• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #673253
    Anonim
      Cennet’in Yeryüzündeki
      Yakutu
      Hacer-i Esved..


      Hacerü’l-Esved ‘siyah taş’ manasına
      gelir. Kâbe’de bulunan 18-19 cm kutrunda (çapında), siyaha çalan kırmızımsı
      esmer, parlak bir taştır. Hz. Âdem (a.s.) yaratıldığında, meleklerin tavaf
      etmesi için yeryüzünde Allah’ın emri ile Cebrail (a.s.)’ın temelini çıkarttığı
      ve bugünkü Kâbe’nin ilk şekli olan bina yanına Âdem (a.s.)’ın makamı olarak
      konduğu rivayetler arasındadır. Kâbe, Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. İsmail (a.s.)
      tarafından inşa edilirken Hz. İsmail (a.s.) tarafından Ebû Kubeys dağından
      getirilerek Kâbe’nin bugünkü köşesine tavaf işareti olarak konmuştur. Ebû
      Kubeys dağına Nuh tufanı esnasında melekler tarafından getirilmiştir.

      Tavafa başlarken, her şavtın sonunda
      ve sa’ye başlarken bu taşa dokunmak/öpmek veya uzaktan selamlamak sünnettir.

      Hacerü’l-Esved, Cennet’ten nurdan
      bir sütun olarak zuhur ettiği ve sonunda bugünkü halini aldığı rivayet edilir.
      İnsanların günahlarının tesiriyle karardığı da söylenir.

      Hacerü’l-Esved, Peygamber Efendimiz
      (s.a.v.), diğer Peygamberler ve melekler tarafından öpülmüştür.
      Hacerü’l-Esved’i öpmek, Cenâb-ı Hakk’ın saltanat-ı İlahiyesine kurbiyete
      (yakınlığa) bir işaret olması itibariyle hürmet, teslim ve ikrar manasını ifade
      eder.

      Kâbe, Huzaalıların eline geçtikten
      sonra, Hacer-i Esved, onların rakibi olan Cürhümlüler tarafından kaçırılıp
      sonradan Huzaa kabilesi tarafından yeniden ele geçirilerek tekrar yerine
      konulmuştur. Daha sonraları Abbasi Halifelerinden Muktedir Billah zamanında
      Mekke’yi zabtetmiş olan Karamite (Kırmitîler) reisi Tahir tarafından koparılıp
      Kûfe Mescidi’ne konulmuştu. 20 sene sonra, Halife Mutî’ Billah tarafından 24
      bin dinar karşılığında geri alınıp Mekke’ye getirilmiş, bugünkü yerine
      konulmuştur.

      Hacerü’l-Esved, muhtelif
      zamanlardaki yangınlarda kırılmıştır. Şimdi 12 parça olarak birleştirilmiştir.
      Ufak bir parçası Kanunî Sultan Süleyman zamanında İstanbul’a nakledilmiş,
      Süleymaniye civarındaki Kanuni Sultan Süleyman türbesine asılmıştır.

      Rivayete göre; Hacerü’l-Esved
      kıyamet gününde Kâbe’yi tavaf edenlere şahit olacağından tavafı aşk ile yapmak
      gerekir. Halk arasında hacdan gelenlerin avuçlarının içlerinin öpülmesi o
      nedenledir ki, hacca gidip tavaf edenler Hacerü’l-Esved’i selamlarlar, öperler
      ya da dokunarak veya uzaktan ellerini açarak istilam ederler. Çünkü hacı “elestü bi Rabbiküm” bezmindeki ikrarı
      burada yenilemiş olduğundan memleketinde henüz hacca gidememiş kimselerin onu
      tasdik ettiklerini ifade için hacının avucunun içini öpmeyi âdet edinmişlerdir.

      “Yedi kat gök ve yer ve bunların içindekiler,
      Allah’ı tesbih eder. Hiçbir varlık yok ki, Onu hamd ile tesbih etmesin; fakat
      onların tesbihini anlayamazsınız!”
      (İsrâ
      sûresi, 17/44)

      Bütün mahlukat Allah’ı zikrediyor.
      Onlara zikir etme kuvvetini veren Allah Teâlâ, onları konuşturamaz mı, onlara
      şefaat izni veremez mi.

      Hacerü’l-Esved’i öpmek sünnettir.
      Hz. Ömer (r.a.), Kâbe’yi tavaf ederken Hacerü’l-Esved’e karşı: “Sen bir taşsın,
      zarar ya da faydan olmaz; ama Rasûlullah (s.a.v.) öptüğü için ona uyarak seni
      öpüyorum” dedi. Hz. Ali (r.a.), bunu işitince, Rasûlullah (s.a.v.)’in: “Hacerü’l-Esved,
      kıyamette insanlara şefaat eder”
      buyurduğunu
      ben işittim demiştir.

      Hz. Ömer, Hacerü’l-Esved’in Cennet’ten
      geldiğini, o taşı öpmenin sünnet olduğunu, taşın şefaat edeceğini elbette
      biliyordu. O’nun böyle bir ifade kullanması ve Hz. Ali’nin bu hadis-i şerifi
      nakletmesi dindeki bir hükmün vesika haline gelmesi içindir.

      Hacerü’l-Esved’le ilgili çok hadis-i
      şerif vardır. İşte onlardan bazıları:

      “Hacerü’l-Esved, Cennet
      yakutlarındandır. Kıyamette, iki gözü ve bir dili olduğu halde getirilir. Tazim
      ve sıdk ile istilam edenin lehinde şahitlik eder. Riya ve alay ile istilam
      edenin de aleyhine şahitlik eder.”
      (Tirmizî)

      “Hacerü’l-Esved’i hayırlı işlerinize
      şahit yapın. Çünkü o, kıyamette şefaati reddedilmeyen bir şefaatçidir. Dili ve
      iki dudağı olacak ve ona elini sürene şahitlik yapacaktır.”
      (Taberanî)

      “Rasûlullah (s.a.v.), Hacerü’l-Esved’i
      istilâm ettiklerinde, onu öper ve yüzünü sürerdi.”
      (İbn Mace)

      ”Hacerü’l-Esved’e cahiliye zamanı
      adamlarının manevi pislikleri bulaşmasaydı, ona dokunup da iyi olmayan dertli
      kalmazdı.”
      (Beyhâki)

      “Kıyamette onun fasih bir dili
      olduğu halde Hacerü’l-Esved huzura getirilir ve o, iman ile kendisine
      dokunanlara şehadet eder.”
      (Hâkim)

      “Hacerü’l-Esved kardan daha beyazdı,
      insanların günahları onu kararttı.”
      (Taberani)

      Yüce Mevlâ’mız herkese bu nimetten
      hissedâr olmayı nasip etsin.

      alinti

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.