- Bu konu 11 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Eylül 2011: 19:27 #673174
Anonim
S.a kardeşler. Uzunca bir süreden sonra aranıza dönemk beni mutlu etsede o kadar uzun süre sizlerden ayrı kaldığımdan ötürü bir mahcubiyet ve pişmanlık duyduğumu belirterek başlamak istedim. Tabi bu süreç içerisinde forumda oldugu gibi bendede bazı değişiklikler hasıl oldu. Şöyleki;
Bende bir fotografçılık merakıdır aldı başını gitti. Bunu bir meslek olarak değil bir sosyal aktivite olarak yapıyorum. Ancak danışmık oldugum bazı yerler beni tatmin edecek cevabı veremediler. Külliyatta ben rastlayamadımda esasında. Bundan dolayı siz kardeşlerime sormaya karar verdim. Fotograf konusunda verilen hükümleri bilmek isterim… Selam ve Dua ile..
bu arada konuyu yanlış yere açtı isem affola…:007:
8 Eylül 2011: 19:39 #796351Anonim

Fotoğraf çekmek câiz midir? Bu fotoğrafları namaz kılınan odada asılı bulundurmak namaza mani midir? Böyle odada kılınan namaz sahih olur mu?Fotoğrafı ikiye ayırmak gerek. Canlıya âit fotoğraflar, cansıza âit fotoğraflar. Canlıya âit fotoğraflar, ya yaşayacak şekilde boy resmi olur, yahut da yaşamayacak şekilde yarım resim olur. Yaşamayacak şekilde yarım, yahut da bakınca seçilemeyecek kadar küçük olursa mahzur yoktur denebilir. Ancak boy resim ve fotoğraflarına (bir ihtiyaç olmaksızın) cevaz verilmemiştir.
Cansıza âit resimlere, yâni manzaralara gelince, bunun câiz olduğu kesindir. Çiçek, göl ve orman manzaraları gibi görüntüler çekilebilir, evlerin belli yerlerine asılıp ilâhî kudret takdirle seyredilebilir.
Canlıya âit boy resimlerini, (insan, hayvan ve diğer canlı varlıklar gibi odanın duvarına asıp, bakınca tümüyle görünür halde bırakmak, bu odada namaz kılmayı mekruh hale getirmek demektir. Bu itibarla, duvarlarında canlılara âit boy resimleri bulunan odada kılınan namaz mekruh olur.
Resimler kıble cihetinde ise mekruhluk şiddetlenir, yanda ise azalır, arkada ise daha da azalmış sayılır. Böyle resimler ya indirilmeli, yahut da üzeri örtülerek namaza durulmalıdır.
Boy resimlerini kapalı bir yerde tutmak, ancak gerektiğinde görülecek halde muhafaza etmekte beis yoktur. Kâğıt paralarla nüfus cüzdanlarındaki vesikalık resimler de câizdir. Bunlar canlandığı farzedildiğinde yaşamayacak derecede küçük ve yarım olan resimlerdir.
Ayrıca bazı müseccel şahısları tanımak için çekilen zaruri boy resimleri için de ruhsat vardır. Bunlar ihtiyaç resimleridir. Hırsızlar, diğer suçlular ancak bunlarla kolayca adaletin pençesine teslim edilebilmektedir.
Bugünkü resimlerin mühtehcen olmayanları tapılmak için çekilmediğinden, tapılmak için yapılan resimler cümlesinden sayılmayabilirler. Müstehcen resimlerin her türlüsü ise ahlâka, insanlığa ve İslâm’a aykırıdır. Kaynaklarıyla İslâm Fıkhında geniş bilgi vardır. ….
Ahmet Şahin
8 Eylül 2011: 19:53 #796352Anonim
ALLAH(c.c) razı olsun ASHAB-I BEDR kardeşim. Ancak yazıda bahsedilen “Bugünkü resimlerin mühtehcen olmayanları tapılmak için çekilmediğinden, tapılmak için yapılan resimler cümlesinden sayılmayabilirler” kelimesinden tapılmak için çekilmeyen resimler caizdir anlamı çıkarılabilir kanaatindeyim. Hani bunu şunun için sormaktayım diyanet işleri başkanlığına yazılan bir mailde konuyu danışan arkadaşıma “Müstehcen içerik olmadığı ve tapınma maksatlı olmadığı sürece bir sakınca olmadığı cevabı gelmiştir. Konu hakkında daha derin bilgiler daha önemli kaynaklara erişmek lazım gelir kanaatindeyim…
8 Eylül 2011: 20:01 #796353Anonim
Fıkıhtan araştıralım kardeşim öyle ise…Risale-i Nur’da şu an için ben anımsamıyorum.Hadislerden de Hükümlere bakalım.Sonra münazara yaparız.
8 Eylül 2011: 20:04 #796354Anonim
tamam kardeşim. Bende bulamadığımdan külliyatta buraya yönelme ihtiyacı hissettim… Meşveret haz veriyor insana… (:
8 Eylül 2011: 20:11 #796355Anonim
Bu Konuyla İlgili Hadîsler :[NOT]
Canlı bir varlığın kabartma şeklinde olsun, gölgesi görülecek biçimde olsun şeklini, heykelini yapmayı men’eder anlamda birçok sahih hadîsler rivayet edilmiştir. Canlı olmayan varlıkların ise, ağaç-dağ, ev ve benzeri şeyler gibi, kabartma veya gölgesi görülecek şekilde üç buutlu yapılmasında bir sakınca olmadığı yine rivayet edilen hadîslerden anlaşılmaktadır.[/NOT]
Ashabdan İbn Abbas (R.A.), Peygamber (A.S.) Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor :[DIKKAT]
«Kim dünyada bir suret canlı bir varlığın kabartma ya da heykel) ini yapıp tasvir ederse, kıyamet günü ona ruh üflemekle zorlanır; oysa, o, ruh üfleyici değildir.»[2][/DIKKAT]
Hazret-i Âişe (R.A.) Validemiz anlatıyor :— Ümmü Habîbe ile Ümmü Seleme (Allah ikisinden de razı olsun) bir gün Peygamber (A.S.) Efendimize, Habeşistan’da kilisede suretler (nakşedilmiş olduğunu) gördüklerini anlattılar.
Bunun üzerine Peygamber (A.S.) Efendimiz buyurdu ki :
«Onlar içlerinde iyi bir kişi bulunur da vefat edince kabri üzerine mescid (ibâdet binası) yaparlar içini suretlerle donatırlardı, İşte onlar kıyamet günü Allah yanında insanların en şerirleridir.»[3]
Bir adam îbn Abbas (R.A.) Hazretlerine gelerek dedi ki :
— Doğrusu ben bir insanım, ama geçimim şu elimin san’atiyledir; benşu (gârdüğün) suretleri (canlıların şekillerini) yapmaktayım.
İbn Abbas (R.A.) ona dedi ki :
— Sana ancak bu konuda Resûlüllah (A.S.) Efendimizden işittiğimi haber vereceğim. Efendimizden işittim buyurdu ki : «Kim bir suret yaparsa, içine ruh üfleyinceye kadar Allah ona azap edecektir, oysa ruh üfleyici de değildir.» Bunun üzerine ressam boğuk bir ses çıkarıp soludu, benzi sarardı. îbn Abbas (R.A.) ona acıyarak dedi ki:
— Vah, sana pek yazık oldu. Herhalde sanatını devam ettirmek mecburiyetinde isen bari canlı olmayan eşyayı tasvir et..[4]
” «Kim görmediği bir rüyayı gördüm diye iddia ederse, (kıyamet günü) iki arpa tanesini birbirine düğümlemesiyle teklif olunur ki hiç bir zaman yapamıyacağı bu işle azap edilir. Kim de bir toplumun duyulmasını hoşlanmadıkları bir haber ve sözünü işitmeye çalışırsa, kıyamet günü iki kulağına kurşun dökülür.
Kim de (canlı bir varlığın) suretini resmedip yaparsa, ona da buna ruh üfle diye azap edilir, oysa o, üfleyici değildir.»[5]
Bu konuda bir diğer dikkat çekici rivayet Hz. Ali (R.A.) ‘den yapılmıştır. Hz. Ali (R.A.) diyor ki :
— Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bir cenazenin teşyiinde bulunuyordu, derken ashabına dönüp dedi ki:
«Sizden kim Medine’ye hemen gider de orada hiçbir put bırakmayıp kırar, hiçbir kabir bırakmayıp onu dümdüz eder’ (de sadece baş ve ayak kısmındaki dikili taşlar kalır) hiç bir suret bırakmaz da hepsini silip belirsiz hale getirir?»
Bunun üzerine bir adam, «ben giderim Ey Allah’ın Peygamberi!» dedi.
Bu sebeple Medine halkı korkup endişe duydu.
O adam da hemen gitti ve bir süre sonra dönüp şöyle dedi:
«Ey Allah’ın Pey gamberi! Medine’de hiçbir put bırakmadım hepsini kırdım, hiçbir ka-|bir bırakmadım hepsini dümdüz ettim, hiç bir suret bırakmadım hepsini silip belirsiz hale soktum.»
Sonra Resûlüllah (A.S.) Efendimiz şöyle buyurdu :
«Kim bunlardan birini yapmaya dönerse, herhalde o Muham-med’e indirileni inkâr etmiş olur!»[6]
Hz. Ali’nin rivayet ettiği bu hadis, islâm’ın Medine’deki ilk yılla-‘rında putperestliğe karşı amansız bir mücadele verdiğinin örneklerinden biridir.
Bilindiği gibi, daha sonraları ne kabirler dümdüz edilmiş, ne de sadece kumaş üzerindeki canlıların resimleri belirsiz hale-getirilmiştir. Kademeli biçimde bir hafifleme uygulanmıştır.
Put konusunda ise ayni şiddet hep devam etmiş, hiçbir hafifleme söz konusu olmamıştır.
[2] Sahîh-i Buharî : îbn Abbas (R.A.)’den.
[3] Sahîh-Î Buharî – Hz. Aişe (R.A.)’den.
[4] Sahîh-i Buharî – îbn Abbas (R.A.)’dan.
[5] Buharî : îbn Abbas (R.A.)’dan.
[6] Müsned-i Ahmed b. Hanbel – Isnâd-i Hasen ile.
8 Eylül 2011: 20:22 #796356Anonim
Resim Ve Heykellerin Hükmü
Mâlîkîler dediler ki:
Resim veya resim yapma, dört şartla haram olur.1- Akıllı veya akılsız olsun, canlıların resmini yapmak haramdır.
Gemi, camı, minare gibi cansız varlıkların resmini yapmak mutlak surette mubahtır.
2- Yapılan resim, hacmi olması halinde ister ağaç, demir, hamur ve şeker gibi kalıcı maddelerden biriyle yapılmış olsun, ister karpuz kabuğu gibi kendi hâline bırakıldığında solup kuruyan ve geriye bir şeyi kalmayan mad delerden biriyle yapılmış olsun haramdır.
Bazıları, kalıcı olmayan madde-ierle üç boyutlu resim yapmanın caiz olduğunu söylemişlerdir. Ama kağıt, elbise, duvar, tavan ve benzeri yerlere yapılan hacimsiz (üç boyutlu olmayan) insan ve hayvan resimlerİyle ilgili olarak ihtilaf vukûbulmuştur.
Bazıları detaylara inmeksizin bu tür resimlerin mutlak olarak mubah olduğunu söylemişlerdir.
Bazıları elbise ve sergi gibi şeyler üzerine yapılan resimlerin mubah olduğunu duvarlara yapmanın ise yasak olduğunu söylemişlerdir.
Bazıları da döşeme olarak kullanılan kumaşlar üzerine yapılan resimlerin mubah olduğunu, başka yerlere yapılanlarınsa yasak olduğunu söylemişlerdir.
3-Yapılan resmin, gerek hayvan, gerek insanın onsuz yaşayamayacağı görünürdeki organları tam olarak yapılmış olmalıdır. Meselâ yapılan resi-min karnı veya başı delik olursa haram olmaz.
4- Yapılan resmin gölgesi olmalıdır. Yapılan resim hacimli (üç boyutlu) olur da duvarda yapılmış olduğu için gölgesi olmazsa, sadece gölgesiz kısımları açıkta olursa haram olmaz.
Bütün bunlardan istisna olarak küçük kız çocuklarının oynadıkları bebekleri,
üç boyutlu da olsa yapıp satmak caizdir.
Çünkü bunlardan mak-sad, küçük kızları çocuk eğitimi konusunda yetiştirmektir.
Bu anlatılan hususlardan da anlaşılmış oluyor ki, resim ve heykellerin haram kılınmasından amaç, her halükârda putperestliğe benzer durumları ortadan kaldırmaya yöneliktir.
(84) Şâfiîler dediler ki:
Canlı olmayan varlıkların, meselâ ay, güneş, ağaç ve gemi gibi şeylerin resmîni yapmak caizdir. Ama akıllı olsun veya olmasın, canlıların resmini yapmak helâl olmaz.Bunlardan birinin resmini yapan kişinin yaptığı resim ya hacimli olur veya olmaz. Hacimli olmayıp da ayak altında kalan yere veya sergiye veyahut da yaslanılan bir yastığa yapılmış olursa onu seyretmekten hoşlanmak caiz olur.
Ama duvara veya tavana asılı olan, ya da giyilen bir elbise üzerine yapılan resmi seyretmekten hoşlanmak caiz olur.
Ama duvara veya tavana asılı olan, ya da giyilen bir elbise üzerine yapılan resmi seyredip bundan hoşlanmak caiz olmaz.
Çünkü böyle yapmakla resim, putperestliğe benzer şekilde ta’zîm edilip ululanmaktadır.
Yapılan resmin hacmi olur da başı veya bel kısmı kesik, ya da karnı delik vaziyette olup yaşaması düşünülemiyecek bir şekilde ise, onu seyretmek caiz olur.
Bundan da öğreniyoruz ki, başka haramları içermediği takdirde sinemaya gidip eğlenmenin bir sakıncası olmaz.
Zîrâ beyaz perdedeki resimler, eksik olup hacimli değildirler. Kız çocuklarının oyuncakları da istisnâen caizdir.
Bunları yapıp satmak caizdir. Bazıları, bunların da eksik olması gerektiği kaydını getirmişlerdir.
Hanbelîler dediler ki:Canlı olmayan ağaç ve benzeri varlıkların resmini yapmak caizdir. Akıllı veya akılsız canlıların resmini yapmak caiz olmaz.
Yalnız bu gibi resimler, yere serilip ayak altında kalan sergiler üzerine yapılırsa, ya da yaslanılan yastıklar üzerine işlenirse caiz olur.
Yapılan resim, hacimli olur ama baş veya onsuz yaşaması mümkün olmayan diğer organlarından biri giderilmiş ise mubah olur.
Hanefîler dediler ki:Ağaç ve benzeri canlı olmayan varlıkların resmini yapmak caizdir. Canlıların resmini sergi, yastık, yere serilen sergi veya kağıt üzerine yapmak caizdir.
Çünkü bu durumda resim tahkîr edilmiş olmaktadır.
Baş ve benzeri onsuz yaşanılması mümkün olmayan bir organı eksik, resmi yapmak caizdir.
Kıymetli ve saygınlığı olan bir yere resim koymak veya organları tam olarak teşekkül ettirilmiş resmi yapmak ise caiz değildir.
Kaynak; Dört Mezhep Fıkıh
8 Eylül 2011: 20:34 #796357Anonim
Konuya ilişkin hükümler değil belki ama mükemmel bir bakışla anlatılmış.Bunu da paylaşalım.[NOT]Hem meselâ bir mahir san’atkâr, plâksız bir fonoğraf yapsa,o fonoğraf istediği gibi konuşsa, işlese; san’atkârı ne kadar müftehir olur, mütelezziz olur; kendi kendine “Mâşâallah” der.
Madem icadsız ve surî bir küçük san’at,
san’atkârının ruhunda bu derece bir iftihar, bir memnuniyet hissi uyandırırsa,
elbette bu mevcudatın Sâni’-i Hakîm’i, kâinatın mecmuunu,
hadsiz nağmelerin enva’ıyla sadâ veren ve ses verip tesbih eden ve zikredip konuşan bir musikî-i İlahiye ve bir fabrika-i acibe yapmakla beraber,
kâinatın herbir nev’ini, herbir âlemini ayrı bir san’atla ve ayrı san’at mu’cizeleriyle göstererek zîhayatların kafalarında birer fonoğraf,
birer fotoğraf, birer telgraf gibi çok makineleri, hattâ en küçük bir kafada dahi yapmakla beraber herbir insan kafasına,
değil yalnız plâksız fonoğraf,
birer âyinesiz fotoğraf, bir telsiz telgraf,
belki bunlardan yirmi defa daha hârika, her insanın kafasında öyle bir makineyi yapmaktan ve istediği tarzda işleyip neticeleri vermekten gelen iftihar-ı kudsî ve memnuniyet-i
mukaddese gibi manaları ve rububiyetin bu nev’inden olan ulvî şuunatı;
elbette ve herhalde bu faaliyet-i daimeyi istilzam eder
Lem’alar
[/NOT]
İ’lem Eyyühel-Aziz!Dünya hayatını güzelleştiren esbabdan biri, dünya âyinesinde temessül ile parlayan hidayet nurları ve büyük insanların sevgili ve sevimli timsalleridir. Evet müstakbel mazinin âyinesidir.
Mazi berzaha, yani öteki âleme intikal ve inkılab ettiğinde suretini ve şeklini ve dünyasını istikbal âyinesine, tarihe, insanların zihinlerine vedia ediyor.
Onlara olan manevî ve hayalî muhabbetleriyle dünya muhabbeti tatlı olur.
Meselâ:
Arkadaşlarının ve akrabasının timsallerini ve fotoğraflarını hâvi büyük bir âyineyi yolunda bulan bir adam, şark cihetine giden adamların memleketlerine gidip onlara iltihak etmek için çalışmayıp da, o âyinenin içindeki timsaller ile uğraşır, muhabbet eder.
İşte bu adam gafletten ayıldığı zaman: “Eyvah, ne ediyorum? Bunlar şarab değil serabdır.
Bunlar ile uğraşmak, azb değil azabdır.” der, arkadaşlarına yetişmek üzere şark seferine tedarikatta bulunmaya başlar.
Mesnevi-i Nuriye
8 Eylül 2011: 20:49 #796358Anonim
Hocam peki kafama takılan bir durum söz konusu. Tabiki hadis-i şerifleride yorumlama olayı var tefsiri var. Eğer bu durumlar mevcut ise üstad’ın fotografı ve üstadın talebelerininde fotoğrafları mevcut… acaba hani bi açık kapı mı vardır diye düşünmeden edemiyorum…
8 Eylül 2011: 21:05 #796359Anonim
@NurYolcusu 261130 wrote:
Hocam peki kafama takılan bir durum söz konusu. Tabiki hadis-i şerifleride yorumlama olayı var tesfiri var. Eğer bu durumlar mevcut ise üstad’ın fotografı ve üstadın talebelerininde fotoğrafları mevcut… acaba hani bi açık kapı mı vardır diye düşünmeden edemiyorum…
Estağfurullah Kardeşim sanırım bu kısımda da niyet işin içine giriyor ve Allah (c.c) ‘nin takdiri…Bir resimde hatırlarsanız Ustad eliyle yüzünü kapatmaya çalışmış.
Şundan eminim ama nur talebelerinin tapınmak gibi bir düşünceye kapı aralamadıklarıdır.
Fahr-ül İslâm Üstaz-ı A’zam Bedîüzzaman Hazretlerine!
Kemal-i ihtiramla hâk-i pây-i zât-ı âlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim. Altı yaşındayım. Ramazan-ı şerifin yirmi altıncı gününde Kur’an-ı Kerim’i hatmettim. Suriye’de en küçük bir Nur talebesiyim. Arkadaşlarımdan onbir talebe daha Kur’an-ı Kerim’i hatmettiler.
Hepimiz namaz kılıyoruz. Bu mektubla fotoğrafımı Urfa Nur talebeleri vasıtasıyla zât-ı meal-i sıfat-ı âlîlerinize gönderiyorum.
Çok rica ederim, mübarek hatt-ı şerifinizle fotoğrafın arka tarafına bana bir-iki cümle dua yazınız, tekrar fotoğrafımı iade buyurmanızı rica ederim. Pederim Abdülhâdi, hak-i pây-i âlîlerinizden öper, dualarınızı taleb eder.
Suriye Derbasiye nahiyesine tâbi’ Âliye köyünde Nur talebelerinden
Hüseyin Abdülhâdi
Tarihçe-i Hayat
8 Eylül 2011: 21:15 #796360Anonim
Hocam konu ile ilgili paylaşılan fikirlerden edindiğiniz düşünceyi paylaşmanızı rica etsem? ALLAH(c.c.) ebeden razı olsun inş…
8 Eylül 2011: 21:31 #796362Anonim
@NurYolcusu 261134 wrote:
Hocam konu ile ilgili paylaşılan fikirlerden edindiğiniz düşünceyi paylaşmanızı rica etsem? ALLAH(c.c.) ebeden razı olsun inş…
Est.hissemce anladığım şunlardır ( haşa haddimiz değil ve Allah affetsin yanlışımızı );-Niyetler önemli öncelikle…
Çektiğim veya çizdiğim resimlerin eser olarak ne faydası var ?
Baktığımda bana ne anımsatıyor ?
Hüzün mü veriyor ?Bu hüzün beni Gaflete mi sürüklüyor ? Her iki hayata bağlayan manevi bağlarımı mı koparıyor ?
Yoksa Allah (c.c ) ile olan irtibatımıma mı yardımcı oluyor ?
Ki bunu çoğumuz düşünmüyoruz ve çekiyoruz yüzlerce resim…
Hatıra niyetiyle çoğunu da çekiyoruz.Bu resimlerin yukarıda sayılan sebepler vesilesiyle ayrıldığını görüyorum.
Kısacası dünyevi gaflete sürükleyecek,teşhire vesile olacak ve sonradan tapınmaya sebebiyet verecek insan portrelerinden bahsediliyor caiz olmayan taraflarda…
Ve Bunun sınırlarını belirlemek için de caizlik oranları belirtilmiş.
Sanırım siz bunu mesleki veya hobi aktivite olarak sordunuz ve şahsen derimki ; Tefekküre sebebiyet verebilecek ortamları yansıtmaya vesile olmanız gayet güzel olur.
Kısaca düşüncem budur.
8 Eylül 2011: 22:09 #796364Anonim
Rabbim ebeden razı olsun inş.. Hobidir evet. Ve bahsedilen mevzuda daha dikkatli olacağım… Çok teşekkür ederim…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.