• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #673442
    Anonim

      [TABLE=”align: center”]
      [TR]
      [TD=”bgcolor: #ffffff”]Ateş Lâzım Olmuştu[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”colspan: 2″][TABLE]
      [TR]
      [TD=”width: 580, bgcolor: #ffffff”][TABLE=”align: center”]
      [TR]
      [TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:
      “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şûrâ, 30)
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:
      “Benim ve sizin durumunuz, ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervâneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.” (Müslim, Fedâil, 19. Buhârî, Rikâk 26; Tirmizî, Edeb 82)
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Behlûl Dânâ, bir gün halife Harun Reşit ile karşılaşır. Kendisini tanıyan hükümdar, bu mübarek zata:
      “–Ey Behlûl! Nereden geliyorsun böyle?” diye sorar. Hazret, hiç düşünmeden:
      “–Cehennemden geliyorum” cevabını verir.
      Harun Reşit, şaşırarak tekrar sorar:
      “–Ne işin vardı orada?”
      Behlûl Dânâ anlatır:
      “–Efendim; ateş lâzım olmuştu. Cehenneme gideyim de biraz isteyim dedim. Fakat oradaki memur bana:
      “–Burada ateş yoktur” dedi.
      “–Nasıl olur, Cehennem ateş yeri değil mi?” diye sorunca:
      “–Evet; gerçekten burada ateş yoktur. Her gelen, ateşini dünyadan getirir cevabını verdi.”
      Dehşete kapılan Harun Reşit büyük bir üzüntüyle sordu:
      “–Behlûl! Ne yapayım ki, oraya ateş götürmeyeyim?” Behlûl Dânâ, hızla uzaklaşırken haykırdı:
      “–Adâlet! Adâlet! Adâlet!”
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      el-Ğafûr: Kulların günahlarını affederek örten, suçlarından ve hatalarından vazgeçip bağışlayan, mağfireti çok, af edişi sonsuz olan demektir.
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.