- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
3 Ağustos 2011: 20:36 #672817
Anonim
“Hayır” de, hayır dile
Kötü gün dostu olmak elbette önemlidir. Evet diyebilmek güzeldir. Lakin sınırlarımızı aşmadan, kendimizi ve ailemizi zora düşürmeden… Kendi istek, ihtiyaç ve inançlarımızdan taviz vererek, başkasının bir ihtiyacını gönüllü olarak ve seve seve nereye kadar karşılayabiliriz?
İstenilen meblağ bizi fazlasıyla aşıyorsa ve bu kişi dostumuzsa onu kırmadan da “hayır” demenin yolları var. Öte yandan yardım sadece maddiyattan mı ibaret olmalı? Esasında bazen manevi bir bakış açısını kazandıracak bir konuşma bile psikolojik olarak muhatabımızı rahatlatabilir. Dostumuzun sorununu dinleyerek, önündeki diğer seçenekleri fark etmesini ya da daha akıllıca duruma yaklaşmasını sağlayabiliriz.
İpe un sermek!
Nerede “hayır”, nerede “evet” demeli? Bazen iyi niyetli dostumuz bizden bir şeyler ister. Bazen de iyi niyetli olmayanlar ister. Bunu ayırt edebilmek çok önemli!
Nasreddin Hoca’nın meşhur fıkrasını bilirsiniz. Bir gün aldıklarını vermeyen komşusu hocadan ip ister. Hoca önce “Kusura bakma, veremem” der. Israrı devam edince de “İpe un sermişler” diye ekler. Komşusu “Aman Hocam, hiç ipe un serilir mi?” diye talebini sürdürür. En sonunda Hoca dayanamayıp der ki “İp benim değil mi? Vermek istemeyince ipe unda serilir başka şey de…”
Biraz mizah biraz zekâ… Muhatabına mesajını ne güzel de iletiyor Nasreddin Hoca.
Akran baskısı
Bir genç “hayır” deme becerisinden yoksunsa kötü alışkanlıklara da davetiye çıkarmış oluyor. Sigara, alkol ya da uyuşturucu kullanan gençlerle yaptığımız görüşmelerde bu gençlerin reddetme becerilerinin olmadığını görüyoruz.
Doğal süreçte bir ergen arkadaş gurubu tarafından kabul edilmeye, sevilmeye, takdir edilip onaylanmaya ihtiyaç duyar. Bu yaşlarda ergen için arkadaşlarının kendisi hakkında ne düşündüğü çok önemlidir. Akran baskısı ise genci istemediği şekilde davranması için zorlayabilir. Yapılan araştırmaların da gösterdiği gibi, yerinde ve zamanında hayır diyebilme becerisine sahip gençler akran baskısına maruz kalmamaktadır.
“Hayır diyememe” virüsünü çocukluk döneminde yükleyenler, annemiz ve babamızdan başkası değil! Aileler bu virüsü bilinçsizce, bunun ciddi hasarlara yol açabileceğini bilmeden çocuklarına bulaştırıyorlar.
Halbuki bir çocuğun kendini tehlikeli durumlardan, örneğin bir tacizden ya da istenmedik bir dokunma şeklinden koruyabilmesi için reddetme becerilerine sahip olması gerekmektedir.
Bu beceriyi “Gerekince hayır demelisin” diye söylemlerimizle öğretemeyiz. Bir beceriyi öğrenmek için pratiğe yani onu kullanmaya ve uygulamaya ihtiyaç vardır
4 Ağustos 2011: 11:56 #795129Anonim
Allah razı olsun . Nasreddin hoca fıkrası da baya güzeldi 🙂
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.