni öğretim usûlleriyle yetişecek gençlik, Kur’an’ı ortadan kaldıracak ve bu sûretle milletin İslamiyetle olan alakası kesilecek.”

        Bunu uyguladılar,fakat heyhat.

        Risalei nuru hesaba katmadılar.

        Sonuç hüsran.

        #792878
        Anonim

          Gizli dinsiz komiteleri, “İslamî şeairleri birer birer kaldırarak İslam rûhunu yok etmek, Kur’an’ı toplatıp imha etmek” planlarını güdüyorlardı. Buna muvaffak olunamayacağını iblisane düşünerek, “Otuz sene sonra gelecek neslin kendi eliyle Kur’an’ı imha etmesini intac edecek bir plan yapalım” demişler ve bu planı tatbike koyulmuşlardı. İslamiyeti yok etmek için tarihte görülmemiş bir tahribat ve tecavüzat hüküm sürmüştür.

          Tarihçe-i Hayat | İkinci Kısım : Barla Hayatı | 137

          #792879
          Anonim

            Evet, altı yüz sene, belki Abbasiler zamanından beri, yani bin seneden beri Kur’an-ı Hakîmin bir bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyan Türk milletini, bu vatan evlatlarını, İslamiyetten uzaklaştırmak ve mahrum bırakmak için, Müslümanlığa ait her türlü bağların koparılmasına çalışılıyor ve bilfiil de muvaffak olunuyordu. Bu vakıa cüz’î değil, küllî ve umûmi idi; milyonlarca insanın, husûsan gençlerin ve milyonlar masumların, talebelerin îman ve îtikadlarına dünyevî ve uhrevî felaketlerine taallûk eden çok geniş ve şümûllü bir hadise idi. Ve Kıyamete kadar gelip geçecek Anadolu halkının ebedî hayatlarıyla alakadardı. O zaman ve o senelerde, bin yıllık parlak mazinin delalet ve şehadetiyle, Kur’an’ın bayraktarı olarak en yüksek bir mevki-i muallayı ihraz etmiş bulunan kahraman bir milletin hayatında, İslamiyet ve Kur’an aleyhinde dehşetli tahavvüller ve tahripler yapılıyor ve cihanın en namdar ordusunun bin senelik cihad-ı dîniye ile geçen parlak mazisi ve o mazide medfûn muhterem ecdadı, yeni nesillere ve mektepli talebelere unutturulmaya çalışılıyor; ve mazi ile irtibatları kesilerek birtakım maskeli ve sûreta parlak kelamlarla iğfalatta bulunularak, komünizm rejimine zemin hazırlanıyordu.

            Tarihçe-i Hayat | İkinci Kısım : Barla Hayatı | 137

            #792880
            Anonim

              İslamiyetin hakîkatinde mevcud maddî-manevî en yüksek terakkî ve medeniyet umdeleri yerine, dinsiz felsefenin bataklığındaki nursuz prensipler, edepsiz edip ve feylesofların fikir ve ideolojileri gizli komünistler, farmasonlar, dinsizler tarafından telkin ediliyor ve çok geniş bir çapta tedrîs ve talime çalışılıyordu. Bilhassa İngiliz, Fransız gibi İslam düşmanlarının İslam alemini maddeten ve manen yıpratmak, sömürmek emellerinin başında, kahraman Türk milletinin dînî bağlardan uzaklaştırılması, örf, adet, an’ane ve ahlak bakımından tamamen İslamiyete zıt bir duruma getirilmek planları vardı ve bu planlar maalesef tatbik sahasına konmuştu.

              #792882
              Anonim

                Bundan on iki sene evvel işittim ki, en dehşetli ve muannid bir zındık, Kur’ân’a karşı suikastını, tercümesiyle yapmaya başlamış ve demiş ki: “Kur’ân tercüme edilsin, tâ ne mal olduğu bilinsin.” Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir plân çevirmiş. Fakat Risale-i Nur’un cerh edilmez hüccetleri kat’î ispat etmiş ki, Kur’ân’ın hakikî tercümesi kabil değil, ve lisan-ı nahvî olan lisan-ı Arabî yerinde Kur’ân’ın meziyetlerini ve nüktelerini başka lisan muhafaza edemez ve herbir harfi, on adetten bine kadar sevap veren kelimât-ı Kur’âniyenin mucizâne ve cemiyetli tabirlerinin yerini, beşerin âdi ve cüz’î tercümeleri tutamaz, onun yerinde camilerde okunmaz diye, Risale-i Nur her tarafta intişarıyla o dehşetli plânı akîm bıraktı. Fakat o zındıktan ders alan münafıklar, yine şeytan hesabına Kur’ân güneşini üflemekle söndürmeye ahmak çocuklar gibi ahmakane ve divanecesine çalışmaları sebebiyle, bana gayet sıkı ve sıkıcı ve sıkıntılı bir hâlette bu Onuncu Mesele yazdırıldı tahmin ediyorum.

                Şualar | On Birinci Şuâ | 227

                #792883
                Anonim

                  Bu asırda, din ve İslâmiyet düşmanları, evvela imânın esaslarını zayıflatmak ve yıkmak plânını, programlarının birinci maddesine koymuşlardır. Husûsan bu yirmi beş sene içinde, tarihte görülmemiş bir halde münâfıkâne ve çeşit çeşit maskeler altında imânın erkânına yapılan sû-i kastlar pek dehşetli olmuştur. Çok yıkıcı şekiller tatbik edilmiştir.

                  konferans risalesi

                7 yazı görüntüleniyor - 1 ile 7 arası (toplam 7)
                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.