• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #672433
    Anonim
      268243_10150258618544672_696779671_7172255_7712883_n.jpg

      Müteşâbih sözlerin ma’nâlarının künhüne ve hakîkatine vâkıf olmayan,
      bu ma’nâların te’vîlini ve murâd olunan ma’nâyı bilmeyen kimsenin
      aczini ikrâr etmesi vâcib olur.

      Çünki müteşâbihâtı tasdîk etmek vâcibdir.

      Hâlbuki kendisi murâd olunan ma’nâyı anlamakdan âcizdir. Bildiğini,
      anladığını iddiâ ederse yalan söylemiş olur.

      İmâm-ı Mâlikin “rahimehullah”,
      “keyfiyyeti mechûldür” sözünün ma’nâsı da budur. Ya’nî (istivâ) kelimesi
      ile murâd olunan şeyin ne olduğu kesin olarak belirtilmemişdir. Râsih
      ilmli âlimler ve Evliyâdan ârif olanlar için keyfiyyet ma’lûmdur. Bunlar,
      ma’rifetde avâmın sınırını aşıp, müteşâbihâtı anlama meydânında dönüp
      dolaşdılar.

      Ma’rifet sahrâsında nice yollar kat’ etdiler. Buna rağmen
      onların da müteşâbihâtdan henüz ulaşamadıkları kısmları kalmışdır. Hattâ
      kendilerine keşf olan ma’rifetler çok az, gizli kalan ma’rifetler çok
      fazla olup, aralarında nisbet bile kurulamaz. Ya’nî gizli ve örtülü ma’rifetlerin
      çokluğuna izâfetle, keşf olunan ma’rifetlerin mikdârı çok azdır.

      Seyyid-ül Enbiyâ “sallallahü aleyhi ve sellem”, gizli, örtülü ma’rifetlerin
      çokluğuna izâfeten, (Seni medh ve senâ etmeğe kalkışsam sayamam.
      Sen kendini senâ etdiğin gibisin) buyurmuşdur.

      Keşf olunan
      ma’rifetlerin azlığına izâfeten de Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”,
      (Allahü teâlâyı en iyi tanıyanınız, Ondan en çok korkanınızdır.

      Allahü teâlâyı en iyi tanıyanınız benim) buyurmuşdur.
      Kavuşulacak mertebelerin, hâllerin en sonuna gelenler de bu yolun
      sonunda, onların acz ve kusûr içinde kalmaları zarûrî olduğundan, sıddîkları
      n efendisi Ebû Bekr “radıyallahü anh”, “anlamakdan âciz olduğunu
      bilmek, anlamakdır” veyâ “anlayamadığını anlamak, anlamakdır” bu-
      yurmuşdur. Müteşâbih ma’nâların hakîkatlerinin evvellerinin avâma nisbeti,
      sonlarının havâssa nisbeti gibidir.

      [Ebû Bekrin “radıyallahü anh” sözünden
      havâssın aczini i’tirâf etdiği görülmekdedir.] Bu durumda avâmın
      aczini i’tirâf etmesi nasıl vâcib olmaz?

      İmam Gazali (r.a)

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.