• Bu konu 3 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #672720
    Anonim
      Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler

      (İbrahim/3)

      “Ahireti bildikleri ve iman ettikleri halde dünyayı âhirete severek tercih etmek ve kırılacak şişeyi bâki bir elmasa bilerek rıza ve sevinçle tercih etmek ve âkıbeti görmeyen kör hissiyatın hükmüyle, hazır bir dirhem zehirli lezzeti, ileride bir batman sâfi lezzete tercih etmek, bu zamanın dehşetli bir marazı, bir musibetidir”

      (Kastamonu Lahikası)

      #794847
      Anonim
        Bu asrın bir hassası şudur ki, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor.
        Yani, kırılacak bir cam parçasını baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş.

        Ben bundan çok hayret ediyordum.
        Bugünlerde ihtar edildi ki, nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa, sair âzâ va-zifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar.
        Öyle de, hırs-ı hayat ve hıfzı ve zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniyede derc edilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbapla yaralanmış, sair letaifi kendiyle meşgul edip sukut ettir-meye başlamış; vazife-i hakikiyelerini onlara unutturmaya çalışıyor.

        Hem nasıl ki bir cazibedar sefihane ve sarhoşane şâşaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi, büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakikî vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar. Öyle de, bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli, fakat cazibeli ve elîm, fakat meraklı bir vaziyet almış ki, insanın ulvî latifelerini ve kalb ve aklını nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor.

        Evet, hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için, zaruret derecesinde olmak şartıyla, bazı umur-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer’iye var.
        Fakat, yalnız bir ihtiyaca binaen helâkete sebebiyet vermeyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur.
        Halbuki bu asır, o damar-ı insanîyi o derece şırınga etmiş ki, küçük bir ihtiyaç ve âdi bir zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umur-u diniyeyi terk eder.

        Evet, insaniyetin yaşamak damarı ve hıfz-ı hayat cihazı, bu asırda israfatla ve iktisatsızlık ve kanaatsizlik ve hırs yüzünden bereketin kalkmasıyla ve fakr u zaruret, maişet ziyadeleşmesiyle o derece o damar yaralanmış ve şerait-i hayatın ağırlaşmasıyla o derece zedelenmiş ve mütemadiyen ehl-i dalâlet nazar-ı dikkati şu hayata celb ede ede o derece nazar-ı dikkati kendine celb etmiş ki, ednâ bir hâcât-ı hayatiyeyi büyük bir mesele-i diniyeye tercih ettiriyor.

        Bu acip asrın bu acip hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur’an-ı Mucizü’l-Beyânın tiryak misâl ilaçlarının naşiri olan Risale-i Nur dayanabilir ve onun metin, sarsılmaz, sebatkar, halis, sadık, fedakar şakirtleri mukavemet edebilir. Öyleyse, herşeyden evvel onun dairesine girmeli, sadakatle, tam metanet ve ciddi ihlas ve tam itimadla ona yapışmak lazım ki, o acip hastalığın tesirinden kurtulsun.

        Kastamonu Lahikası

        #795054
        Anonim

          Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma.” (Lemalar)

          #795059
          Anonim

            Kim, neye gönlünü ve ruhunu ve aklını ve ömrünü veriyorsa bu fani alemde; baki alemde muhakkak ki onun karşılığı bulacaktır.

            #795184
            Anonim

              Hazır ücrete dayanabilmek bir imtihan meselesidir.Zira insan cam parçasını cam parçası olduğunu bildiği halde onu tercih etmesinin nedeni cam parçasının hemen,elmasın ise belli bir süre sonra verilmesidir.Hazır lezzete müptela olan insanoğlu da uzun vadeli karı,kısa vadeli zevk uğruna feda ediyor.Kısa vadede kar ediyor gibi görünse de toplamda zarar etmektedir.

              Hazır ücrete dayanabilmek kişinin heybesinin doluluğu ve iradesine sahip olmasıyla ilgili bir durumdur.Bu zamana kadar heybesini asgari ölçüde dolduramamış insanlar ister istemez nefsinin kendisine binmesiyle sonuçlanacak bir süreç yaşamaktadırlar.Heybesini asgari ölçüde dolduran kişi ise heybesindekileri tüketerek karşı koyabilir.Tabii heybesi dolu olup da yine de hazır ücreti tercih edenler vardır.Namaz kılıp haram işleyenler gibi.Burada ise nefsini ne ölçüde terbiye ettiği meselesi ortaya çıkmaktadır.İşte ramazan ayındayız.Nefsimize binmemizin tam zamanı.Unutulmamalıdır ki alışkanlıklar sağlam bir iradeyle yerine başka bir alışkanlığa bırakabilir.

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.